PİRUS ZAFERİ

21/07/2018

PİRUS ZAFERİ

Bir Dünya Kupası’nın daha sonuna geldik ve bir defaya ya da ilk defaya mahsus olarak 4,5 senelik hasret başlamış oldu. 2022 yılında Kasım ayında Katar’da yapılacak olan 22.Dünya Kupası’na kadar kıtaların kendi iç turnuvalarına ve kulüp turnuvalarına konsantre olacağız. Peki geriye dönüp baktığımızda 2018 Dünya Kupası’nın futbola kazandırıp kaybettirdiklerini nasıl değerlendireceğiz?

İşte bütün mesele bu(!)

Daha önce muhtelif yazılarımda belirttiğim gibi futbol tarihi güzel oyun ile bir yerlere varmaya çalışan, zirve yolunda yalnızlaşan ve bazen oraya varıp taraflı tarafsız birçok futbolseveri sevince boğan ama bazen de bu yolda pragmatizme yenilerek futbol aşıklarının boynunu büken nice takımları yazdı ve kısmen de olsa hala yazmaya devam ediyor. 1954 Macaristan, 1966 Portekiz, 1970 Brezilya, 1974 Hollanda, 1982 Brezilya ve 1986 Arjantin takımları bu oyunu güzelleştirmek için çabaladılar, bazıları başardı, bazıları ise başaramadı diyemiyorum zira hepsi galipti aslında bu ulvi yolda.

Uzun yıllardır hasret olduğumuz böyle bir takıma kısmen de olsa 2002 Brezilya ile yaklaşmıştık ama özlem büyük, merak ise tarifsizdi.

15 Temmuz günü saatlerimiz TSİ 20.00’yi gösterdiğinde bu özlemimiz dört buçuk sene daha uzatmaya gitti.

1998’deki Dünya Kupası Şampiyonluğu’nda Aimé Jacquet’in yaşadıklarını ve haklı mücadelesini daha önce bir yazımda dile getirmiştim. O takım 3 adet üst seviyede futbol adamı yetiştirdi, 2 tane de yolda geliyor. Zidane oynatarak, Blanc ve Deschamps ise durdurarak oynatmayı tercih eden hocalar oldular. Henry ve Vieira da yolda, bakalım onlar nasıl olacak ama şu anda bildiğimiz husus Fransa Milli Takımı’nın bu kadar finale rağmen güzel futbol açısından 2000 yılında Jacquet’in asistanı Lemerre’in Avrupa Şampiyonluğu akabinde kontağı kapattığıdır.

2000-2006 yılları arasında ellerinde Zidane gibi adam olması rağmen futbol oynamamayı tercih eden Fransızlar, bundan sonra Zidane olmadan da bu alışkanlığını değiştiremedi. 2013 yılında Türkiye’de düzenlenen U20 Dünya Kupası’nı finalde Uruguay’ı penaltılar ile geçerek kazanan Fransa o dönemde altın jenerasyon olarak adlandırılan takımdan 6 tane oyuncuyu zaman içerisinde A Takıma çıkardı. Bunlardan 4 tane oyuncuyu ancak 2018’e getiren Fransa elindeki jenerasyon altın ya da gümüş fark etmez huylunun huyundan vazgeçmeyeceğini bir kez daha gösterdi.

2016 yılında kendi evinde baş altı Portekiz’e sürpriz bir şekilde mağlup olan ve eleştirilerin hedefi haline gelen Deschamps için belli ki koltuğunu korumak ve bunun için skora endeksli bir oyuna takımını mahkûm kılmak öncelik haline geldi. 2016 yılında Fernando Santos’un Portekiz’e layık gördüğü futbolsuz şampiyonluğun bir benzerini o günün mağlubu Deschamps da bugün Fransa’ya layık gördü. Yıldızların mumla arandığı bu dönemde var olan birkaç yıldızın da sıkıcı sistemlere heba edilmesi futbol sevdalılarını üzecektir.

2004’te Yunanistan eli mahkûm olduğu için o şekilde oynadı, biraz şans biraz da diğer takımların sıkıntıları sebebi ile şampiyon oldu. O şekilde bir takımın tekrar şampiyon olması çok zor gözüküyor ama Fransa’nın yaşadığı bundan çok farklı zira onlar potansiyeli çok olan bir takımı küçük takım oyununa mahkûm ederek şampiyon olmanın sıkıntısını mutlaka ileride yaşayacaklardır.

Deschamps’ın ve Fransızlar’ın şu anda yaşadıkları Pirus Zaferi’nden farksızdır.

 

Romalılar’ın karşısına, onları yarımadadan püskürtmek için, elindeki en ağır silahları ve filleri ile çıkan komutan Pirus’un büyük kayıplar vermesine rağmen Romalılar’ı püskürttüğü ve zafer kazandığı Askulum’daki muharebenin ardından şu sözü tarih kayıtlarına geçmiştir:

‘’Bir zafer daha kazanırsam tamamen biteceğim.’’

Kazanılacak zafer uğruna feda edilen bedeli karşılamayan zaferler için kullanılan Pirus Zaferi tabiri, muharebe alanında zafer kazanılmış gibi gözükse de geniş açıdan ve uzun vadeli bakıldığında olası bir hezimetin yapı taşlarıdır.

Futbol tarihi bu tip Pirus Zaferleri’ni çok sık yazmıştır ve bu gidişle de yazmaya devam edecek gibi gözüküyor. Kaybedip tarihte altın harflerle yer alan takımların kazanan Piruslar’dan daha üst sıralarda anılması da tarihin hangi mentaliteye daha çok önem atfettiğinin en büyük kanıtıdır.

Bugün futbol, tek adamın sazı eline alıp sahaya ve skora hükmettiği bir spor olmaktan çıkmış, yıldızların etrafını dolduran ve harmoniyi bozmayan orkestra üyelerinden oluşan bir takım sporu haline gelmiştir.

Messi, Ronaldo, Neymar gibi kapsama alanı yüksek yıldızların düştüğü durumu gördükten sonra Fransa gibi daha komple olmaya yakın bir takımın, birbirine yakın yıldızları ile güzel oyunu oynama ihtimalinin daha çok olmasını beklemek en doğal hakkımızdı.

Deschamps bunu başaramadı, belki ondan sonra gelecek hoca bu “altın jenerasyonu” daha iyi futbol oynayan bir ekibe çevirebilir çünkü bu iş defansa çekilip her kapılan topu derin paslarla kanatlara atıp 19 yaşında ve performansının yarın ne olacağı belirsiz M’Bappé’yi kaçırma üzerine kurulu futbol ile çekirge misali bir sıçrar, iki sıçrar ve üçüncüde L’Equipe’e manşet olur.

Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta diliyorum.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

YORUMLAR