SÜRRE ALAYLARI

Okunması Gerekenler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı...

SÜRRE ALAYLARI

Bugünkü yeni neslin Marmaray Durağı olmaktan ötesini belki de bilmediği, karşısındaki AVM’de oturup çayını kahvesini yudumlayanların kim bilir kaç tanesinin merak edip de tarihçesini araştırdığı Ayrılık Çeşmesi, IV. Murad zamanında inşa edilmiş bir eserdir. Osmanlı padişahlarının, Hac dönemi öncesinde, her yıl Recep ayının 12.gününde Hicaz’a gönderdikleri Sürre Alayı’nın İstanbul’a veda ettiği, hacıların kervana katıldığı ve aileleri ile helalleştikleri yer olması ve geride kalanların, rivayet o dur ki, çeşmeden akan suyu gidenlerin arkalarından dökmelerinden dolayı bu ismi almış bir semtimizdir.

Sürre Alayları, padişah tarafından yıllık olarak hediyelerin, gıdanın, paranın ve kutsal emanetlerin Şam üzerinden Hicaz’a ulaştırıldığı ve oraları ihya etmek amacı ile yola çıkan kervanlardı. Hacca hediye göndermek isteyen sıradan vatandaşlar bile bu alaya emanetini verebiliyordu. Yıldırım Beyazıt tarafından başlatılan ve oğlu Çelebi Mehmet tarafından bir Alay’a dönüştürülen bu alışkanlık imparatorluğun son günlerine kadar, 19.yy ortalarından itibaren kısmen şekil değiştirerek de olsa, devam etti.

600 yıllık bir sürre geleneğine sahip İstanbul-Hicaz hattını biz imparatorluğun çöküşü ile bitti zannetsek de aslında bitmediğini son 1 hafta içinde anladık. Tabi artık teknoloji ilerlediği için kervanı Recep ayında başlatmanın gereksiz olduğunu düşünen Dersaadet kulüpleri Kurban Bayramı içerisinde ellerindeki tüm sürreyi Arabistan’a göndererek oradaki garipleri sevindirdiler ve sevaplarına sevap kattılar.

Gomis, Giuliano, De Souza ve evrakı yetişmediği için iptal olup son saniyede sevaba dönüşemeyen Maicon transferleri zaten deliye her gün bayram felsefesini içselleştirmiş bizler için bile aşırı doz oldu. Bir an kendi kendime düşündüm, Arabistan Ligi’nde transfer dönemi 2 gün daha sürse BeIn Sports’un ekranda göstereceği yıldız kalmayacaktı Süper Ligimizde.

Aslanlar gibi milyon dolarları hem de 3,26 TL kurundan sabitleyerek (!) ligimize akıtmış ve sürresini ta o zaman almış ve kesesini doldurmuş Katarlıların bu ligin nesini göstereyim demesine ramak kalmışken transfer penceresi kapandı da rahatladık.

Daha önce Arda Turan’ın 2011 yılında Ağustos’un ikinci haftası, ligin başlamasına kısa bir süre kala aniden satılması döneminde de düşündüğüm gibi büyük kulüplerimizin lig ve Avrupa macerası başlamışken ve transfer döneminin bitmesine 1 hafta kalmışken düzenlerini neden bozduğunu hala anlamış değilim. Zaten bunca yıldır futbol izleyen birisi olarak bizim takımlarımız haricinde sezon başlamışken Ağustos ayında ilk onbirinden bu kadar çok oyuncu satan başka bir ülke takımı da görmedim desem yeridir.

Ekonomik kriz deseniz zaten yeni bir durum değil. UEFA yaptırımı deseniz 3 ay önce açıklandı. Dünya Kupası dedik 6 hafta önce bitti yani neresinden tutsan elinde kalan bir plansızlık söz konusu diyebiliriz.

Terim ve Cocu sezon planlamasını dün bitirmediler, bu adamlar yaz başından beri yeni sezon ile yatıp kalkıyorlar hatta Terim geçen ocak ayından beri bu konuya çalışıyor. FB yönetimi yeni olduğu için biraz anlayış gösterilebilir ama GS yönetimi aşağı yukarı ocak ayından beri görevde ve duruma daha hâkim vaziyetteler.

Hal böyleyken zaten oynatmadığın ve zam istedi gitsin diye cümle alemin önünde arkasına teneke bağladın Gomis’i ligin üçüncü haftası gelmişken satmaya çalışmak ve bu satıştan iyi bir para kazanmayı beklemek en hafif tabir ile hayalcilikten öte bir durum değildir.

