https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

40 YILLIK LANET KIRILACAK MI? FRANSA’NIN ALTIN JENERASYONU

Okunması Gerekenler

Fransız Bisikleti Yeniden Doğuyor: Tour de France’ın 40 Yıllık Hasreti Bitebilir mi?

Tour de France denildiğinde akla ilk gelen ülkelerden biri şüphesiz Fransa… Dünyanın en prestijli bisiklet yarışı olan Tour de France, zaten Fransızların ev sahipliğinde doğdu ve 1903 yılından beri ülkenin spor kültürünün en önemli parçalarından biri…

Ancak burada büyük bir çelişki var; bu kadar büyük bir yarışın sahibi olan Fransa, yıllardır kendi evinde büyük zaferlere hasret!.

Son Fransız Tour de France şampiyonu Bernard Hinault, 1985 yılında sarı mayoyu kazandığından beri hiçbir Fransız bisikletçi genel klasmanda zirveye çıkamadı.

Tam 40 yılı aşan bir bekleyiş… Ancak belki de artık hikayenin yönü değişiyor.

Çünkü Fransa, uzun yıllar sonra ilk kez Tour de France genel klasmanında aynı anda birden fazla ciddi aday çıkarabilecek bir jenerasyona sahip gibi görünüyor.

Fransa, Tour de France genel klasmanında tam 40 yıl sonra yeniden üç bisikletçisini ilk 10’a sokmayı başardı. Bunu en son 1986’da Bernard Hinault, Ronan Pensec ve Yvon Madiot ile başarmışlardı. Aradan geçen 40 yılın ardından Paul Seixas, Lenny Martinez ve Jordan Jegat, Fransız bisikletinin yeniden ayağa kalktığının en güçlü işaretini verdi.

Son dönemde Fransız bisikletinin yeniden yükselişinin en önemli göstergelerinden biri de bu: yeni nesil sadece etap kazanmak için değil, genel klasman mücadelesi vermek için geliyor.

Yeni Umudun Adı: Paul Seixas
Bu jenerasyonun en çok konuşulan ismi şimdilik Paul Seixas.

Henüz çok genç olmasına rağmen fiziksel kapasitesi, yarış zekası ve gelişim potansiyeliyle Fransa’nın gelecekteki büyük lider adaylarından biri olarak görülüyor.

Tour de France gibi üç haftalık dev bir yarışta podyumun hemen dışında kalmak bile başlı başına önemli bir mesaj (4. bitirdi)

Çünkü Seixas’ın en büyük avantajı sadece bugünkü performansı değil.

Onu heyecan verici yapan şey:

yaşına göre olgun yarışması,
farklı etap profillerine uyum sağlayabilmesi,
fiziksel gelişim için hala büyük bir alanının bulunması.

Lenny Martinez: Bisikletin İçinde Doğan Bir Yetenek

Bu jenerasyonun bir diğer özel ismi ise Lenny Martinez (5. bitirdi)

Martinez’in hikayesi sıradan bir yetenek hikayesi değil. Çünkü bisiklet onun ailesinde nesilden nesile aktarılan bir tutku.

Dedesi Mariano Martinez, 1970’li yılların önemli Fransız bisikletçilerinden biriydi. 1978 Tour de France’ta dağların kralı klasmanını kazanmayı başardı. Babası Miguel Martinez ise dağ bisikletinde dünya çapında bir isim oldu. Olimpiyat şampiyonluğu ve dünya şampiyonlukları kazandı.

Yani Lenny, bisikletin içinde büyüyen bir aileden geliyor.

Ancak böyle bir soyadı her zaman avantaj değildir. Bazen geçmiş başarıların getirdiği beklenti, genç sporcu için büyük bir baskıya dönüşebilir!.

Martinez’in fiziksel özellikleri ise onu klasik bir dağcı profiline yaklaştırıyor.

Yaklaşık 1.68 metre boyunda ve hafif yapısıyla özellikle uzun tırmanışlarda etkili olabilecek bir karaktere sahip.

Ancak onu farklı yapan sadece tırmanış gücü değil. Babası Miguel Martinez’in de etkisiyle teknik becerileri, bisiklet kontrolü ve yarış içindeki cesareti dikkat çekiyor.

