https://secureservercdn.net/45.40.150.47/48c.6e4.myftpupload.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

ZAFERE KAÇIŞ! (HAFTALIK BSL DEĞERLENDİRMESİ)

Okunması Gerekenler

BİR BAŞKADIR

BİR BAŞKADIR Bizim Fenerbahçe Beko’muz .. Sezon başındaki durumdan günümüze gelen süreçteki gelişim, değişim, mantalite adeta evrim geçirdiler, çağ atladılar ve...

SPORDA “SPONSORLUK” STRATEJİLERİ

SPORDA “SPONSORLUK” STRATEJİLERİ Üç haftadır, “KADIN FUTBOLU” üzerine yazıyordum. Benim için futbol futboldur, erkeği kadını yoktur. Dünyada Kadın Futbolu müsabakalarını...

1 İSTEDİK 3 DEĞİL

Maçın ilk devresinde şöyle bir görüntü vardı. Sanki ikili mücadelelerde hep bir tık geç kalıyorduk, pasları ayağımızdan bir saniye...

efeGeçtiğimiz iki hafta boyunca, bizi sevindiren ve üzen türlü gelişmeler yaşandı. Euroleague’de Top 16 turu bize iki zayiata (Anadolu Efes ve Darüşşafaka Doğuş) mâl olurken, grubunda destan yazan Fenerbahçe de F Grubu’nun şerrine uğrayıp, Top 8’de olabilecek en ters eşleşmeye (Real Madrid) düştü. Bir başka destan ise, bize 96 Koraç Kupası finalini anımsatırcasına, yine sadece 1 sayılık farkla zafere uzanan Galatasaray Odeabank’ın kalemiyle yazıldı. Galatasaray, koç Ergin Ataman’ın önderliğinde, Eurocup Finali’ne çıkabilen tek Türk takımı olma onurunu yaşadı ve yaşattı. Onlar için sıra, kupayı kazanmakta. Bu arada ligin dibi de fena halde karışıyor; Türk Telekom günden güne şansını tüketirken, düşme hattının kıyısındaki takımlar da can havliyle çırpınıyor ve türlü saha dışı sorunlar da uğraşıyorlar. İşte, son iki haftanın panoraması…

 

gs canaria 4Galatasaray Odeabank, Gran Canaria karşısındaki serinin ilk maçında Abdi İpekçi’yi seyircisiyle inletti ve 14 sayıyla galip gelip avantaj sağladı (89-75). Sinan, Davis, Micov, Lasme, McCollum ve Göksenin ile yarı saha hücumunda ve savunmasında mükemmel oynayan Sarı-Kırmızılılar, ikinci maça çok emin adımlarla gittiler. Fakat Ergin Hoca, ideal farkın 21 sayı olduğunu söylemekte hiç de haksız değildi; nitekim deplasmandaki rövanşın ikinci yarısında Galatasaray ölüp ölüp dirildi. Maç boyu hücumda yokları oynayan McCollum, en kritik anlarda bireysel kabiliyetleriyle takıma hayat verdi; devamında Micov ve Davis ile üçünün çabaları neticesinde normal sürenin sonunda fark 14 sayıya indi ve uzatmalara gidildi. Lasme ve Chuck Davis her ne kadar maçın genelinde Omic’e karşı ve Canaria pota altında hükümranlık sürseler de, erken faul problemine girmek Lasme’yi sadece 20 dakikada 5 faule eriştirdi. Onun yokluğunda Davis oyunun her iki alanında da devleşmese, Galatasaray kesinlikle ayakta kalamazdı. Lasme’nin ve Davis’in sıkıntıları, her zamanki gibi, McCollum’un ve 4 numarada silinen Caleb Green’in müdafaada çok kolay geçilmesiydi – onlar kolay eksilince, Lasme ve Davis de ateşe düştüler. Jerrels ise, savunmada McCollum’dan daha iyi olmasına karşın, hücumda hemen hemen etksiz kaldı.

 