Durumun vahametini ölçmemiz için daha bir hafta öncesine kadar Gomis varken bile santrafor arayan GS’nin elindeki tek CL seviyesindeki santraforunu satması akabinde şimdi 2 tane golcüye ihtiyacının ortaya çıkmasını baz alabiliriz ama iki tane alınabilecek mi göreceğiz?

Benzer durum Maicon için de geçerliydi ama o transfer en azından saate takıldı.

FB’nin de Josef ve Giuliano varken bile orta saha alması gerekirken, ikisini birden göndermesi, ihtiyacı şu anda 3 oyuncuya (!) çıkarmış bulunmaktadır ve bu da vahametin Anadolu yakası versiyonudur.

Sözün özü ortada bir tiyatro oynanmaktadır, bu kesin. Adam lazımken sen elindeki assetleri satıyorsun ve yerlerini aynı oranda doldurmayı hedefle(ye)miyorsun. Sonra milleti akılsız zannedip sattığın bonservisin üzerine adama ödemekten kurtulduğun yıllık maaşı ekleyip satışı yüksek göstermeye çalışıyorsun.

Kulüplerimiz içinde bulundukları maddi durumdan çıkma yöntemi olarak iktidardaki hükümetlerin de sık başvurduğu yöntem olan “özelleştirme” metodunu seçmiş gözüküyorlar. Ellerindeki en büyük asset olan oyuncuları satarak envanter değerini düşürüp, kasalarını likide çevirmeyi planlıyorlar. Belli ki küçülmeye gidiyorlar ama bunu satır arası mesajlar haricinde taraftarlarına anlatamıyorlar, çünkü siyaset peşindeler.

Tabiri caizse açlıktan ağzı kokacak kulüplerimiz atasından kalan evin içindeki antika eşyaları satıp geçimini sağlayan mirasyediler gibi sat ve yönet mantığını tercih etmiş bulunuyor. Yakında sata sata deniz bitecek umarım bunun farkındadırlar. Ülkemizin son yıllarını esir alan üretmeden tüketerek ekonomiyi döndürme hastalığının bir yansımasıdır hep bunlar aslında ve sonu uçurumdur.

Kulüplerimizin bu krizi fırsata çevirerek gençlere yatırım yapması için içinde bulunduğumuz dönem biçilmiş kaftandır aksi halde Arap Ligi’ne yolladığımız Sürre Alayları devam edecektir ve kendi ligimizin görüp görebileceği son değerli ganimetleri de oraya kaptırıp ve Hicaz’ı kalkındırdığımızla kalacağız. Zira adamlar buradaki madeni buldu, sıkıntıları da biliyorlar ve bu yarayı kaşımaya devam edeceklerdir. Al Hilal’in Başkanı Sami Al-Jaber iyi santrafordu, hatta zamanında Suudi Veliaht Prensin özel izni ile Wolverhampton’a gidip Premier Lig tecrübesi yaşamış kurt bir golcüydü. Aynı zekayı şimdi yönetici olarak İstanbul’un yaşı geçmiş ve paradan başka motivasyonu olmayan madenlerini kaşımakta mutlaka kullanacaktır doğal olarak çünkü ülkemiz bu tip yabancılarla ve plansız yöneticilerle doludur maalesef.

2018 Kurban Bayramı’nda nostaljik olarak yaşadığımız Sürre Alayı’nın temsili kalması, Ayrılık Çeşmesi’nin de Marmaray Durağı olarak hayatına devam etmesi dileğiyle.

Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta diliyorum.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikNBA PRESEASON TAKVİMİ
Sonraki İçerikSANCILI OLACAK

Son Haberler

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin öyle görevleri, bu sözlerim Erol'a.. Bir...

SAVUNMA TAMAM SIRA HÜCUMDA

Kadro açıklandığında iki isme burun kıvıranlar oldu Fenerbahçe'de. Ozan ve Deniz. Önce Ozan'dan başlayayım. Erol Hoca'nın Ozan üzerine yaptığı plan tuttu diyebiliriz. Rakibe ön...

TATSIZ TUZSUZ

TATSIZ TUZSUZ Sezonun ilk derbisi Galatasaray Fenerbahçe. Güzel ve gollü bir maç beklerken, iki takımın da kontrollü ve defansta hata yapmayayım, atarsam atarım mantığında olması...

ORTA OYUNU

ORTA OYUNU Dev derbi geldi çattı! Pandemi sebebiyle seyircisiz oynanacak olan belki de ilk derbiydi bu. İlk yarı iki takım birbirini tartarak, temkinli oynayarak başladı. Sarı-Lacivertliler...

Benzer Konular