“Çok adamın kellesi gidecek, çok!”

Bu sözü hemen herkes bir yerden işitmiştir. Bir üst otorite çıkagelir ve bir anda herkesi hizaya çekmek için bu tehdidi savurur. Ortamdaki tüm diğer odaklar da buna göre vaziyet alır.

Peki, konumuzla bu sözün ne alakası var? Şöyle ki; modern basketbol, “yeni, eskiyi bozar”cılık yaparak Carmelo Anthony’nin ligde tutunmasını sağlayan şeyleri tek tek sildi attı. Paul George da  (artık kaç doğal afet birden gerçekleşti kafasının içinde, bilinmez, ama) OKC’de kalmayı seçince, Melo’ya uzak yollar gözüktü. Peki, icabında Melo’yu serbest bırakmaya bile muhtaç hale gelen (bkz. lüks vergisi) OKC, nasıl oldu da bu kadar anlamsız bir takastan böylesine kârlı çıkmayı başardı? Dahası, aynı kâra Hawks nasıl iştirak edebildi?

İzah edelim:

– Melo, Dwight Howard ile birlikte, NBA’de süperstar kalibresine çıkıp da şampiyonluk içgüdüsü/tutkusu/hedefi olmayan yegâne isimdir. Onun sürüklediği takımlar (hele de New York döneminden itibaren) hep verimsizdirdüşüştedirMelo çok yetenekli bir oyuncu olduğu için, ve içinde bulunduğu takımlar Denver ile New York olduğu için, bu durum çok fazla problem yaratmamıştır ilk etapta. Ama ne zaman ki yöneticiler, “Yahu, çuvalla (yani, LeBron ile aynı miktarda) para alıyorsun, bize niye çuvalla yüzük (yani, LeBron kadar) kazandıracak raddeye getirmiyorsun?” diyecek kadar aydınlanır, Melo’ya yol gözükür. Anti-takas maddesinden kurtulmak için PR’lara maruz bırakılır, vs.

– Melo, modern basketbolda artık sadece verimsizlik değil, tahammül sınırını zorlayacak kadar terslik arz eden bir oyun stiliyle oynamayı sürdürüyor ve değişmeye de niyeti yok. Topu alıp 20 saniye beklemek, hoş değil. Üstelik, Melo da artık genç değil ve yetenekleri de eski seviyesinde değil.

– Tabi feci bir kontratı da var.

– Peki, Atlanta’da ne var? Steph Curry çakması bir Trae Young (ki kendisinin bir takımı sürükleyecek ana parça olması bekleniyorsa, vay halimize) ve hangi beşte oynadığının bir önemi olmayan Jeremy Lin gibi kısalar. Peki, 2010’ların ortalarına damga vuran o Horford-Teague-Carroll-Millsap-Korver ekseni dağıtılırken takımda tutulan Schröder, neden elden çıkartılmak istendi?

– Çünkü Schröder, tam bir ‘Afacan Dennis’ vakası. Kişiliğindeki ve saha dışındaki gayrı ciddi, lakayıt özellikleri, onun halihazırda ligin en iyi delicilerinden ve top yönlendiricilerinden biri olmasını bile telafi edemez hale geldi. Aslında Hawks tez hedefleri olan bir takım değil, o yüzden kendisine biraz daha sabredebilirlerdi. Ama belli ki Young-Lin-Bembry-Prince  (asıl adam da Prince’tir) ekseninde oynamak ve birkaç draftta daha güçlenmek istiyorlar.

– Peki, Melo da Atlanta’ca serbest bırakılıp, aklını başına alarak veya almaksızın Houston gibi bir ekiple anlaşmaya yakınken, acaba hem OKC hem de Atlanta istediğini aldı mı? Belli ki Atlanta durumdan memnun.

– OKC’de durum biraz farklı. Çünkü topu paylaşmak (asist değil, paylaşmak) konusunda Schröder’dan da beter tek isim, tarihî vaka Westbrook, bu takımın lideri ve onun da huylarından arınmaya hiç niyeti yok (oysa 2 numarada Westbrook çok daha cici işler yapabilir, ama bunu ona ilk söyleyecek kişiyi dertop edip potaya smaçlaması muhtemel olduğu için, kolaysa gelin de kendisine anlatın durumu…). Peki, Schröder-PG-Westbrook üçlüsü, PG-Westbrook-Melo üçlüsüne kıyasla nasıl daha verimli olabilir?

– Cevap: OKC yetkililerinin de söylediği üzere, Schröder’ı ikinci beşe çekerek. Ama kendisi henüz bir süperstar olmasa bile, o seviyeye çok yakın ve hem genç, hem de yükselişte. Üstelik, savunma yapmayı da sevmiyor. Peki, egosunu bir yana atıp 2. beşin liderliğini kabullenebilecek midir bu yaşta? Bence, hayır. En az 1 takas daha yapılmasını bekliyorum. Schröder buradan gidecektir. Ve gittiği yerde de, Oladipo etkisi gösterecektir. Evet, evet; Oladipo. Tanıdık geldi mi bu senaryo?

– Peki, acaba Melo, Rockets’ta bench lideri olmayı kabul eder mi? Asla. Çünkü kafası halen aynı kafa. Yani, Lala Vasquez – Kardashian kafası. Houston’a gitse bile, aynı Dwight Howard gibi, şampiyon olup olmamayı kafasına takmayacaktır. Miami’ye giderse de… Yazık oldu güzelim genç yapılanmaya. Wade ile birlikte ‘atın topu abinizin kıllı göğsüne’cilik oynamak isterler son bir kez. Dragic kendini asmak isteyebilir.

– Netice: Atlanta, kârlı. Yani, Schröder’ı ıslah etmeyi beceremedikleri ve ondan vazgeçtikleri için elbet hatalı ve başarısızlar. Mike Muscala’nın gitmesi de üzücü tabi. Ama, madem bir yola girdiler, o yolda iyi bir iş yaptılarOKC ise… 80 milyon Dolar tasarruf etmeyi, yani Melo’yu yollamayı başardı. Ama bu hamlenin takımın oyun kalitesini arttırmasını da istiyorlarsa, Schröder’i de yollamaları gerekecek. Yani, OKC daha az kârlı. Ve nur topu gibi bir problemli karakterleri daha oldu takımda.

(Bu takaslardan asıl kârlı çıkan kişi, Belinelli, Justin Anderson ve Luwawu gittikten sonra, şansını iyi değerlendirirse, Furkan Korkmaz olur.)

Modern basketbol, 3&D’yle bile yetinemeyecek hale geldi. Çok adamın kellesi gidecek daha, çok…

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

Youtube: Turuncu ve Siyah

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz