https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

JIM FALLON, DÜNYA TARİHİNİN ” EN DÜZTABAN ” TEKNİK DİREKTÖRÜ

Okunması Gerekenler

Jim Fallon: Futbol Tarihinin En Uğursuz Menajeri mi?

Herkesin beğendiği teknik direktörler vardır.

Sevdiği ama oyununu beğenmediği vardır. Hem sevmediği hem de beğenmediği vardır.

Bir de: JIM FALLON vardır!

Fıkralara konu olacak kadar absürt, trajikomik ve inanılması güç bir hikayeden bahsediyoruz. Öyle bir senaryo ki, bir filmde karşınıza çıksa “Bu kadar da olmaz, biraz abartmışlar!” dersiniz.

Ama hayır. Hepsi gerçek.

Öncelikle bir isim benzerliği uyarısı yapalım. Burada sözünü ettiğimiz kişi, Fever Pitch gibi filmlerden tanıdığımız ünlü Amerikalı aktör ve komedyen Jimmy Fallon değil.

Ne kariyerlerinin ne de bahtlarının birbirleriyle uzaktan yakından alakası var!

Bizim hikayemizin kahramanı, İskoç futbolunun belki de en talihsiz teknik adamlarından biri: Jim Fallon.

DUMBARTON’DA HER ŞEY GÜZEL BAŞLIYOR

1872 yılında kurulan Dumbarton F.C., İskoçya’nın en köklü futbol kulüplerinden biridir.

1994-95 sezonunda İskoçya’nın ikinci liginden bir üst seviyeye yükselmeyi başardılar. Takımın başında ise eski İskoç milli futbolcusu Murdo McLeod vardı.

McLeod, yeni sezona da harika bir başlangıç yaptı.

2 maç.
2 galibiyet.
6 puan.

Her şey yolunda görünüyordu. Ancak McLeod’un önüne Premier League’den bir fırsat çıkınca Dumbarton’dan ayrılmaya karar verdi.

Kulüp yönetiminin de bu ayrılıktan dolayı büyük bir endişesi yoktu. Takım oturmuştu.

Sezon iki galibiyetle başlamıştı. Dolayısıyla yönetim, “Bu takım böyle devam eder” diye düşündü.

Ve McLeod’un yerine… Jim Fallon’u getirdiler.

İşte hikayenin asıl kısmı burada başlıyor.

3. MAÇTAN SAATLER ÖNCE

Fallon, takımın başına üçüncü maçın başlamasına yalnızca birkaç saat kala geçti.

Basına yaptığı açıklamalarda oldukça rahattı. Kadroyu değiştirmeyeceğini, mevcut sistemi sürdüreceğini ve takımın sezon sonunda bir üst lige çıkabileceğini söylüyordu.

Kısacası: Panik yoktu.

Ta ki ilk düdüğe kadar… Çünkü Fallon yönetimindeki ilk maçın sonunda skor tabelası şöyleydi: Dumbarton 0-4 …

İki maçta iki galibiyet alan takım, yeni teknik direktörüyle çıktığı ilk karşılaşmada tam 4 gol yemişti.

Elbette kimse hemen Fallon’u suçlamadı.

“İlk maçı.” “Takımı daha tanımıyor.” “Biraz zaman vermek lazım.”

“Yeni sistem oturacaktır.” Bunların hepsi makul yorumlardı.

Fallon da kendisine güveniyordu. Hatta öylesine güveniyordu ki yaptığı açıklamalar bugün geriye dönüp bakıldığında adeta futbol tarihinin en trajikomik demeçleri arasında yer alıyor: “Bana iki hafta verin. Bir ay içinde her şey çok farklı olacak. Şubat ayında kimse bizi tanıyamayacak. Mart ayında ise formumuzun zirvesinde olacağız.”

Birkaç ay sonra ise kimsenin tahmin edemeyeceği bir şey gerçekleşti.

Takım gerçekten de herkesin tanımayacağı kadar değişti. Ama pek iyi anlamda değil.

34 MAÇTA SADECE 1 GALİBİYET!

Fallon’un takımın başındaki macerası giderek bir kabusa dönüştü.

İlk iki maçta 6 puan alan takım, Fallon yönetimindeki kalan 34 lig maçında yalnızca 1 galibiyet ve 2 beraberlik alabildi.

Geri kalan? 31 mağlubiyet.

Sonuç olarak Dumbarton: 34 maçta 1 galibiyet + 2 beraberlik + 31 mağlubiyet ile ligi son sırada tamamladı.

Kalelerinde tam 94 gol gördüler. Sezonu yalnızca 11 puanla tamamladılar.

Ve geldikleri üst ligden… Tam gaz geri döndüler.

AMA ASIL TRAJİKOMEDİ ŞİMDİ BAŞLIYOR

Normal şartlarda böyle bir sezonun ardından kulüp yönetiminin ilk yapacağı şey teknik direktörün görevine son vermektir.

Fakat Dumbarton yönetimi farklı düşündü.

Belki de “İstikrar önemli” dediler. Belki Fallon’a gerçekten inandılar. Belki de daha kötüsünün olabileceğini düşünemediler.

Sonuç? Fallon takımın başında kaldı.

Ve Dumbarton üçüncü ligde de aynı senaryoyu yaşamaya başladı.

