DÖRT CİHAR…

Okunması Gerekenler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

efeEuroleague’de sezonu tamamladık. Seyir zevki açısından önceki yılları aratsa da, Final Four heyecanı yine bizi aldı sürükledi bambaşka yerlere. Tabi bu sene bu heyecanın iki boyutu vardı bizler için: en büyük dört takımın kapışmasını görmek ve bu dörtlüden birisi olmayı hak eden temsilcimiz Fenerbahçe Ülker ile tek yürek olmak.

Maçları tek tek incelemek kolay; ilk maçta CSKA yine başının belası o rehavet sendromuna yenildi ve paranın azme galip gelemediğini tasdik etti. Elbette ki maç boyu yokları oynayan Olympiakos yıldızı Spanoulis’in tüm kalitesini maç sonuna saklayışı (ilk üç çeyrek 0/10 saha içi yüzdesi, sonrasında arka arkaya üç üçlük isabetiyle 13s 3a 3tç 4tk) onların planını alt üst etti, fakat Spanoulis’in Spanoulis oluşunu ilk kez görmüyorlardı ve Yunan yıldızın kadrini biliyorlardı neticede.

cska oly 6Peki acaba, Papapetrou (9s), Dunston (5s 5r), Hunter (2s 1r 1b), Sloukas (10s 2r 2a), Printezis (14s 8r 4a), Mantzaris (5s 4a) ve Petway (5s 4r) canını dişine takıp, Spanoulis’in ve Lojeski’nin (2s 3r) karavanalarını telafi ederken, CSKA’nın kumandanı Teodosic (1/9 saha içi isabetle 8s 3r 5a 6tk) nerelerdeydi? Spanoulis’in debelendiği bataklığın içindeydi hiç kuşkusuz; fakat Spanoulis doğru anda bir dala tutunup kendini kurtardı, Teodosic ise öyle bir battı ki dibe, 3.lük maçında takımın kadrosuna bile giremedi, tribüne gitti.

Sırp yıldızın derdi neydi, ne için bu kadar kalitesini yüzüstü bıraktı; işte onu henüz bilmiyoruz. Fakat Teodosic, De Colo (18s 4a 4r) veya Aaron Jackson’ın (9s 3a 7tç) verdiği katkının yarısını bile veremeden tamamladı Final Four’u. Uzun rotasyonu bakımından da parmak ısırtan CSKA, Hines (1s 4r), Markoishvili (bulduğu 3 dakikalık sürede sayı atamadı), Khryapa (2s 2r 2a), Kirilenko (5s 5r 3tç), Vorontsevich (5s 5r) ve Kaun gibi pota altı oyuncuları varken, bir tek Kaun’dan (11s 4r) beklenen katkıyı alınca, işler tepetaklak oldu. Üzerine ne Weems (9s 4r 4a) ne de Nichols (3 dk süre, sıfır istatistik katkısı) bir fark yaratamayınca, uzun süre önde götürdükleri maçta, makus kaderlerinden kendilerini kurtaramadılar CSKA’lılar (68-70).

fb real 3Gecenin ikinci maçında ise, evvela Fenerbahçe Ülker kadrosunun tecrübesizliğe kurban gidişini, basit hatalarını seyrettik. Saç baş yolduk durduk. Açıkçası, çeyrek final serisinde Anadolu Efes bile Real Madrid karşısında bu kadar acemice ve ardışık hatalara imza atmamıştı. Sezon boyu bu hataları asgari miktarda sergileyen Fenerbahçe’nin birdenbire serbest düşüşe geçmesinin ilk izahatı, kadronun tamama yakınının Final Four tecrübesinden bihaber oluşuydu, orası kesin.

Derken, üçüncü çeyrekle beraber Obradovic faktörü etkisini gösterdi ve Vesely ile Goudelock önderliğinde Fenerbahçe toparlandı. İşte orada, senelerdir kara sevdamız olan hakemler devreye girip, olası bir Real Madrid hezimetini engellemek adına ellerinden geleni yaptılar. Hakemlere dair serzenişte bulunmaktan biz bıktık usandık, fakat görünen o ki, FIBA Avrupa Başkanı’nın bir Türk olması bile, kulisleri, dengeleri etkilemeye yetmiyor. Kulisle gelecek başarının gözü kör olsun, lakin bilek hakkıyla elde edilen başarının kulisle elden gidişine de bir dur demek gerekir.

