Belgrad’ın kırmızı-beyazlı devi Crvena Zvezda (Kızıl Yıldız), yalnızca Doğu Avrupa futbolunun en köklü kulüplerinden biri değil; aynı zamanda Balkanlar’ın yakın tarihinde futbolun siyaset ve savaşla nasıl örtüştüğünün en somut örneği!.
1990’ların başında Yugoslavya dağılma sürecine girerken, kulübün ateşli taraftar grubu Delije, saha içi rekabetin çok ötesinde, savaşın ve organize suç dünyasının tam merkezinde yer aldı.
Tribün Liderliğinden Milis Komutanlığına: Željko Ražnatović (Arkan)
Kızıl Yıldız’ın taraftar grubu Delije denildiğinde akla gelen ilk isim, kamuoyunda “Sırp Kasabı” olarak da bilinen paramiliter lider Željko Ražnatović, yani Arkan’dır.
Tribünlerin Birleştirilmesi: 1980’lerin sonunda Yugoslavya’da etnik gerilimler artarken, Yugoslav Devlet Güvenlik Teşkilatı (UDBA) ile bağlantıları olan Arkan, Kızıl Yıldız’ın dağınık taraftar gruplarını “Delije” (Yiğitler/Kabadayılar) çatısı altında topladı.
Futbol Tribününden Paramiliter Güce: 1990 yılına gelindiğinde Arkan, Kızıl Yıldız tribünlerinden topladığı aşırı milliyetçi gençlerle Sırp Gönüllü Muhafızları (Arkan’ın Kaplanları) adıyla bilinen paramiliter bir birlik kurdu. Kulübün tribünleri, bu milis gücünün doğrudan insan kaynağı ve insan devşirme merkezi haline geldi.
Dinamo Zagreb Maçı ve İç Savaşın Kıvılcımı
13 Mayıs 1990’da Maksimir Stadyumu’nda oynanan Dinamo Zagreb – Kızıl Yıldız karşılaşması, futbol tarihinin en kırılma noktalarından biridir.
Arkan liderliğindeki Delije ile Hırvat taraftarlar (Bad Blue Boys) arasında çıkan çatışmalar, stadyumu bir savaş alanına çevirdi.
Zvonimir Boban’ın bir polisi tekmelediği olaylarla hafızalara kazınan bu maç, pek çok tarihçiye göre Yugoslavya İç Savaşı’nın gayriresmî başlangıcı sayılır.
Tribündeki bu gerilim, kısa süre sonra Hırvatistan ve Bosna Hersek cephelerinde fiili savaşa dönüştü.
Savaş Suçları, Organize Suçlar ve Futbol Yönetimi
Arkan ve “Kaplanlar” olarak adlandırılan birliği, Bosna ve Hırvatistan’daki savaş sırasında etnik temizlik, katliamlar ve yağmalardan sorumlu tutuldu.
Lahey Adalet Divanı: Arkan, Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından insanlığa karşı suç işlemek ve savaş suçları gerekçesiyle aranan bir numaralı figürlerden biri oldu.
Futbola Dönüş: Savaşın ardından organize suç ağlarını yönetmeye devam eden Arkan, 1990’ların sonunda bir diğer Belgrad kulübü olan FK Obilić’i satın alarak kulübü şampiyonluğa taşıdı; ancak bu başarı şantaj, tehdit ve şiddet gölgesinde elde edildi.
Suikast: Arkan, Lahey’de yargılanmadan önce, 2000 yılında Belgrad’da bir otel lobisinde uğradığı suikast sonucu öldürüldü!.
Ama bugunku yazi konumuz baska bir katil; Bosna Savaşı sırasında işlediği soykırım ve savaş suçları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından ömür boyu hapse mahkum edilen Sırp komutan Ratko Mladić!
Dün ölen vahşi, acımasız katil, yalnızca askeri ve siyasi geçmişiyle değil, Balkan futbol kültürü ve tribün sosyolojisindeki yeriyle de spor dünyasında tartışılan bir figürdü. Siyasete veya askeriyeye doğrudan kulüp yöneticisi olarak girmemiş olsa da, Mladić ismi Balkan spor tribünlerinde aşırı milliyetçiliğin ve krizlerin simgelerinden biri haline gelmişti.
Balkanlar’da futbol hiçbir zaman sadece 22 kişinin bir topun peşinden koştuğu bir oyun olmadı. Stadyumlar; kimliklerin, etnik gerilimlerin ve siyasi mesajların dışa vurulduğu adeta birer alan işlevi gördü.
Bu durumun modern dönemdeki en somut göstergelerinden biri, 1990’lardaki Bosna Savaşı’nın baş sorumlularından biri olan Ratko Mladić’in adının spor tribünlerinde bir sembole dönüştürülme çabasıdır.
Tribünlerde Bir “Siyasi Sembol” Olarak Mladić
Balkanlar’daki aşırı milliyetçi taraftar grupları, Mladić’i uluslararası arenada mahkûm edilmiş bir savaş suçlusu olarak değil, kendi dar ideolojik pencerelerinden bir “kahraman” olarak gösterme eğiliminde olmuştur.
Pankartlar ve Tezahüratlar: Özellikle Sırbistan liginde ve kulüplerin Avrupa kupası maçlarında, aşırı milliyetçi tribün grupları Mladić’in resimlerini taşıyan dev koreografiler açmış veya adını slogan haline getirmiştir.
Etnik ve Siyasi İntikam Dili: Srebrenitsa Soykırımı’na atıfta bulunan pankartlar ve tezahüratlar, rakip kulüp taraftarlarına veya uluslararası kamuoyuna yönelik ideolojik bir meydan okuma aracı olarak kullanılmıştır.
UEFA ve FIFA’nın Sert Yaptırımları: UEFA ve FIFA’nın spor sahalarına siyaset ve nefreti karıştırmama ilkesi, Mladić görselleri ve tezahüratları söz konusu olduğunda en katı şekilde uygulanmıştır.
Ağır Para ve Seyirci Cezaları: Kızıl Yıldız (Crvena Zvezda) ve Partizan gibi köklü Sırp kulüpleri, taraftarlarının Mladić lehindeki tezahüratları ve pankartları nedeniyle defalarca UEFA Disiplin Kurulu tarafından yüksek para cezalarına, tribün kapatma yaptırımlarına ve seyircisiz oynama cezalarına çarptırılmıştır.
Kulüplerin İkilemi: Kulüp yönetimleri, UEFA’nın ağır yaptırımları ile tribünlerin radikal kanatları arasında kalarak büyük finansal ve prestij kayıpları yaşamıştır.
Sporun İyileştirici Gücü mü, Milliyetçiliğin Aynası mı?
Katil Mladić figürünün tribünlerde canlı tutulmaya çalışılması, futbolun toplumsal kutuplaşmadaki rolünü açıkça gösterir. Spor bir yandan toplumları bir araya getirme potansiyeline sahipken,
Balkanlar örneğinde görüldüğü üzere geçmişin travmalarını ve nefret söylemini yeniden üretme aracına da dönüştürülebilmektedir.
İnsanlığa karşı işlediği suçlar ve yaşattığı derin acılarla tarihin karanlık sayfalarına gömülen Mladić’in ardından söylenebilecek tek şey; adının yeşil sahalardan da, insanlık hafızasından da bir daha dönmemek üzere silinip gitmesidir!.
