https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

İSVİÇRE ATLETİZMİNİN SESSİZ DEVRİMİ: SİYAHİ YILDIZLARIN ÜLKESİ

Okunması Gerekenler

İSVİÇRE ATLETİZMİNİN SESSİZ DEVRİMİ: SİYAH YILDIZLARIN ÜLKESİ

İsviçre denince akla ne gelir?

Alpler, kayak, tenis, Roger Federer, Stan Wawrinka, bisiklette Fabian Cancellara, futbolda Granit Xhaka…

Peki ya atletizm?

Uzun yıllar boyunca İsviçre’nin spor kimliğinde tenis, kayak ve bisikletin gölgesinde kalan atletizm, son yıllarda sessiz ama dikkat çekici bir dönüşüm yaşıyor.

Ve bu dönüşümün belki de en dikkat çekici tarafı, Afrika ve Afrika diasporasıyla bağlantılı kökenlere sahip çok sayıda atletin İsviçre formasını dünya sahnesinde başarıyla taşıması.

Bugün İsviçre atletizmine baktığımızda karşımıza Audrey Werro, Mujinga Kambundji, Ditaji Kambundji, Jason Joseph, Helen Bekele gibi birbirinden farklı hikayelere sahip yıldızlar çıkıyor.

Kimi İsviçre’de doğup büyüdü, kimi Afrika’dan İsviçre’ye geldi, kimi ise iki farklı kültürün kesişiminde yetişti. Ama hepsinin ortak bir noktası var: İsviçre atletizminin dünya sahnesindeki görünürlüğünü ve iddiasını büyütüyorlar.

AUDREY WERRO: İSVİÇRE’NİN YENİ ATLETİZM KRALİÇESİ

Bu hikayenin bugün en parlak yüzü kuşkusuz Audrey Werro.

27 Mart 2004 doğumlu Werro, Fribourg’da büyüdü ve henüz dokuz yaşındayken atletizme başladı.

Babası İsviçreli Claude Werro, annesi ise Fildişi Sahili kökenli Philomène. Werro’nun hikayesi daha çocukluk yıllarından itibaren iki kültürün kesişiminde şekillendi.

Fakat onu asıl farklı kılan başka bir ayrıntı var: Werro, dünya çapında bir yıldız olabilmek için İsviçre’den ayrılmadı.

Uzun süre birlikte çalıştığı antrenörü Christiane Berset Nuoffer ile Fribourg’da kaldı. Amerikan üniversite sisteminin cazibesine rağmen kendi gelişim yolunu İsviçre’de sürdürdü. Bugün bu tercihin ne kadar doğru olduğu ortada.

Werro’nun yükselişi artık yalnızca İsviçre için değil, dünya 800 metresi için de önemli bir hikaye.

2026’da önce Stockholm’de 1:53.98 koşarak Keely Hodgkinson’ı geçti ve kadınlar 800 metre tarihinin en hızlı üçüncü derecesini yaptı. Ardından Paris’te çıtayı biraz daha yükseltti: 1:53.80.

Bu dereceyle 1983’ten beri kırılamayan 1:53.28’lik dünya rekoruna yalnızca 52 salise uzaklıkta kaldı.

Ve daha 22 yaşında.

İsviçre atletizminin geleceği için bundan daha güçlü bir sembol bulmak kolay değil.

KAMBUNDJI KARDEŞLER: AYNI AİLEDEN İKİ DÜNYA YILDIZI

İsviçre’nin bu hikayedeki en sıra dışı ailelerinden biri Kambundji ailesi.

Mujinga ve Ditaji Kambundji.

İki kız kardeş. İki farklı branş. Ve ikisi de dünya çapında.

Bern’de doğup büyüyen kardeşlerin babası Kongolu, anneleri ise Berneli. İki kardeş de İsviçre’nin çok kültürlü spor kimliğinin en güçlü örneklerinden.

Mujinga Kambundji, 100 ve 200 metrenin yanı sıra özellikle 60 metrede İsviçre’nin gelmiş geçmiş en başarılı sprinterlerinden biri.

2022’de 60 metrede dünya salon şampiyonu oldu, aynı yıl Münih’te 200 metrede Avrupa şampiyonluğuna ulaştı. 2023’te ise 60 metrede Avrupa salon şampiyonluğunu kazandı.

Üstelik 2022’de İsviçre’de Yılın Sporcusu seçildi ve bu ödülü iki kez kazanan ilk kadın atlet oldu.

Fakat bugün ailedeki büyük hikayenin diğer yarısı Ditaji.

100 metre engellide yükselen genç Kambundji, 2025 Tokyo Dünya Şampiyonası’nda herkesi şaşırtan bir performans ortaya koydu: 12.24 saniye ile İsviçre rekoru. Dünya şampiyonluğu.