Neticede, Ayon, Rudy ve bilhassa Nocioni’nin (12s 6r) yaptığı antikalıklar, cezasız, karşılıksız kaldı (87-96). Rakip zaten Jaycee Carroll (7s), Llull (12s 9a), S-Rod (13s 7a), Rudy (12s 4r) ve KC Rivers (kenardan gelerek 5/6 üçlük ile 17s 2r 2tç) ile dillere destan bir 3 sayı performansı ve Ayon (18s 7r 6a) önderliğinde takdire şayan bir pota altı gücü sergilemişken, bir de üzerine hakemlerden yana işleri rast gitti ve Fenerbahçe’nin rakibini yakalayıp şahlanmasına fırsat doğamadı.

fb real 10Öte yandan, Fenerbahçe’nin ilk üç çeyrekteki hatalarından hakemlere pay çıkarmak da adaletsizlik olur. Euroleague’de normal sezon MVP’si seçilen Nemanja Bjelica’nın (1/6 saha içi isabetle 11s 5r 2a 4tk) sakatlıktan kurtulamaması ve maç eksikliği çekmesi, zaten takımın hücumdaki ve ribauntlardaki en mühim gücünü yarı yarıya düşürdü. Bjelica, en iyi olduğu dakikalarda bile, alışılmışın aksine, bencil ve gereksiz ölçüde ısrarcı davranarak hata payını daha da büyüttü. Semih’in (1.36 dk süre aldı) uzun süre kenarda unutulması, Oğuz’un (2s) çare olamaması, Zoric’in (6s) gerekenden çok daha az oynatılışı yüzünden, pota altının medar-ı iftiharı Vesely (20s 6r 2a) 35 dakika sahada kaldı ve adeta canı çıktı.

Takım adına hayal kırıklığı yaratan diğer iki isim ise, Zisis (1/4 saha içi isabetle 2s 2a) ve Bogdanovic’ti (3/8 saha içi isabetle 12s 3r 4a 2tk). Genç Bogdanovic’in ve Kenan Sipahi’nin böylesi tansiyonu yüksek bir ortamda normal çizgisinde seyredememesini anlayışla karşılayabiliriz; ama takımın hakiki bir Final Four tecrübesine sahip yegane oyuncusu Zisis’in bu denli düşmesi, Fenerbahçe’nin umutlarını epey köreltti. Emir (2s 2r 2a 2tk) ve Melih (6s 4r) ise zaten bu tabloda daha fazlasını yapamazdı. Eğer işler kötü giderken Goudelock (26s 6r 4a) bireysel ve başına buyruk biçimde skor katkısı vermeseydi, Fenerbahçe çok daha ağır bir hezimete kurban giderdi.

real madridFenerbahçe adına bu maçta en önemli gözlemlerimiz, tutkusunu yitirmeyen taraftarları ve hakem düdükleri karşısında gereğinden fazla tepkisiz, sessiz kalan koç Obradovic’ti. Sıradan bir maçtaki hakem hatalarında bile teknik faullük olan Obradovic’in, bu maçta, özellikle son çeyrekte hepimize, tüm oyunculara illallah dedirten onca düdük karşısında sükûnetinden taviz vermemesi ilginçti. Ya “Real Madrid’i Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği”nin kurduğu kulisi çözmüştü ve isyanın nafile olduğunu görmüştü, yahut da takımının hataları karşısında pes etmişti. Söz konusu Obradovic iken, ilk ihtimal çok daha inandırıcı elbette…

Üçüncülük maçında Fenerbahçe yine maçın ilk yarısını inanılması güç hatalara düşerek tamamladı. Final Four’da oynadığı her maçın ilk yarısını 50 sayı yiyerek tamamlamayı başaran ve ikinci yarıyı o enkazdan çıkmak için debelenmekle geçiren temsilcimiz, yine üçüncü çeyrekle birlikte muazzam bir geri dönüşe imza attı. Lakin bu kez önlerini kollamacı düdükler değil, bireysel hatalar ve kör şutlar kesti. Böylelikle Fenerbahçe, son maçında CSKA’ya 86 – 80 kaybederek ilk Final Four maceralarını 4.lükle noktaladı.

Fenerbahçe’de iki maçın da en istikrarlı ismi Goudelock (24s 3a 2tç 3tk 2r) oldu. Öte yandan, ilk maçın yorgunluğunu üzerinden atamayan Vesely’nin (12dk süre, 5s 3r) yerini alan Semih (8s 4r), sahadayken savunma adına ne denli mühim bir uzun olabileceğini bize bir kez daha kanıtladı. Zoric (8s 1r) ve bilhassa Bjelica (18s 10r 3a 3tç 4tk) bu maçla beraber çıkışa geçerken, takımın düzgün bir ivme yakalaması için en gerekli parçanın, sağlam ve eli titremeyen bir Zisis (12s 3r 6a) olduğunu da gördük.

