ÖNCE VATAN SAVUNMASI, SONRA FENER MÜDAFAASI

Okunması Gerekenler

HERŞEY YÖNETİM KADROLARININ YETKİNLİĞİ İLE BAŞLAR…

10 Ağustos tarihli yazımda “Herşey strateji ile başlar” demiştim ve konuyu açacağımı belirtmiştim. Evet, doğru herşey o stratejileri oluşturan...

YAĞIYOR MÜBAREK

Viyana bozgununun ardından uzun müddet Buda’yı savunmak zorunda kalan Abdurrahman Abdi Paşa savaşırken şehit düşüyor, şehit düştüğünde paşa tam...

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR…

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR… Değerli ABC SPOR okurları, Bu köşede güncel futbol olaylarını referans alarak futbol dünyasının tüm paydaşlarını kapsamlı olarak...

brunoCENNETE KANAT AÇAN KANARYALAR-8

DEVRİNİN EN BİLGE FUTBOLCUSU

ŞEHİT ARİF ( ?- Ö:1920)

Bu vatan öyle kolay kazanılmadı! Onbinlerce şehit kanı suladı bu vatan topraklarını.
Onbinlerce şehidin içinde pek çok da futbolcu vardı. Hem de çoğu yüksek tahsilli.
Önce vatan savunması sloganı ile başlayan milli mücadelede Fenerbahçe Spor kulübü adeta milli mücadelenin sembolü konumundaydı.
Yani “önce vatan savunması sonra Fener müdafaası” dedi dev camia.
Bugün hikayesini anlatacağımız cennette uçan kanaryamız ise Emirzade Arif Bey ya da daha çok kullanılan adıyla “Şehit Arif” Emirzade..
ARIF11911 yılında, Şehremini Hastane Çayırında zayıf bir gencin top alış ve vuruşlarındaki incelik ve tatlılığı hayran hayran seyreden Mustafa Katipoğlu, gencin yanına sokulup Fenerbahçe’ye girmesini teklif etmiştir.
Bu teklifi tereddütsüz kabul eden bu soluk benizli, çok zayıf genç, o sıralarda Mühendis mektebi öğrencisi ve daha sonra da, Galiple beraber, tam 7 yıl Türk futbolunun en güçlü defans hattını oluşturan, ünlü ŞEHİT  “Arif, Fenerbahçe Kulübü’nün kuruluşundan itibaren oynayan futbolculardan biriydi. Birinci Dünya Savaşı’nda vatanî vazifeye çağrılıncaya kadar, Fenerbahçe takımında defansın belkemiği olarak sağbek oynadı.” Ortadan biraz yüksek boylu, futbola elverişli bir cüsseye sahip, sağlam bir gençti… Saçlarını, alabruz kestirirdi. Yuvarlak yüzlü, çenesinin sağında büyükçe bir beni vardı. Sakin bir yaradılışı olmasına karşın, oyun sırasında hırslı olur ve gözünü budaktan ayırmazdı. Aynı zamanda, devrinin en bilgili futbolcularından biriydi.”

Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal Atatürk, 1919’da Samsun’a çıkarak Anadolu ateşini yaktı. Peki o sıralar Fenerbahçeliler ne yapıyordu? Sarı lacivertliler önce futbol sahasında işgal gücü takımlarını bir bir yenip halka moral veriyorlardı. Sonrasında ise sahadaki mücadele cepheye de sıçradı. Fenerbahçeliler yurdun çeşitli bölgelerinde milli mücadeleye katılıp vatanlarını kurtarabilmek için düşmanla çarpışıyorlardı. Fenerbahçe’de Kurbağalı Dere’de bulunan kulüp binasında hummalı bir çalışma yürütülüyordu. Binanın alt katında toplanan silah ve cephane, Anadolu’ya motorlarla sevk ediliyordu. Ayrıca Fenerbahçeli sporcular da gizlice Anadolu’ya geçip vatan savunmasındaki yerlerini alıyorlardı. Fenerbahçeliler vatan işgal edildiğinde toplanarak çeşitli kararlar almışlardı. Bunlar işgalcilerin askerleriyle maçlar yapıp, galip gelerek halka moral vermek, maçları mümkün olduğu kadar geniş kitlelere yayarak seyirci toplamak ve halka milli mücadele ruhunu aşılamak.
SEHITKurtuluş Savaşı  askerlerinden biri olan Mülazım-ı evvel Arif; Çanakkale’de vatanını, İstanbul’da ise Fenerbahçe’yi müdafaa ediyordu. Sarı-lacivertli kulübün sağbekiydi… Fenerbahçe olmadan Arif, Arif olmadan Fenerbahçe olmazdı. Savaş çıkıp cepheye gönderilince; takımından ayrı kalmaya gönlü razı olmamıştı. Cepheye koşan tüm askerler için parola “Önce vatan” dı ama, Arif için “Sonra, Fenerbahçe” vardı…  Takımını yalnız bırakmak istemiyordu. Bu yüzden de, kendisi ya da kulüp yöneticileri, kumandanından izin alıyor, cepheden cuma ligine koşuyordu. O hafta ise, Fenerbahçe-Galatasaray mücadelesi vardı. Burada, Çanakkale geçilmez… Orada, yine İstanbul’da Arif hiç geçilmez. Mülazım-ı evvel Arif, ezeli rekabet cephesindeki görevine yetişmeliydi. Dağ, dere, tepe demeden, 26 saat at sürecek ve bugün Fenerbahçe Stadı’nın bulunduğu papazın çayırına yetişecekti. Tutmayın onu, yolu uzun.

