Bugünkü yazı konumuz sporun sessiz kahramanları; tercümanlar!
Sahanın En Sessiz Oyuncuları olan Spor Tercümanlarının Görünmeyen Gücünden bahsedeğiz bugün sizlere…
Bir spor tercümanı yalnızca dil çevirmez. Kültür aktarır, kriz yönetir, güven inşa eder ve bazen kulüp içindeki en önemli iletişim köprüsü haline gelir.
Bir oyuncunun kariyerini etkileyebilecek basın toplantıları, soyunma odası konuşmaları, transfer görüşmeleri ve hatta takım içi tartışmalar çoğu zaman tercümanın filtresinden geçer.
Mesela bir teknik direktör basın toplantısında öfkeyle konuşuyor. Mikrofonlar açık, kameralar kayıt alıyor. Bir yanlış kelime manşetlere çıkabilir, bir yanlış çeviri günlerce sürecek bir krize dönüşebilir!. Yani belki o sırada odadaki herkes teknik direktöre bakıyor. Ancak aslında gözden kaçan bir kişi daha var: tercüman.
Tercüman mı, Kültür Elçisi mi?
Bir Japon oyuncunun Türkiye’ye, bir Brezilyalının İngiltere’ye veya bir Portekizli teknik adamın Suudi Arabistan’a gitmesi sadece dil değişikliği değildir.
Tercümanlar şunları da çevirir:
Mizah anlayışı
Takım içi hiyerarşi
Yerel kültür
Medya dili
Taraftar beklentileri
Bazen kelimeler değil, niyetler çevrilir.
Transfer Masasında
Az bilinen bir gerçek:
Birçok yabancı oyuncu, sözleşme görüşmeleri sırasında kulüpten önce tercümanına güvenmeye başlar.
** Oyuncunun soruları:
Bu kulüp gerçekten beni istiyor mu?
Teknik direktör benim hakkımda ne düşünüyor?
Bu şehirde yaşanır mı?
Bu soruların ilk muhatabı çoğu zaman tercümandır.
Kriz Anları
Burada somut örnekler kullanılabilir.
Bir teknik direktörün sert açıklamasının yumuşatılması.
Bir oyuncunun basın toplantısında yanlış anlaşılmasının önlenmesi.
Bir soyunma odası tartışmasının büyümeden çözülmesi.
Tercümanlar çoğu zaman görünmeyen kriz yöneticileridir, hatta olmak da zorundalar diyelim!
Mourinho en net örnek
Bazı teknik direktörler tercümanlarını ekibin ayrılmaz parçası olarak görür.
Bazı tercümanlar zamanla teknik ekibin parçasına dönüşür; antrenmanlarda bulunur, oyuncu analizlerine katılır ve kulübün güvenilir isimlerinden biri olur.
Bir nevi kulübedeki 3. adamdır onlar (teknik direktör ve yardımcısı sonrası).
Buna en güzel örnek; spor kariyerine Bobby Robson ve Louis van Gaal’ın tercümanı ve yardımcısı olarak başlayan, futbol geçmişi olmayan Mourinho’yu verebiliriz.
Masanın diğer diğer tarafına geçersek de; Portekizli teknik adam yine başrolde ama bu kez onun ekibinde gözlemci ve çevirmen olarak kariyerine başlayan Andre Villas Boas!
Sonuç olarak;
Futbol tarihi gol atanları, kupaları kaldıranları ve maç kazandıranları hatırlar.
Ancak bazı insanlar vardır ki attıkları paslar kayıtlara geçmez. Bir oyuncunun ilk günündeki heyecanını, bir teknik direktörün öfkesini, bir başkanın vaatlerini ve bir taraftarın beklentilerini aynı cümlede buluştururlar.
Onlar oyunun en sessiz kahramanlarıdır. Teknik direktör ile oyuncu arasındaki köprü, kulüp ile yabancı yıldız arasındaki ilk güven noktasıdır tercümanlar.
Ve bazen futbolun kaderi, doğru çevrilmiş tek bir cümlenin içinde saklıdır!.