cska fb 1Şahsi kanaatim, Melih Mahmutoğlu’nun (0/3 üçlük isabeti) kariyeri boyunca en iyi yaptığı şeyi, yani şut sokmayı, maçın en kritik anlarında, üstelik de uygun fırsatlar yakalamışken, layıkıyla ifa edememesi yüzünden Fenerbahçe’nin maçı kopartamadığı yönünde. Ona bu konuda ne Zisis, ne de Bogdanovic (1/6 saha içi isabetiyle 5s 3r 4a) yardımcı olamayınca, CSKA 3.lüğü elde etmeyi başardı. CSKA’da Teodosic bu maçı tribünden seyrederken, De Colo (17s), Aaron Jackson (12s 6a), Nichols (14s 5r), Kaun (9s 6r), Hines (8s 4r), Weems (6s 2a 2tç) ve sakatlıktan dönen Fridzon (9s) öne çıkan isimler oldular. Kirilenko (5s 6r) ve Khyrapa (2s 2r 3a) ise, yine kendilerine yakışanı yapamadılar.

Final, öyle ahım şahım bir çekişmeye sahne oldu diyemeyiz. 3. Çeyreğin sonunda, galip hemen hepimiz için aşikardı. Yunan lobisi karşısında ‘hazır ol’a geçen İspanyol lobisi hakemleri bu kez lehe çeviremedi belki, fakat Spanoulis CSKA karşısında yarattığı mucizeyi tekrarlayamayınca, kadro kalitesi işleri Madrid ekibinden yana tescillemeye yetti. Carroll (16s 3r), Rivers (5s 4r) ve Maciulis (9s 4r) benchten gelip azami katkıyı verirken, Llull (12s 4a), S-Rod (11s 3r 4a), Rudy (3/9 saha içi isabetle 7s 4r 2a) ve Nocioni (12s 7r 2a) de ellerinden geleni yaptılar. Böylelikle ilk maçtaki performansını mumla aratan Ayon (2s 5r) ve iki maçtır suskun kalan Felipe Reyes, Bourousis ve Slaughter’ın eksiklikleri de hissedilmedi.

real 11Olympiakos’ta ise Hunter 10 sayı 7 ribaunt, Sloukas 10 sayı 2 asist, Printezis 11 sayı 3 asist 2 ribaunt ve Lojeski 17 sayı 2 ribaunt 2 top çalma kaydetti, fakat genç Papapetrou, Agravanis, Dunston, Petway, Mantzaris, Lafayette, Darden gibi görev adamları suskun kalınca, Spanoulis de 1/5 saha içi isabeti ve ¼ serbest atış yüzdesi sebebiyle 3 sayı 3 asist ve 4 top kaybı gibi kabullenmesi güç bir performans üretince, finali 78 – 59 kaybetmeye mani olamadılar.

Hülasa, 20 yıl evvelki senaryo tekerrür etti, Real Madrid, efsanevi Arlauckas – Sabonis pota altı ikilisinden bu yana (1995) ilk kez Euroleague şampiyonu oldu; üstelik, iki yıl önce Olympiakos’a kaybettikleri finalin acısını da, yirmi yıl önce yine Olympiakos’a karşı kazandıkları finalde yaptıkları gibi, evlerinde, rakiplerine fark atarak çıkardılar. Geçen seneye nazaran bu yıl koç Laso ve sistemini hiç beğenmesem ve kulis faaliyetlerini kınasam bile, nihayet istediklerine ulaşarak bir nevi ciğerlerini soğutmayı başardılar.

Nocioni’nin Final Four MVP’si seçilmesi ilginçti tartışmaya açık bir karardı. Maç sonunda Rudy ve Spanoulis (gelin, bundan sonra takma ismi Vaspa olsun) arasında çıkan enteresan gerginlik ise, ikilinin birbirlerine arka arkaya top fırlatmalarıyla ve karşılıklı teknik faul almalarıyla büyüse de, maç sonunda taraflar barış ilan etti ve neyse ki Fair – play kokan bir tablo kaldı geriye. Final Four’un en tatlı hadiselerinden birisi de, 3.lük maçında Yunan seyircilerin FB Ülker’i, final maçında ise Türk taraftarların Olympiakos’u desteklemeleriydi…

fb real 5Fenerbahçe Ülker’e sonsuz tebrik ve takdirlerimi iletirken, antikalıkların yaşanmadığı bir başka Final Four’da, yani önümüzdeki senelerde, bu başarı eşiğini sürdürmelerini, hatta günü geldiğinde çıtayı arttırabilmelerini de can-ı gönülden temenni ediyorum. Tarihi bir başarıya imza atıldı; ileride arkası getirilemese bile, nelerin doğru olduğu ve neyin nasıl yapıldığında müspet sonuç verdiği görüldü, anlaşıldı artık. Helal-i hoş olsun. Arkası kesilmesin…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail : efeozenc@abcspor.com

twitter : efe_ozenc

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay Kerimoğlu transfer olunca daha da...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı Jailson, Gustavo ve Ozan ile...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini çok andıran bir sorunsal daha...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda en kısa ve en efektif...

Benzer Konular