“En başarılı”, “en istikrarlı” ya da “en iyi servis atan” gibi tartışmalar her sporda olduğu gibi teniste de hiç bitmez; ancak söz konusu “en aykırı giyinen” olduğunda, oklar %99.99 tek bir isme gider: Çim kortların avangart kraliçesi, tenis dünyasının “Lady Gaga”sı Bethanie Mattek-Sands!
Özellikle 2011 Wimbledon ile kendini de aşarak, kortlara adım atmadan önce giydiği kesilmiş tenis toplarıyla kaplı, püsküllü ve beyaz ceketle tribünleri şoke etmişti. Tasarımcı Alex Noble imzasını taşıyan bu kıyafet, geleneksel Wimbledon ruhuna adeta cyberpunk bir meydan okumaydı!.
Bethanie Mattek-Sands’in Wimbledon’ın o sarsılmaz ve baskıcı “sadece beyaz” geleneğine adeta punk bir isyan niteliğindeki bu ceket, spor ve moda tarihinin en cesur crossover’larından biri olarak hafızalara kazındı ki, aradan geçen 15 seneye rağmen hala dün gibi hafızalarda taze…
Normal şartlarda Wimbledon’ın gardırop kuralları o kadar katıdır ki, oyuncuların kıyafetlerinin kenarındaki küçük bir renk detayı bile hakemler tarafından mercek altına alınır.
Mattek-Sands ise maç sırasında değil ama kortun dışındaki o yürüyüş anında (walk-on) kuralların sınırlarını esnetip tam anlamıyla bir performans sanatına imza atmıştı. Kesilmiş sarı-yeşil tenis toplarının o ceketle ve püsküllerle buluşması, çim kortun aristokrat havasıyla tamamen zıt bir kontrast oluşturuyordu.
Bethanie Mattek-Sands’in o ikonik tenis toplu ceketi ve sıra dışı tarzının arkasında da, pek çok eğlenceli ve az bilinen detay var
Sadece Ceket Değil, Tam Bir “Mohikan” Kombiniydi
Medya genellikle ceketine odaklansa da, Alex Noble’ın tasarladığı o efsanevi kıyafetin tamamlayıcısı Mohikan tarzı uyumlu bir şapka ve kesilmiş yeşil-sarı toplarla kaplı tam bir konseptti.
Wimbledon’ın geleneksel parti alanına bu kıyafetle giriş yaptığında turnuvanın tüm atmosferini bir anda değiştirmişti.
Lady Gaga’nın Tasarımcısından Özel Üretim
Ceketin tasarımcısı Alex Noble, o dönem Lady Gaga’nın en çıka, avangart sahne kıyafetlerini ve ikonik parçalarını tasarlayan isimlerden biriydi.
Mattek-Sands, Gaga’nın stiline olan hayranlığını moda ve sporu birleştirerek tam anlamıyla kortlara taşımış oldu.
Sadece Kıyafet Değil, Ciddi Bir Şampiyonluk Kariyeri Var
Onu sadece “ilginç kıyafetler giyen bir tenisçi” sananlar büyük yanılır. Magazin basını onu dış görünüşüyle ansa da, Mattek-Sands tenisin en tepe noktalarında yer almış bir efsanedir.
9 kez Grand Slam şampiyonluğu vardır (çiftler ve karışık çiftlerde). Uzun süre dünya 1 numaralı çiftler tenisçisi koltuğunda oturmuştur. 2016 Rio Olimpiyatları’nda Altın Madalya kazanmıştır.
** Bu arada ironik bir şekilde 3 Grand Slam’de toplam 5 çiftler şampiyonluğu olmasına rağmen, tek eksik halka da Wimbledon idi.
Dize Kadar Uzanan “Dizlik / Çorap” İmzası
Mattek-Sands, sadece o partiye özel değil, normal maçlarında da kuralların elverdiği en uç noktada dolaşırdı.
Maçlarda sürekli giydiği dize kadar uzanan renkli kompresyon çorapları, rengarenk saçları ve çılgın desenli taytlarıyla kortların “rock starı” olarak anılırdı.
Teknolojiye olan merakı ve Google Glass kullanan ilk profesyonel sporcu unvanıyla da bilinen Amerikalı raket, kortların yalnızca en yetenekli değil, aynı zamanda nevi şahsına münhasır en cesur karakterlerinden biri olarak tarihe geçti.
Wimbledon’ın çimleri bugüne kadar kimler geldi kimler geçti; ancak sarı-yeşil tenis toplarıyla kaplı o ceket, geleneklerin ceketini iliklemeye çalışanlara karşı verilen en şık ve en “Gaga” tarzı isyan olarak her zaman hatırlanacak tek bir tenis figürü oldu bugüne dek: Bethanie Mattek-Sands!.
** Lady Gaga 2011 yılında müzik dünyasının zirvesindeydi! Hatta tam o dönemde kariyerinin en büyük albümlerinden biri olan Born This Way’i yayınlamıştı (Mayıs 2011).
Mattek-Sands’e “Tenis dünyasının Lady Gaga’sı” lakabının takılmasının sebebi de tam olarak buydu. O dönem Lady Gaga; giydiği et elbisesi, kafasında yumurtayla kırmızı halıya çıkışları ve sınır tanımayan avangart, çılgın kıyafetleriyle pop kültürünün en dominant figürü haline gelmişti.
