https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

45 YIL SONRA YENİ BİR COE & OVETT: 800 METREDE YENİ ÇAĞ — HODGKINSON & WERRO

Okunması Gerekenler

Birmingham, Avrupa Atletizm Şampiyonası’ndayız!

Birbirinden önemli yarışlara, büyük rekabetlere ve yeni rekorlara tanıklık edeceğiz. Ancak bu kez gözler, atletizmin ana kraliçesi 100 metrede olduğu kadar, kadınlar 800 metre yarışında da olacak.

Çünkü 800 metrede bizi nefes kesen bir mücadele bekliyor!

Adeta Şampiyonlar Ligi misali birbirinden kaliteli atletlere dolu şampiyonada, gelin favorileri ve sürprizleri tek tek inceleyelim;

Ve gözlerin çevrildiği isimlerin başında Keely Hodgkinson geliyor!

Son Olimpiyat şampiyonuna, Birmingham’da, kendi topraklarında kazanacağı bir şampiyonluk; Münih ve Roma’nın ardından bu mesafede üst üste üçüncü Avrupa şampiyonluğunu getirecek.

Böylesine büyük bir başarı ihtimali, beraberinde elbette büyük bir stres ve baskıyı da getiriyor!

Ancak karşısında yalnızca zamana karşı değil, Avrupa’nın en güçlü 800 metre atletlerine karşı da zorlu bir mücadele var. İki tur, 800 metre ve saniyelerin belirlediği bir zafer…

Ve geçelim kağıt üstündeki en büyük rakibine; Audrey Werro

İsviçreli atlet, Afrika kökenli anneden (Fildişi) gelen genetik mirası, Batı Avrupa’daki spor kültürü ve altyapıyla harmanlayarak şimdiden büyük bir yıldız olmayı başardı. Üstelik henüz sadece 22 yaşında!

Jarmila Kratochvílová tarafından 26 Temmuz 1983 tarihinde Münih’te koşulan, yani tam 43 yıldır kırılamayan kadın atletizminin en eski dünya rekorunun (1.53.28) dibine kadar gelmeyi başardı.

Önce Haziran başında Stockholm’de 1:53.98’lik muazzam bir yarış çıkardı ve 28 Haziran’da Paris Charléty’de 1.53.80 ile bir kez daha başardı Werro o meşhur 1.54 eşiğini geçmeyi…

1:54’un altına inebilen sadece 2 atlet olabilmişti tüm tarihte: Çek rekortmen Kratochvílová ile Sovyet Olizarenko…

Bu iki derecenin de 1980’lerin başından, atletizm tarihinin doping tartışmalarıyla en çok anılan dönemlerinden kaldığını özellikle belirtelim (o yıllarda performans artırıcı maddelerin sporda yarattığı gölge malum).

Hodgkinson vs Werro

** Hodgkinson’ın en belirgin özelliği, 800 metreyi son 200 metreye bırakmak yerine yarışın şeklini erkenden belirlemeyi sevmesi.

Özellikle ilk 400’de pozisyonunu çok iyi ayarlıyor; gerektiğinde öne çıkıp tempoyu kendisi belirleyebiliyor. 2026 Dünya Salon Şampiyonası finalinde bunun çok net bir örneğini gördük: 200’u 27.26, 400’u 56.96, 600’u 1:26.46 geçti ve son turda rakiplerinin yaklaşmasına izin dahi vermedi!.

Bu yüzden Keely’nin güçlü olduğu senaryo: ilk 400 metre ritmi kontrol et, 600’de rakipleri yıprat ve son 200’de pozisyonu koru.

Yani Hodgkinson klasik anlamda yalnızca bir “finisher” değil. Yarışı kontrol eden, ritmi kuran ve rakibinin rahat bir sprint için enerji biriktirmesine izin vermemeye çalışan bir 800 metreci diye tanımlayabiliriz onu.

** Werro’nun stili ise biraz farklı.

Zaten inanılmaz bir 400 metre altyapısı var ki bunun anlamı çok önemli: son 200 metrede olağanüstü bir hız rezervi bulunuyor.

Stockholm’deki 1:53.98’lik yarış ise bu açıdan adeta ders niteliğindeydi. Werro pacemaker’in (halk arasındaki adıyla tavşan atlet) arkasında kaldı, 400’u 55.54 civarında geçti; Hodgkinson virajdan çıkar çıkmaz öne geçti. Werro ise onun arkasında sabırla kaldı ve son düzlükte hızlanarak Keely’yi geçti.