12687808_10205974213816316_7327488906044284405_nİlk maçta da, ikinci maçta da sahada kaybolan Schilb’in yerine ikinci maçta niye Göksenin hiç tercih edilmedi, anlamak mümkün değildi. Zor anlarda potaya gidip faul almaya değil, sadece ikili oyunlarla dış şut isabeti bulmaya ağırlık veren Galatasaray, rakibinin felaket serbest atış yüzdesi sayesinde uzatmalar sonunda finale yükselebildi. Eli zerre titremeyen Micov, McCollum, Davis ve Lasme, Euroleague standardında olduklarını kanıtladılar. Takımın en iyi birebir savunmacısı Göksenin (ki ilk maçın da kahramanlarındandı) lüzumsuz şekilde benchte unutulunca, Sinan da çok yoruldu. Ergin Hoca’nın molalar ve rotasyon dışında, taktik bazı hataları da oldu; lakin son topu çok iyi savunan Galatasaray, 13 sayıyla yenilmiş, 1 sayıyla turu kapmış olarak tarih yazdı ve finalde Strasbourg’un karşısına çıkmaya hak kazandı (94-81)… Galatasaray’ın, Canaria’ya ilk maçta yaptıklarını ikinci maçın ikinci yarısında unutması hiç hoş değildi. Rakibin Salin, Rabaseda, Aguilar ve Newley ile dış şutlarda korkutucu bir yüzdeye çıkması da, final biletinin sürekli el değiştirmesine yol açtı. İki maç arasına bir de ligde çok zorlu bir Yeşilgiresun deplasman zaferi (84-87) ve finalistlik brövesini kaptıktan sonra da uzatmada alınan bir Banvit galibiyeti (96-86) sıkıştıran Sarı-Kırmızılar, haftanın kayıtsız şartsız “mutlak galibi” haline geldiler ve çok büyük bir iş başardılar. Yoruldukları aşikar; sonsuz tebriklerimizi iletirim ve Nisan sonunda oynanacak Final maçlarında sonsuz başarılar dilerim, bu takıma o kupa çok yakışır…

 

fb real 5Fenerbahçe’nin talihi ise biraz farklıydı. Euroleague’de Anadolu Efes’i çok tempolu ve heyecanlı geçen bir maçın ardından 90-86 ile yenmeleri, Efes’in tüm Top 8 hayallerini sildi götürdü. Üstelik, Efes maçın son 2 dakikasına kadar çok farklı şekilde geri düşmesine karşın, Fenerbahçe’nin ve Hickman’ın girdiği rehaveti çok iyi değerlendirip maçı son topa kadar getirmeyi başarmıştı. Saric, Cedi ve Granger yıldızlaşırken, pota altında işler aslında iki takımın da istediği gibi gitmemişti, ama gülen taraf, Sarı-Lacivertliler oldu. Devamında son kozlarını oynayan Telekom’u ve Manny Harris & Marcus Haislip A.Ş.’yi yine Bogdanovic’in bir son saniye şutuyla üzüp galip geldiler (83-85). Bu maçta da Bogdanovic, Datome, Dixon ve Udoh fazla mesai yapıp daha beter yıprandılar – bedeli ise, Top 16’nın son maçında Malaga’ya yenilmek oldu. Tam bir formalite edasıyla çıkılan maçta gençler ellerinden geleni yapsalar da, as oyuncuların layıkıyla dinlendiğini söylemek mümkün değildi. Keza bu hafta elde edilen farklı İBBSK zaferinde de as neferler bir hayli sahada kaldılar ve yoruldular.

 

fb realBunca zafere rağmen, bu olumsuz bakış açısı neden, diyecek olursanız, sebebi çok açık: Top 8 turunda rakip Real Madrid, ve takımın en mühim direği Jan Vesely bu seride oynayamayacak. Fenerbahçe, ilk gruplar safhasında en kötü halini yaşayan Real Madrid’e yenilmiş ve tarihi bir fırsatı teperek rakibinin daha o aşamada elenmesine mani olmuştu. Daha o gün, tam da bugünkü vahim eşleşme ihtimalinden dem vurmuştum – yakınmam doğru çıktı. Real, şu an çok formda ve çok çirkef bir ekip. O vakit kadroda yer almayan, geçen seneki efsanenin mimarlarından KC Rivers, yine Real kadrosunda ve Maciulis ile Carroll’daki formsuzluk artık onları etkilemiyor. Rudy döndü, Llull ve S-Rod halen daha kritik anlarda harikalar yaratıyorlar, ve Nocioni ile dışarıdan, Ayon – Reyes gibi “sırtlanlarla” da içeriden her türlü sürprizi yapmaya adaylar. Çok hızlı tempoda oynayan Madrid ekibi, hücumda erken tercihlerle bol bol sayı üretse bile, yaptığı fazla sayıdaki pas hatası ve top kaybı da ortada. Bu durum, FB gibi spacing’e (alan paylaşma) ve topa tepki savunmasına önem veren bir ekip için büyük bir koz; fakat Sloukas dışında kısaların savunması Fenerbahçe’nin yüzünü güldürmüyor. Şahsi fikrim, rakipte bu serinin anahtar isimlerinin Nocioni, Rivers ve Hernangomez olacağı yönünde. Hernangomez, Fenerbahçe uzunları tüm dikkatini ve enerjisini Reyes – Ayon ikilisine harcayacakları için sürpriz olacaktır; Rivers ve Nocioni ise büyük oynayacaktır. Faul problemi; lobi ve kulis yüzünden teknik faul riskleri kadar ciddi bir tehlike. Fenerbahçe’de ise kilit oyuncular çok belli: Sloukas, Kalinic, Hickman ve Melih. Zira Bogdanovic, Udoh, Antic ve özellikle de Datome zaten en ağır yükü çekecekler. Dixon’dan tek isteğimiz, savunmada takımı mahvetmemesi. Kolay top kayıplarından ve zayıf dış şut savunmasından sakınmaları, hücumda muhakkak doğru tercihler yapmaları şart, yoksa rotasyon ve silah sayısı İspanya temsilcisini üstün kılar. Tahminim, geçen senenin rövanşı sayılabilecek bu seriyi 3-2 Fenerbahçe’nin alacağı yönünde. Saha avantajı, seyirci desteği çok önemli. Sonsuz başarılar diliyorum…