Ve daha da önemlisi, İsviçre tarihinin açık hava dünya şampiyonalarında altın kazanan ilk kadın atleti.

Aynı aileden iki kız kardeşin, biri sprintte diğeri engelli koşuda dünya şampiyonluğuna ulaşması bile başlı başına olağanüstü.

HELEN BEKELE: ETİYOPYA’DAN İSVİÇRE’YE, MARATONDA ZİRVEYE

Uzun mesafede ise bambaşka bir hikaye var.

Helen Bekele.

Etiyopya doğumlu Bekele, 2016’da İsviçre’ye yerleşti ve 2024’te İsviçre vatandaşlığını aldı. Aynı yıl World Athletics tarafından İsviçre’yi temsil etmeye uygun hale geldi.

Üstelik İsviçre’ye geldiğinde sıradan bir atlet değildi.

2023 Berlin Maratonu’nda 2:19:44 koşarak dünya çapında bir derece yaptı. 2024 Paris Olimpiyatları’nda ise İsviçre adına ilk Olimpiyat yarışına çıktı ve kadınlar maratonunu 21. sırada tamamladı.

Bekele’nin hikayesi, İsviçre atletizminin yalnızca pistte değil, yol yarışlarında ve maratonda da farklı kökenlerden gelen dünya çapında sporcularla büyüdüğünü gösteriyor.

JASON JOSEPH: İSVİÇRE’NİN ENGELDEKİ YILDIZI

Bu hikaye yalnızca kadınlarla sınırlı değil.

Erkeklerde Jason Joseph öne çıkıyor. Basel doğumlu Joseph, 110 metre ve 60 metre engellide İsviçre’nin son yıllardaki en önemli isimlerinden biri.

Babası Saint Lucia kökenli, annesi İsviçreli. Joseph 11 yaşında atletizme başladı ve kısa sürede İsviçre’nin en başarılı engelcilerinden biri haline geldi.

2023’te İstanbul’da 60 metre engellide Avrupa salon şampiyonu oldu ve 7.41 ile İsviçre rekorunu kırdı. Bu aynı zamanda onun büyükler seviyesindeki ilk önemli şampiyonluk madalyasıydı.

Sonraki yıllarda da seviyesini korudu; 2024’te Avrupa şampiyonalarında 110 metre engellide bronz madalya aldı.

Joseph, İsviçre atletizminin erkeklerdeki bu yeni jenerasyonunun önemli parçalarından biri.

DOMINIC LOBALU: EN FARKLI HİKAYE

Ve belki de bu hikayenin en çarpıcı karakterlerinden biri: Dominic Lobalu.

Güney Sudan doğumlu Lobalu, İsviçre’ye bir mülteci olarak geldi.

Kariyerini İsviçre’de inşa etti ve uzun mesafede kısa sürede dünya çapında bir atlet haline geldi. 2024 Paris Olimpiyatları’nda 5000 metrede İsviçre adına yarıştı ve finali 4. sırada tamamladı.

Onun hikayesi, sporun bazen doğum yeri, vatandaşlık ve aidiyet kavramlarını ne kadar karmaşık hale getirebildiğinin de bir örneği.

VE ŞİMDİ FOTOĞRAFI BÜTÜNÜYLE GÖRELİM

Audrey Werro…

Mujinga Kambundji…

Ditaji Kambundji…

Helen Bekele…

Jason Joseph…

Dominic Lobalu…

Hepsinin hikayesi farklı.

Biri İsviçreli bir baba ile Fildişi Sahili kökenli bir annenin kızı.

İki kardeş, Kongolu baba ve İsviçreli annenin çocukları.

Biri Saint Lucia kökenli bir ailenin çocuğu.

Biri Etiyopya’dan İsviçre’ye geliyor.

Diğeri Güney Sudan’dan bir mülteci olarak İsviçre’ye ulaşıyor.

Bütün bunları yan yana koyduğunuzda karşınıza yalnızca başarılı birkaç atlet çıkmıyor, tam bir jenerasyon değişimi çıkıyor!.

Ve bu yeni dönemin en parlak yüzlerinden biri, hiç kuşkusuz Audrey Werro. Arkasında ise Kambundji kardeşlerden Joseph’e, Bekele’den Lobalu’ya uzanan son derece renkli ve güçlü bir İsviçre atletizm kuşağı var.

İsviçre’nin spor tarihindeki büyük yıldızlar uzun yıllar boyunca daha çok tenis ve kayak gibi branşlardan çıktı. Şimdi ise atletizm, ülkenin spor kimliğinde kendisine çok daha güçlü bir yer açıyor diyebiliriz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerik

Son Haberler

BEYEFENDİ

BEYEFENDİ 1930’ların Orta Avrupası’nda iki büyük savaş arasında İsviçre’de filizlenmeye başlayan bir anlayış devamındaki 40 seneye yakın bir süre boyunca...

Benzer Konular