İlk 12 maçta:

1 galibiyet
3 beraberlik
8 mağlubiyet.

Yani takım yine dibe demir attı.

Fallon ise hala kontrolün kendisinde olduğunu söylüyordu”“Merak etmeyin, kısa sürede düzeleceğiz.”

Fakat bu kez yönetimin sabrı tükendi. Kasım ayında Jim Fallon’un görevine son verildi.

Ve işin en komik tarafı?

Fallon’un ayrılmasından sonra gelen teknik direktör, aynı kadroyla oynadığı ilk dört maçın üçünü kazandı.

Takım yine küme düşmekten kurtulamadı. Ama en azından futbolcuların bir anda futbol oynamayı hatırlaması, Fallon hikayesinin üzerine ayrı bir mizah katmanı ekledi.

50 MAÇTA 2 GALİBİYET!

Sonuçta Jim Fallon’un Dumbarton macerası şöyle noktalandı: 50 maç, 2 galibiyet 6 beraberlik 42 mağlubiyet

Başka bir ifadeyle: 50 maçın 42’sini kaybetti.

Kazanma oranı? Yaklaşık %4.

Futbolda teknik direktörlük kariyeri açısından bakıldığında, bu gerçekten olağanüstü derecede kötü bir istatistik. Ama Fallon’un hikayesini farklı kılan yalnızca futbol kariyeri değildi.

Çünkü anlaşılan o ki… Talihsizlik saha dışında da peşini bırakmıyordu.

SAHA DIŞINDA DA TALİHSİZLİK PEŞİNDE

Fallon’un hayatıyla ilgili anlatılan hikayeler, futbol kariyerinden bile daha absürt.

Şimşek

Bir otomobil satın alıyor. Aradan yalnızca üç gün geçiyor.

Ve arabaya şimşek düşüyor.

Sonuç? Araba pert.

Ev

İskoçya’da bir ev satın alıyor.

Daha bir ay bile geçmeden ev yanıyor.

Bilardo

Bir gün ülkesinde bilardo oynamak için bir bara gidiyor.

Bir anda işler karışıyor. Elindeki ıstaka, başka bir masadaki müşterinin gözüne geliyor.

Neyse ki zavallı adam olayı kör olmadan atlatıyor.

Kızının burnu ve elektrik direği

Bir başka gün evinin bahçesinde top oynarken top yanlışlıkla kızının burnuna geliyor.

Burnu kırılıyor. Fallon kızını hastaneye yetiştirmek için arabaya atlıyor.

Fakat… Virajı alamıyor. Elektrik direğine çarpıyor.

Sonuç? Hem kızını hastaneye götürmeye çalışırken kaza yapıyor hem de bütün sokağı elektriksiz bırakıyor.

Nikah şahitliği

Bir de evlilik hikayesi var.

Fallon hayatında üç çiftin nikah şahitliğini yapıyor.

Bu üç evlilik içerisindeki en uzun evlilik ise yalnızca yaklaşık bir buçuk yıl sürüyor.

Artık burada insan ister istemez düşünüyor: Acaba sorun Jim Fallon’da mı?

FUTBOL TARİHİNİN EN UĞURSUZ ADAMI MI?

Elbette bütün bu olayların gerçekten birbirine bağlı olduğunu söylemek mümkün değil.

Bir otomobile yıldırım düşmesi, bir evin yanması, bir trafik kazası veya bir futbol takımının kötü performansı hayatın talihsiz tesadüfleri olabilir.

Ama hepsinin aynı kişinin hikayesinde buluşması…

İşte orası gerçekten enteresan.

Çünkü Jim Fallon’un Dumbarton macerasına baktığınızda karşınıza çıkan tablo zaten başlı başına inanılmaz: 50 maç, sadece 2 galibiyet.

Üstelik takım onun öncesindeki ilk iki maçını da kazanmış. O gittikten sonra ise aynı kadro ilk dört maçının üçünü kazanmış!.

İnsan ister istemez futbol tarihinin en meşhur teknik direktörlük lanetlerinden birini izliyormuş gibi hissediyor.

KISSADAN HİSSE…

Futbolda teknik direktör olmak zor iştir.

Bazen dünyanın en iyi kadrosunu yönetirsiniz ve yine başarısız olursunuz. Bazen de elinizde sıradan bir kadro vardır ama her şey sizin lehinize gelişir.

Jim Fallon’un hikayesinde ise sanki futbol tanrıları çoktan kararını vermiş gibiydi.

Nereye gitse işler ters gidiyordu.

Bu yüzden olur da bir gün yolunuz İskoçya’ya düşer ve tesadüfen Jim Fallon ile tanışma şerefine erişirseniz…

Size nacizane tavsiyem: Önce sıkı bir dua edin.

Sonra… Koşarak oradan uzaklaşın.

Ne olur ne olmaz.

Çünkü Jim Fallon’un yanında insanın başına ne geleceğini…

Futbol tarihinin kendisi bile bilmiyor!

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail : burak.belgen@abcspor.com

twitter : @BurakBelgen

Son Haberler

YÜZYILLIK BAŞKALDIRI: ATHLETIC CLUB LEZAMA AKADEMİ

Avrupa'nın önde gelen futbol akademileri dendiğinde; La Masia, De Toekomst, Benfica Campus belki ilk akla gelenler, ama bir tanesi...

Benzer Konular