 

Anadolu Efes, beklendiği gibi Euroleague’e veda etti ve gençlere yatırım yapmaya başladı. Ligde Trabzonspor’u ve Yeşilgiresun‘u, Top 16’nın son maçında ise Panathinikos gibi bir devi bu sayede aştılar. Özellikle Cedi Osman, Top 16’daki Fenerbahçe mağlubiyeti dahil tüm bu maçların başat kahramanı olarak göğsümüzü kabarttı. Furkan’ın ve Oğulcan’ın katkıları, Doğuş’un Yeşilgiresun karşısında her anlamda kaderi belirleyen oyunu, yerlilerin önemini Efes’e bir kez daha anımsattı. Son iki maçta sivrilen Diebler ve Tyus, formunu yakalayan Dunston ve topa yön veren Brown ile, Granger’ın sakatlığında bile zaferler elde ettiler. Takımdan sene sonunda ayrılıp NBA’e göçmesi beklenen Saric’in başarılarına da ayrı bir parantez açmak lazım; henüz 21 yaşını bitirdiğine inanasımız gelmese bile, tıpkı Cedi gibi o da bu yılın ikinci yarısında formunun zirvesinde dolaşıyor. Özellikle de ribauntlarda ve savunmada büyük efor sarf edip, boş üçlüklerde cezayı çok yüksek yüzdelerle kesebiliyor. Efes, artık tek kulvarda mücadele edecek olmanın avantajlarını play-off’ta bol bol görecektir. Gençleri parlatmayı sürdürmelerini dilerim…
Banvit,  Tolga Geçim’in günden güne gelişen ve komple hale gelen oyunu sayesinde, oyun kurucu sorununu çözmeye başladı. Pasörlük bakımından Tolga daha şimdiden çok özel bir yerde; tabi şut ve savunmada da aşama kaydettiğini görmek (bkz. uzatmaya giden Galatasaray maçı) gurur verici. Tolga’nın pratik pasları sayesinde Vidmar da çok özel bir hücum silahına dönüştü. En önemli kazançları ise, sakatlıktan şahane bir geri dönüş yapan Can Maxim Mutaf oldu. Kısıtlı sürelerde tam bir hançer saplama üstadı görevi gören Can, az zamanda çok iyi dış şut katkısı verdi. Carmichael ve Slaughter da hücumda ellerini taşın altına koyunca, Moerman ve Johnson yalnız kalmadılar. Bu da onlara Konya galibiyetini ve Galatasaray karşısında geriden gelip maçı uzatmaya taşıma başarısını getirdi. Tebrikler…
Pınar Karşıyaka, bir türlü kadro istikrarını sağlayamadığı için, güzel oynamasına karşın bir ileri bir geri gitmeyi sürdürüyor. İki haftadır aynı oyunu oynuyorlar; bu sayede TED’i yendiler, ama Wilbekin – Harangody önderliğindeki Daçka’ya nefesleri yetmedi. Kenan’ın evrimi göz almayı sürdürüyor; Abercrombie kendi stiliyle şimdiden takıma adapte oldu ve Josh Carter’ın aylardır veremediği katkıyı veriyor. Wright – Kerem – Iverson – Gabriel hep bildiğimiz gibiler. Fakat Can – Soner – Muhammet üçlüsü, yani Kaf-Kaf’ın yerli kısaları bir türlü istenen dış şut yüzdesini ve etkinliğini yakalayamıyorlar. Play-off için mücadele ediyorlar ve şahsi kanaatim, başaracakları yönünde. Palacios’un sakatlıktan dönüşü yine ertelendiği için keyifleri halen düzelmedi. Genç Samet’in ise TED maçındaki gibi oynaması ve artık takım hücumunda birkaç basamak yukarıda düşünülmesi gerekli…