Jordan Jegat: Çok İyi Bir Tırmanıcı Ama Büyük Tur İçin Eksikleri Var

Fransa’nın dikkat çeken genç isimlerinden biri de Jordan Jegat.

Jegat’ın en büyük gücü kesinlikle tırmanış kapasitesi. Dağlarda güçlü bir görüntü veriyor ve agresif yarış tarzıyla dikkat çekiyor.

10. sırada bitirdi ancak Tour de France kazanmak bambaşka bir seviye. Büyük tur zaferi için sadece iyi tırmanmak yetmiyor.

Özellikle: zamana karşı performansı, üç hafta boyunca istikrar, kötü günleri sınırlama becerisi çok önemli; Jegat’ın gelişmesi gereken nokta da burada.

İyi bir etapçı veya güçlü bir genel klasman bisikletçisi olabilir; ancak Tour zaferi için gereken bütün parçaları tamamlaması gerekiyor!.

Romain Grégoire: Modern Bisikletin Yeni Tipi

Eğer bu jenerasyondan Seixas ve Martinez harici farklı bir isim seçmek gerekirse, benim adaylarım; Romain Grégoire ve Kevin Vaquelin olur (Jegat olmaz).

Çünkü Grégoire klasik bir “saf tırmanıcı” değil. O, modern bisikletin aradığı: patlayıcı, çok yönlü, yarış zekası yüksek, klasikçi (puncheur) profiline sahip.

Kısa sert yokuşlarda çok etkili. Tek günlük klasiklerde başarılı olabilir. Sprint bitirişlerinde de güçlü…

Ancak büyük soru şu: Üç haftalık Tour de France gibi bir yarışta genel klasman lideri olacak dayanıklılığa ulaşabilecek mi?

Eğer uzun tırmanışlarda seviyesini yükseltebilirse, çok farklı bir profile dönüşebilir.

Kévin Vauquelin: Sessiz Ama Dengeli Tehdit

Normandiya’dan çıkan Kévin Vauquelin ise biraz daha farklı bir profile sahip.

Onu özel yapan şey tek bir alanda olağanüstü olması değil.

Tam tersine: güçlü tırmanabiliyor, kısa sert rampalarda etkili, zamana karşıda iyi, uzun yarışlarda dayanıklı.
Yani modern bisikletin sevdiği komple profile yakın.

Ancak onun da gelişmesi gereken nokta şu: birçok şeyi iyi yapıyor ama henüz bir alanda dünyanın en iyileri seviyesinde değil.

Büyük tur kazanmak için ise genellikle en az bir veya birkaç özelliğinizin olağanüstü olması gerekiyor.

Fransa Gerçekten Yeni Bir Altın Jenerasyon Mu Yakaladı?

Belki de en önemli nokta burada. Fransa artık tek bir bisikletçiye umut bağlamıyor.

Bugün ellerinde: Paul Seixas, Lenny Martinez, Romain Grégoire, Kévin Vauquelin, Jordan Jegat gibi farklı özelliklere sahip genç isimler bulunuyor.

Üstelik bu sporcular neredeyse henüz kariyerlerinin başında. Önlerinde gelişmek için uzun yıllar var.

Peki Bir Fransız Yeniden Tour de France Kazanabilir mi?

Bugün için kesin bir cevap vermek zor.

Belki bugün sarı mayo için henüz erken. Çünkü Fransızların karşısında olağanüstü iki büyük engel var: Tadej Pogačar ve Jonas Vingegaard.

Modern bisiklette bu iki isim çıtayı inanılmaz seviyelere taşıdı. Fransa belki de yanlış zamanda doğru jenerasyonu yakaladı!.

Ama kesin olan bir şey var: Fransız bisikleti yıllar sonra yeniden heyecan verici bir döneme girdi. Belki Tour de France’ın yeni Fransız şampiyonu bu isimlerin birinden çıkacak.

Belki de Fransa’nın 40 yıllık bekleyişini sona erdirecek pedal, şu anda çoktan dönmeye başladı. Kimbilir?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

PALIO DI SIENA: 90 SANİYELİK YARIŞ, 800 SENELIK GELENEK

Bugün dünyanın en ünlü at yarışları denildiğinde akla ilk olarak Kentucky Derby, Royal Ascot ya da Prix de l'Arc...

Benzer Konular