Yani Werro’nun ideal yarış senaryosu biraz daha şöyle: İlk 400 kontrollü pozisyon, 500-600 civarında yarışa gir ve son 200’de sahip olduğun fark yaratan 400 metre hızını kullan.

Paris’te ise bunun başka bir versiyonunu da gördük ki orda da 500’de liderliği aldı ve 600’u 1:25.27 ile geçerek yarışın kontrolünü tamamen ele geçirdi.

Bu da önemli: Werro artık yalnızca bekleyip sprint atan bir atlet değil. Gerekirse 500-600 arasından yarışı kendisi de koparabiliyor.

Ve kısa kısa diğer olağan şüphelilerden de bahsedelim;

Başta Hollanda atletizminin 21. yüzyıl sürümü Femke Bol
İtalyan Elosio Coiro
Polonyalı taktik dehası veteran şampiyon Anna Wielgosz
Ve iki Fransız Anais Bourgoin ile Renelle Lamote

Femke Bol’u biraz boşladık gibi sanki, ama onun asıl alametifarikası bildiğiniz üzere 400 metre ve 400 metre engelli… 800 metreye çok yeni girdi ve onun uzmanlık alanı değil. Bu mesafenin bütün inceliklerini yeni yeni öğreniyor.

Peki yarış nasıl gelişirse Bol kazanabilir?

Bence anahtar 400-600 metre bölümü. Werro’nun en büyük silahı son bölümdeki hızlanması. Hodgkinson ise yüksek tempoyu erkenden kurup rakiplerini son 200’e kadar yıpratabiliyor diye bahsettik yukarıda…

Bol ise 400 metreden gelen olağanüstü hızını kullanarak 500-600 arasında yarışı çok sertleştirirse, Werro’nun son sprintini ve Hodgkinson’ın da ritmini bozabilir. Yani 400 metre kapasitesi ciddi bir silaha dönüşebilir.

Ama ben yine de diğer iki atleti Hollandalının önünde görüyorum altın madalya için…

Coe-Ovett, 45 Sene Sonra

800 metre dendiğinde bizim nesil için Sebastian Coe-Steve Ovett rekabeti gelir akla. Birbirine zıt karakter hatta koşu stilindeki İngilizler; bu mesafenin alfalarıydı ve her yarışları x bir Şampiyonlar Ligi finali edasındaydı.

Daha yakışıklı, daha güleç, daha kibar, daha sosyal, basınla iyi ilişkileri ile medyatik biri, hatta adeta rock yıldızı misali ikonik bir figür olan Coe, diğer köşede de daha sert mizaçlı, daha içine kapanık, daha asosyal biri olan Ovett.

Ovett fakir bir aileden, Brighton’un gelir düzeyi düşük semtlerinin birinden çıkmıştı. Coe ise Ovett’dan 10 ay sonra Londra’da bir mühendisin oğlu olarak, zengin bir aileye doğmuştu..

Ve tüm spor kariyerleri boyunca sadece 6 kez yarıştıklarını da düşünürsek, beraber çıkılan her pist, tansiyonu ve rating’i daha da katlıyordu. Ve bunların hemen hepsinin de Major finaller olduğunu da unutmayalım!.. Sanki iki ağır sıklet boks şampiyonu var ama hep başkalarını dövüyorlar gibiydi.

Belki de 45 yıl sonra bu kez kadınlar 800 metrede benzer bir rekabetin doğusuna tanıklık ediyoruz. Hatta “doğacak” demek bile yanlış; o rekabet karşımızda, çoktan başladı bile!

Keely Hodgkinson ve Audrey Werro…

Ve belki de en güzel tarafı şu: Bu iki genç yıldızın birinin 2002, diğerinin ise 2004 doğumlu olduğunu hesaba katarsak, önümüzdeki en az 5-6 yıl boyunca, doya doya izleme şansımız olacak bu düelloları…

11 Ağustos’ta ilk seçmeler, ertesi gün de yarı finaller var, ama asıl siz şimdiden 14 Ağustos’ta T.S.İ. 23.45’de sahne alacak final için saatlerinizi kurmayın unutmayın!.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

İSVİÇRE ATLETİZMİNİN SESSİZ DEVRİMİ: SİYAHİ YILDIZLARIN ÜLKESİ

İSVİÇRE ATLETİZMİNİN SESSİZ DEVRİMİ: SİYAH YILDIZLARIN ÜLKESİ İsviçre denince akla ne gelir? Alpler, kayak, tenis, Roger Federer, Stan Wawrinka, bisiklette Fabian...

Benzer Konular