 

Darüşşafaka Doğuş, kaşla göz arasında, iki hafta 4 galibiyet elde edip “mutlak galip” payesini sonuna dek hak ettiğini ispatladı. Wilbekin günden güne elit bir oyuncu olma yolunda ilerliyor ve dış şut sorununu çözerse çok özel bir yere geleceğine kuşku yok. (Kaf-Kaf maçında rakip potaya 25 sayı bırakan) Harangody – Marko Paşa – Redding – Jamon Gordon gibi isimlerin dönüşümlü katkı vermeleri, Mehmet’in yokluğunda Ender’in sırıtmaması, pota altında rakibe özel önlem alabilmeleri sayesinde, ligde Büyükçekmece ve Karşıyaka’yı, Avrupa’da ise Kızılyıldız ve (çok muteber bir takım olan) Kuban’ı yıktılar. Özellikle Kuban maçı çok ayrı bir önem taşıyor. O maçta tamamen kısalarla coşan Daçka, tarifsiz bir kıvanç yaşattı bizlere. Artık onlar da tek kulvarda oynayacaklar ve ligdeki en geniş ve en yakın düzeyli rotasyona sahip oldukları için, ve tabi sistemlerini de nihayet oturttukları için, çok canlar yakacaklar. Tebrik ederim…

 

Telekom ve Yeşilgiresun, her bakımdan kaybetmeyi sürdürüyorlar. Yeşilgiresun’da Darnell Jackson, Telekom’da ise yılların eskitemediği Ermal, kötü gidiş sebebiyle uyumsuzluk yaratıp kadro dışı bırakıldılar. Beşiktaş Sompo Japan, TED Kolejliler ve Uşak Sportif’i yüksek tempo sayesinde yenip “mutlak galip” oldu ve gelecek sene takımın Culpie – Lampe – Elonu ve yeni transfer Brown’ın etrafında şekilleneceğinin sinyallerini verdi. Trabzonspor Medical Park, formdaki bir Royal Halı Gaziantep‘i 83-82 yenerek uzun bir aradan sonra bu hafta rahat bir nefes aldı. Antep’te Altan ve Can Uğur Öğüt halen şahaneler. Hem TS’nin hem de BJK’nın play-off şansı halen sürüyor; ama işleri zor. Uşak Sportif, Khem Birch, Harrison, Can Korkmaz ve Harris ile her maç kalitesini yansıtıyor ve play-off potasında kalmayı sürdürüyor. Aynı durum, son olarak Konya’yı yıkan Dİ Büyükçekmece için de geçerli. Telekom’un en az 3, Konya’nın ise en az 2 galibiyet almaları lazım, ki düşme hattından çıkabilsinler. İBBSK yükselirken, Yeşilgiresun ve (Sanikidze’nin ani düşüşü sebebiyle) TED de korkutucu şekilde günden güne erimeye başladı. Ligin ortası ve dibi, çok fena karıştı; mutlaka devamı da gelecektir…

 

Herkese basketbol keyfi dolu haftalar dilerim…

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter: @efe_ozenc

Youtube: Turuncu ve Siyah Kadar Yuvarlak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

BİR BAŞKADIR

BİR BAŞKADIR Bizim Fenerbahçe Beko’muz .. Sezon başındaki durumdan günümüze gelen süreçteki gelişim, değişim, mantalite adeta evrim geçirdiler, çağ atladılar ve...

SPORDA “SPONSORLUK” STRATEJİLERİ

SPORDA “SPONSORLUK” STRATEJİLERİ Üç haftadır, “KADIN FUTBOLU” üzerine yazıyordum. Benim için futbol futboldur, erkeği kadını yoktur. Dünyada Kadın Futbolu müsabakalarını yakından takip ediyorum ve etmeye...

1 İSTEDİK 3 DEĞİL

Maçın ilk devresinde şöyle bir görüntü vardı. Sanki ikili mücadelelerde hep bir tık geç kalıyorduk, pasları ayağımızdan bir saniye geç çıkartıyorduk, saha içinde kararları...

ŞAMPİYON OYUNU

ŞAMPİYON OYUNU Beşiktaş adına ilk yarının son iki haftasına girilirken zorluk derecesi yüksek olarak nitelendirilebilecek son maçtı Karagümrük deplasmanı. Ligin istim üstündeki takımlarından biri olan...

YURTTA 3 CİHANDA 3

YURTTA 3 CİHANDA 3 Sağda Mahsun, solda Alişan, ileride İbo ve Nihat çift santrfor. Sanıyorum bugün her Fenerbahçeli bugün maçı izlerken Mesut'u bir yerlere koydu kafasında,...

Benzer Konular