Rekabetin var olduğu her yerde doping, spor ekosisteminin ne yazık ki karanlık gölgesi olmayı sürdürdü. Antik çağlardan bu yana performans artırıcı her türlü yöntem bir şekilde sahnede oldu.
Bugün rotamızı dopamine çeviriyoruz; ancak bu kez madalyonun öteki yüzüne bakacağız. Dopaminin zirve yaptığı alanları bir kenara bırakıp, bu kimyasalın en az mesai harcadığı, yani etkisinin en minimum düzeyde kaldığı spor dallarını ve arkasındaki ezber bozan nedenleri inceliyoruz!.
Ölümcül risklerle beynin hayatta kalma devrelerini ateşleyen ekstrem sporlar (Base jumping, serbest dalış, büyük dalga sörfü) ve milisaniyelik refleksler ile sürekli kaza riski barındıran motorsporları (Formula 1, MotoGP), listenin başında gelir.
Bunlara ek olarak, takım sporlarındaki son saniye hücumları ve anlık puan rekabetiyle bireysel raket sporları da ilk akla gelen dopamin patlaması merkezleridir.
Etkisinin (Anlık Haz Anlamında) En Düşük Olduğu veya İzole Edildiği Spor Dalları ise;
Bu sporlar ani ödül patlamalarından ziyade uzun süreli sabır, otokontrol, monotonluk, tekrar ve dayanıklılık gerektirir. Dopamin buralarda yoktur diyemeyiz; ancak mekanizma anlık bir patlamadan çok, “süreç odaklı” ve düşük profilli bir salınıma dayanır.
Uzun Mesafe Ultra Maratonları ve Ironman (Triatlon): Saatlerce süren monoton bir tempoda koşmak veya pedal çevirmek anlık bir dopamin ödülü sunmaz.
Aksine, beyin bu süreçte ani hazlardan ziyade endorfin ve serotonin dengesine (ikinci rüzgar / runner’s high) yaslanır. Zihinsel dayanıklılık, dopaminin getirdiği heyecandan çok onun baskılanmasını ve iradeyi gerektirir.
Satranç (Zihinsel Spor): Fiziksel hareketin en aza indiği, saatlerce hareketsiz oturarak derin hesaplamalar yapılan bu alanda, anlık adrenalin yerine entelektüel bir tatmin vardır.
Dopamin salgılanır ancak bu, ani bir patlama şeklinde değil, karmaşık bir bulmacanın çözülmesindeki bilişsel rahatlama şeklindedir.
Kürek ve Uzun Mesafe Havuz Yüzme: Yüz binlerce kez aynı kol hareketinin (stroke) tekrarlandığı, dış dünyadan izole olunan bu branşlar yüksek bir monotonluk barındırır.
Zihin anlık bir uyarıcıyla karşılaşmaz; aksine sporcu kendi nefesiyle ve tekdüzelikle baş başa kalır.
Atıcılık ve Okçuluk (Statik Odak): Nefesini tutup kalp atışını yavaşlatarak milimetrik atış yapma esasına dayanır. Burada heyecan ve adrenalin istenmeyen bir şeydir; çünkü heyecan ellerin titreşmesine yol açar.
Sporcunun maksimum soğukkanlılıkta ve düşük uyarılma (low arousal) seviyesinde kalması gerekir.
Özetle: Dopamin, “belirsizlik ve ödül” mekanizmasıyla beslenir. Tehlike, hız ve anlık zaferlerin olduğu yerlerde tavan yaparken; monotonluk, uzun süreli sabır, statik odak ve mutlak sakinlik gerektiren disiplinlerde arka plana çekilir.
Peki Dopamin WADA Listesinde mi?
Doğrudan dopaminin kendisi vücut tarafından doğal olarak üretilen bir nörotransmiter (beyin kimyasalı) olduğu için WADA (Dünya Anti-Doping Ajansı) yasaklı maddeler listesinde doğrudan bu isimle yer almaz.
Ancak dopamin sistemini yapay olarak manipüle eden, dopamin salınımını tavan yaptıran veya dopaminin geri alımını engelleyen maddeler WADA’nın yasaklılar listesindedir.
Uyarıcılar (Stimulants – S6 Kategorisi): Amfetaminler, kokain, modafinil ve benzeri merkezi sinir sistemini uyaran maddeler dopamin ve noradrenalin yollarını doğrudan hedef alır.
Beyindeki dopamin miktarını yapay olarak artırarak odaklanmayı, uyanıklığı ve efor kapasitesini artırdıkları için müsabaka sırasında (in-competition) kesinlikle yasaktır.
Narkotikler ve Diğer Ajanlar: Dopamin yollarıyla dolaylı olarak etkileşime giren bazı maddeler de yine performans artırıcı veya uyuşturucu etkileri nedeniyle kısıtlamaya tabidir.
Mesela tarihe geçen Maradona (1994 DK) ve Sharapova (2016 AUS Open) gibi vakalarda sporcular doğrudan ‘dopamin’ kullandıkları için değil; beyindeki dopamin ve enerji mekanizmalarını yapay olarak tetikleyen yasaklı uyarıcılar yüzünden cezalandırılmışlardı.
Özetle; dopaminin kendisi yasak değildir (çünkü vücudun kendi kimyasıdır), ancak dopamin mekanizmasını doping amaçlı taklit eden veya suni olarak patlatan uyarıcı kimyasalların kullanımı yasaktır ve ağır cezaları vardır!.
