BÜYÜK OLMAK

13/04/2019          

BÜYÜK OLMAK

Başakşehir gerek oyun gerekse de oyuncu kalitesi olarak Beşiktaş’tan oldukça iyi durumda. Zaten bunu ilk yarının 42. Dakikasına kadar net biçimde izledik. Dilediği gibi topu gezdiriyor, pozisyona giriyor, oyunu açıkça domine ediyordu. Ben Beşiktaş’ın bu statta Bayern München maçı hariç, bu kadar geri düştüğünü hiç görmemiştim. Avcı’nın oyunu, son yılların klasik Beşiktaş Başakşehir maçına döndürüyor gibiydi.

Ancak iki takım arasında çok büyük bir fark var. Biri Büyük, diğeri ise malum destekli camiasız bir takım. İşte keskin virajlara girdiğinizde, bu fark ortaya çıkar, ve maçı ve hatta şampiyonluğu birinden alır diğerine verir. Beşiktaş büyüklüğünü ikinci yarıya başlar başlamaz sahaya yansıttı. Oyun olarak yenemeyeceğini bildiği rakibini, sinir uçlarına dokunarak yendi. Sürekli yakın temas, bezdirici pres, öne geçince bile geri çekilmeyip, bilakis daha da bastırması ile rakibine ‘’Birader iyisin hoşsun da, büyük olan benim. Benim çöplüğümde bana hakimiyet kuramazsın’’ diyordu. Skor olarak galip gelebilirsiniz, ama Beşiktaş’a karşı oyunu domine edemezsiniz. Özellikle de Dolmabahçe’de. Çünkü oranın ağası bellidir. Bence Avcı’nın en büyük hatası buydu. Bakın Robinho gol attıktan sonraki gol sevinci iyice dikkat edin. Sıradan bir sevinme değil. Üstten bakmaya çalışan bir sevinç. Oyuncular da bu havada idi. Şimdi maç sonrası bayağı bir ayaklar yere basmıştır. Oysa, bu bilinç maç öncesi futbolculara aşılanmış olsa, puan veya puanlarla dönebilirdi Başakşehir.

Beşiktaş ikinci şampiyonluğuna giderken deplasmanda Başakşehir’e yenilmiş, ama gene de şampiyon olmuştu. Yarınki maç ne olur bilinmez, ama Başakşehir hala büyük avantajda. Ama moral olarak sağlam tokat yediği de ortada. Maç öncesi ligin en çok gol atanıyla, en az gol  yiyeni karşı karşıya geliyordu. Başakşehir’e 2 gol atmak adeta mucize. Rakip 27 maçta sadece 13 gol yiyerek karşınıza çıkıyordu üstelik.

Neyse gelelim maçın detayına. Quaresmasız maçlar gerçekten çok daha keyifli geçiyor, saç baş yolmuyoruz. Bununla başlayalım önce. Tatlı bir anı olarak kalmalı Q7. Bugün sahadaki herkes takım gibi oynamaya çalıştı. Uzun süredir sıkıntı duyduğum Caner, Lens gibi adamlar bile, maça oldukça olumlu etki ettiler. Ljajiç’i artık hiç yazmaya gerek yok. Sosa’dan sonra tam aradığımız adam. Şiir gibi oynuyor, top ayağına acayip yakışıyor. Son dakikalarda defansa gelip, kalabalığın içinden topu çekip alıyor, rakibin bütün moralini yerle bir ediyordu. Hele Kagawa oyuna girdikten sonra, iki büyük yeteneğin sergilediği şovu görmek lazımdı. Maça para verenleri mest eden görüntülerdi. Hele Güven’nin kafası gol olsa, hazırlanması açısından yılın en güzel gollerinden biri olacaktı.

Burak uzak ara ülkenin en iyi santraforu. Bir takım gerizekalılar yüzünden gelmesi geciken Burak adeta Beşiktaş’a baharı getirdi. Keşke geçen sene gelmiş olsa. Belki de dördüncü şampiyonluğu kovalıyorduk şimdi. Gökhan Gönül, Atiba, Dorukhan, Vida da sahanın çok iyilerindendi. Özellikle Gökhan Gönül büyük maçların büyük adamı gibi oynuyor. Caner’de aslı olan pozisyona geçince çok iyi işler yaptı. Medel’i sol bek oynatma saçmalığından vazgeçen Güneş, doğru stratejisi ile maçı çevirdi.

Böylesine güçlü ama camia olarak minicik olan Başakşehiri yenmek harika oldu. Üçüncülük neredeyse garanti. Önünde bir ikincilik şansı var. Yarınki maçta GS puan kaybederse, Şampiyonlar ligi imkanı Beşiktaş’ın kendi ellerine geçmiş olacak. GS yenerse de belki de Akbilspor’u şampiyonluktan etme keyfine varacağız. Her ne olursa olsun, çok çok iyi oldu bu skor.

Statı şereflendiren, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu da, eminim her ne kadar Başakşehir’in sponsoru noktasında olsa da, için için o da skora çok sevinmiştir. Şimdi sevgili Başkan’dan beklentimiz, seleflerinin yaptığı zırvalıkları bir kenara itip, vergilerimizle Türk futbolunun içine eden bu sisteme desteğin kesilmesidir.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: cuneyt.yuzak@abcspor.com

twitter: @cyuzak

YORUMLAR