https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

7 FİNAL, 7 ALTIN, 7 REKOR; MARK SPITZ “MARK THE SHARK”

Okunması Gerekenler

Erkekler yüzmede en büyük ikon Michael Phelps’tir ama ilk ikon tartışmasız Mark Spitz’dir!..

Altınlarla dolu sekiz günlük tarihi sekans, onu unutulmaz kılarken, sadece olimpiyat tarihine geçmekle kalmamış, havuzun çıkardığı ilk global simge de olmuştu herkes için.

Hayatına dokunanlar

10 Şubat 1950’de Sacramento’da, orta sınıf bir musevi ailede dünyaya gelmişti. Her sporcunun hayatını değiştiren isimler vardır. İlk takım hocasının, Manşı rekor bir yüzüşle geçen efsane Paul Herron olması, yani onun içindeki cevheri ortaya çıkaracak kalitedeki bir isimle çalışması da buna çok güzel bir örnek!..

Kısa süre sonra, Spitz’in elde ettiği süreler kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı. Büyük yetenek avcısı Sherm Chavoor Arden Hills Yüzme Kulübü’nde başarılı bir program kurmuş, Debbie Meyer ve Mike Burton gibi geleceğin olimpiyat madalyalı sporcularını yetiştireceği gruba Spitz’i de istiyordu. Orada geçirdiği üç sene, Mark’a iyice ivme kazandırırken, kendi yaş grubunda birçok ülke rekorunu kırmıştı bile..

15 yaşlarınaydı ama artık fanustan çıkıp, uluslararası yarışmalara katılma zamanı gelmişti. İlk durağı, 1965 Makabiyat Oyunları’ydı. Yahudi dünyasının olimpiyatlarında katıldığı dört yarışı da kazandı. İşin ilginci Tel Aviv’de kazandıkları 800-1500’ler idi ama şaşaalı kariyeri kısa mesafelerle şekillenecekti.

Mark’ın yeni adresi Santa Clara, yeni hocası da ABD Milli Takımı Antrenörü George Haines’di. Ve ona orada belki de en vurucu dokunuşu Don Schollander yapacaktı. Mark, 1964 Tokyo’dan dört altınla dönen Schollander’i idolü olarak görüyor ve onun hareketlerini ezberlemeye çalışıyordu (en çok da onla özdeşleşen yüksek dirsek kullanımını).

İlk Patlama 

İlk ABD şampiyonluğunu 16 yaşında 100 metre kelebekte kazandı. Asıl patlama ise 1967 Pan Amerikan Oyunları’ndan çıkardığı beş altınla geldi!..

Swimming World, onu daha o yaşta yılın yüzücüsü seçmiş, 1968 Olimpiyatlarında 5-6 altın madalya kazanacağını iddaa ediyorlardı. Ama hasta hasta gittiği Mexico City’de bademcik iltihabı ve ishalle boğuşmasına rağmen, yine de iki altın, bir gümüş, bir bronz çıkartmayı başardı.

Her zaman karşısına nokta vuruşu isimler çıkan Spitz’in, Meksika’daki bir diğer kazanımı da coach James Doc Counsilman olmuştu. Zaten havuzda all around bir sporcu olan genç yıldızı psikolojik tedrisata sokarak, mental anlamda da zirveye çıkarttı!..

8 günde, 14 yarış, 7 final, 7 altın

Koleji domine ettiği yılların ardından, yedi dünya rekoru kırmış ve herkesin gözü üstünde, 1972 Münih Olimpiyatları’ndaydı. Spitz’in önünde, elemelerle beraber sekiz güne yayılan 14 yarış vardı. Kazandıkça kazandı, katıldığı her yarışı süpürdü.

4 tanesi 100 ve 200 metrede serbest ve kelebek, 3 tanesi de 4×100 ve 4×200 takım yarışlarında, tek bir Olimpiyata sığdırdığı 7 altın kazanma rekorunu Phelps’e kadar geçebilen çıkmayacaktı!.. Ve bu müthiş yetenek Münih dönüşü 22 yaşında noktaladı kariyerini.

Neden 22 yaşında spor bıraktı ?

Ama bu 8 gün bile onu yüzmenin ilk küresel ikonu yapmaya yetti. 7 final, 7 altın, 7 dünya rekoru. Bu başarı, o dönem için ulaşılabilecek en uç noktaydı.
Kendi sözleriyle: “daha iyisini yapmak imkansıza yakındı.” Yani motivasyonunun düşmesi kaçınılmazdı.

Bir de malum Münih Olimpiyatları sırasında yaşanan, İsrailli sporculara yönelik terör saldırısı onda travma yaratmış, Olimpiyatlar biter bitmez filmleri kıskandıracak bir operasyonla Almanya’dan gizlice çıkartılmıştı.

Ve belki de asıl neden; 1970’lerde olimpik sporcuların resmi olarak para kazanamamaları ve sponsorluk imkanlarının da bugünle karşılaştırıldığında çok sınırlı olmasıydı.

Spitz ise Münih sonrası adeta bir global superstar olmuş, televizyon reklamları, gösteri yarışları, bol sıfırlı medya teklifleri almaya başlamıştı.
Aktif sporcu olarak kalırsa bunların çoğu yasaktı. Yani kariyer mi, finansal özgürlük mü ikilemi yaşaması ve ikinci maddeyi seçmesi bence ana neden!..

Ya kariyerine devam etseydi ?

2-3 Olimpiyat daha görse, acaba kaç madalya kazanıp, nasıl rekorlara ulaşacaktı kim bilir. Ama biz yine de onu rekorları paramparça eden ilk yüzme ikonu olarak, Mark the Shark lakabı, kendiyle özdeşleşmiş slip mayosu ve bıyığıyla sonsuza dek hatırlayacağız!..

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

Son Haberler

BÜYÜK BUHRAN’DAN ŞAMPİYONLAR ŞEHRİNE, 1935- DETROIT

1935 Detroit Amerikan sporları sezonunda tarihte bir ilk yaşanmış ve aradan geçen 90+ seneye rağmen, bu başarıyı tekrarlayan başka...

Benzer Konular