YETERSİZ BAKİYE

Yıllardır herkesin başına bela olan belediyenin ve devletin semirttiği Başak City’e karşı karnemiz kırıklarla doluydu. En iyi zamanımızda dahi mağlubiyet veya beraberlik son derece doğaldı maalesef. Şimdi de kaderin tuhaf bir cilvesi olarak Başak City’e karşı en üst seviyede olmadığımız, onlarınsa şampiyonluğa belki de en yakın oldukları sezonda hem de özellikle ikinci yarıda oynadığımız iyi futbolla kazanmak harika oldu.

 

Maçın ilk yarısında genellikle daha mahkum bir görüntü sergileyen Beşiktaş birtakım pozisyonlar yakalasa da Başak City’nin ağırlığı hissediliyordu. Nitekim maalesef Adriano’nun yokluğunda sol bekte oynayan Caner’in açtığı koridordan gelen ortada Robinho çok rahat bir gol atınca Beşiktaş’ı kırılgan gördüğüm için ciddi anlamda endişelendim. Neyse ki tam devre bitmeden vitesi her geçen hafta yükselten Ljajic’in duran toplardaki ustalığı ve bana göre maçın adamı Atiba’nın attığı golle maçın seyri değişmeye başladı.

 

İkinci devreye de çok hızlı giren Beşiktaş Burak’ın attığı golle tempoyu iyice arttırırken Başak City de uzun zamandır görmediğim kadar telaşlı ve kopuk oynamaya başlamıştı. Farkı açabilecek fırsatlar da yakaladık ama bence geç yapılan Lens – Güven değişikliği Beşiktaş’ın hücum gücünü ve etkinliğini azalttı. Savunma hattı ve Karius da bu maçta üzerlerine düşeni yaptılar ve özellikle son dakikada nadiren de olsa şansın da yanımızda olmasıyla 3 puanı cebe koyduk. O pozisyonda normal şartlarda Beşiktaş gol yiyebilecekken topun Karius’un mabadına çarpıp kornere gitmesi acaba GS ve Fatih Terim balıyla açıklanabilir mi onu da yarın göreceğiz. Bu akşam Galatasaraylılardan epey hayır duası aldığımız kesin ama Fenerbahçe’ye karşı son 20 yıllık performansını göz önünde bulundurunca muz kabuğunu görünce ‘ula yine mi basıp düşeceğum?’ diyen Temel aklıma geliyor hep. Beşiktaş için de tablo farklı değil maalesef. Başak City ise kontörleri bitirmeden sonuna kadar bu sefer gidebilecek mi göreceğiz. Gerçekten de ligin son haftaları heyecanlı olacak gibi.

 

Maçın adamı Atiba’yı izlerken bir zamanlar Inter’de oynayan Taribo West’i hatırladım. İyi futbolcuydu, kariyeri bittikten sonra da hidayete erip rahip olmuştu ama yıllar sonra İtalyan medyasında 2002’de gittiği Partizan başkanının kendisini 28 yaşında diye aldığını ama aslında 40 yaşında olduğunu öğrenince epey bir şok yaşadığını ama iyi oynadığı için de pişman olmadığını okuyunca bayağı gülmüştüm. Atiba’da da tersi olabilir mi diye düşünüyorum. Adamın kafa kağıdında 1983 yazıyor ama 93’lü gibi oynuyor, hatta performansıyla Oğuzhan’ın küçük kardeşi bile olabilir. Bir de maçtan sonra ‘Beşiktaş’ı çok seviyorum’ demiş bu güzel insan. Merak etme Atiba, biz de sana karşı boş değiliz.

 

Şenol hocaya ayrı bir parantez açmadan da olmaz. Yıllardır rakibin oynadığı futbolu çözmede ilk kez bu sezonki ilk maçta aşama kaydettikten sonra bu akşam şeytanın bacağını kırdı ve Beşiktaş’ı şampiyonluk yarışında belirleyici hale getirdi. Laz inadı bu olsa gerek ama böyle inada helal olsun! Önce ikinci yarının flaş takımı Rize’ye deplasmanda 7 gol ve ardından lidere karşı 6 maç aradan sonra galibiyet. Tabii Quaresma’nın yokluğunun da takım olgusuna ciddi katkı yaptığını belirtmeden geçemeyeceğim. Tek paslarla göbekten girme çabaları, Ljajic’in takımı bir maestro gibi yönetmesi, sakatlanana kadar Medel’in özverili oyunu ve Dorukhan’ın gösterişli olmayan ama son derece faydalı futboluyla Beşiktaş ikinci devrede farklı bir kimliğe büründü. Şenol hoca bu saatten sonra verdiği emeklere layık, en iyi şekilde uğurlanmalıdır. Beşiktaş’a yakışan da budur.

 

Taraftar da bu akşam formundaydı. Tribünleri tıklım tıklım doldurmanın yanı sıra tezahüratlarıyla da Fenerbahçe maçından sonra gerekli dersi aldığını tekrar kanıtladı ve rakip üzerinde baskı kurarken takımın da itici gücü oldu. Bu maça çok sevdiğim dostumun ricasıyla benimle birlikte giren 90 yaşındaki Murat amcaya güç bela yer bulabildikten sonra bu sevdanın nasıl yaş tanımadığını da bir kez daha gördüm. Yanında torunuyla birlikte üstelik maçın çoğunu ayakta izleyince bu maçı kazandığımıza bir kez daha sevindim. Ölmeden önce stadı görmek isteyen Murat amcayı bundan sonra uğur olsun diye getirebiliriz. Ancak yaşlı ve engelliler için statta en azından benim gördüğüm kadarıyla olanaklar son derece kısıtlıydı. Umarım yeni belediye başkanımız şehrin genelinde ve statlarda bu konuya da el atar. Tabii önce bir mazbatasını alsa ondan sonra icraatlarını göreceğiz. Taraftar bu yöndeki arzusunu da dile getirdi, belki 40 bin kişi söyleyince daha etkili olur ve yıllardır ağızlarda sakız olan milli irade tecelli eder.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: gorkem.isik@abcspor.com

twitter: @gorkem7305

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz