Dünyanın önde gelen (hatta gelemeyenler de dahil neredeyse tüm ligleri) geleceğini 5, 10, hatta 20 yıllık stratejik planlarla inşa ederken; Türk futbolu her yaz mevsimine aynı yakıcı soruyla giriyor: “Bu sezon kaç yabancı serbest?”
Son 15 yılda tam 9 kez değişen bir yabancı kuralı sisteminden bahsediyoruz. Neredeyse her federasyon başkanı değiştiğinde, hatta bazen aynı yönetim dönemi içinde bir devre arasından diğerine geçerken sil baştan yazılan bir mevzuat…
2000–01: 5+1 kuralı (5 sahada, 1 kulübede)
2001–02: 5+1+2 kuralı (5 sahada, 1 kulübede, 2 tribünde)
2004–05: 6 yabancı kuralı 2007–08: Sezona 6+1 ile başlandı, devre arasında 6+2’ye geçildi.
2010–11: 6+2+2 kuralı
2011–12: 6+2 kuralına geri dönüldü.
2013–14: 6+0+4 kuralı
2014–15: 5+3 kuralı
2015–16: 14 yabancı / serbest kadro dönemi (Sahada 11 yabancı serbest, toplam 14 yabancı tescili)
Artık bir kuraldan değil, kronik bir “deney-gözlem” sürecinden bahsetmek gerekiyor!
İstikrarın Olmadığı Yerde Planlama Olmaz
Futbol kulüpleri birer şirket gibi yönetilmek, kadro mühendisliğini ise orta ve uzun vadeli bütçelere göre yapmak zorundadır. Ancak Türkiye’de bir kulüp başkanının veya sportif direktörün 3 yıllık bir kadro planlaması yapması imkansız!.
5+1 diye başlarsınız, devre arasında 6+2 olur;
8+3’e göre yerli oyuncu avına çıkıp bonservis enflasyonu yaratırsınız, ertesi sezon 11 yabancı serbest denir ve elinizdeki yerli oyuncuların değeri bir gecede çöp olur;
Genç oyuncu zorunluluğu getirilir, tam altyapı yatırımları konuşulurken kural yeniden rafa kaldırılır.
Bu durum, kulüpleri stratejik planlama yapmaya değil, “günü kurtarmaya” iter. Yönetimler 4-5 yıllık sözleşmeler imzaladıkları yabancı oyuncuları, bir sonraki sezon aniden değişen kural yüzünden tribüne oturtmak veya fesih tazminatı ödeyerek göndermek zorunda kalır.
Türk futbolunun devasa borç bataklığının arkasında, bu mevzuat istikrarsızlığının payı azımsanamaz!.
Yerli Oyuncuyu “Kural” mi Yetiştirir, “Sistem” mi?
Yabancı kuralını sık sık değiştirmenin temel kılıfı yıllardır değişmedi: “Türk futbolunu korumak ve milli takıma oyuncu yetiştirmek.”
Oysa gözden kaçırılan (ya da görmezden gelinen) temel gerçek şudur: Yerli oyuncu kural zoruyla gelişmez, rekabetle gelişir.
Kısıtlamanın sıkı olduğu dönemlerde sıradan bir Türk futbolcu için istenen bonservis ve maaş bedelleri astronomik seviyelere ulaştı. Rekabet baskısı hissetmeyen, Formayı sırf pasaport renginden dolayı garantileyen oyuncuların konfor alanından çıkıp Avrupa’ya gitme arzusu koreldi.
Kural Değil, Vizyon Değişmeli
Sürekli değişen kuralın yarattığı tek şey güvensizlik ve polemiktir. Her kural değişikliği sonrası “X kulübünün işine yaradı, Y kulübü mağdur oldu” tartışmaları futbolun asıl güzelliğini, taktiksel gelişimini ve oyun kalitesini gölgeliyor.
Türk futbolunun ihtiyacı olan şey “en doğru yabancı sayısı”nı bulmak değil; en az 5 hatta keşke 10 yıl boyunca tek bir çizgiye sadık kalmaktır.
Sayı ister 8 olsun, ister 11, ister tamamen serbest… Yeter ki kararlı bir takvim belirlensin ve kulüpler neyle karşılaşacağını bilsin!.
Her sene yap boz misali ayrı ayrı kurallar, ama 0 Strateji…
Aksi takdirde her yaz aynı tiyatroyu izlemeye, her sezon başında “yeni kuralın mağdurlarını” konuşmaya devam ederiz ki bu kafayla da belli ki edeceğiz!.