ARİF, SEZONUN İLK DERBİSİNDE…

Arif dörtnala, 1917 – 1918 sezonunun ilk büyük derbisine, Fenerbahçe-Galatasaray maçına yetişmeye koşuyordu. Ama, 21 Aralık 1917’deki bu maça gitmeye çalışan, yalnız kendisi değildi. Fenerbahçe kaptanı Galip de, Kırklareli’nden İstanbul’a doğru at koşturuyorduÇanakkale’den Fikirtepe Uçaksavar Bataryası’na tayin olan Ethem ise, daha önceden kulübe varmıştı. Arif ve Galip, uzun at yolculuğunun yorgunluğunu atamadan, sahaya çıktılar. Ama, ne yazık ki, maçı 3 – 2 kaybettiler. İki futbolcunun tekrar cepheye dönmeleri, hazin olmuştu. Fenerbahçe kaptanı Galip (Kulaksızoğlu), daha sonra savaş sırasında yaralanıp İstanbul’a gönderilmiş, bir daha cepheye gitmemişti. Arif (Emirzâde) ise, cepheden sahaya, sahadan cepheye koşturmaya daha uzun bir süre devam edecekti. Doğaldır ki, her maça yetişemiyordu… Ama, iddialı maçların hiçbirisini kaçırmıyordu. Hele hele, ezelî rekabet maçlarını asla…

Fenerbahçe Kulübü, 1919 – 20 sezonuna iddialı girmek istiyordu. Bunun için, ilk kez sahaya çıkacakları İdmanyurdu maçında, sağbekleri Arif’in mutlaka oynamasını istiyorlardı. Kumandanlıktan özel izin alarak, Arif’in oynamasını sağlama almışlardı. O mutlaka gelmeliydi, gelecekti… SAVUNMANIN BELKEMİĞİ Arif gerçekten de, Fener defansının vazgeçilmez adamıydı.

SEHIT-2Evet, daha önce de söyledik… Fenerbahçe, 1919 – 20 sezonunun ilk maçı olan İdmanyurdu mücadelesi için, Papazın bağında Arif’i bekliyordu… O gelmeliydi, gelecektir, gelir… Fakat, onun yerine, kara haber geldi: “Arif, tam kalbine yediği bir kurşunla, şehit oldu.” Olmaz… Olamaz… Olmamalı…

Fenerbahçeliler, bir anda mateme boğuldu. Herkes birbirine sarılıp ağlıyor, Türk futbolunun yetiştirdiği en gerçek kahramanının kaybına kahroluyordu… Hüzün, dalga dalga tüm İstanbul’a yayılmıştı. Ancak, maç oynanmalıydı… Fenerbahçeli yöneticiler, santra çizgisinin başladığı yerdeki sahanın kenarına bir sandalye koydular ve üzerine Arif’in 2 numaralı formasını astılar. Takım, sahaya 10 kişi çıkmıştı... Ama, Fenerbahçe eksik değildi. Saha kenarındaki sandalyede asılı duran forma, Arif’i sahaya sürmüş gibiydi. Sanki, rakibin ataklarını, hâlâ o durduruyordu. Fenerbahçe, kahramanının huzur içinde toprakta yatması için, o denli coşkulu oynadı ki, rakibi İdmanyurdu’nu tarihinin en farklı skoru ile yendi: 11-1. O günden bu yana, o rekor hâlâ kırılamadı. Fenerbahçeli tüm futbolcular, bu galibiyet sonrasında hep birlikte 2 numaralı formanın önünde tazim duruşuna geçerek, “Ruhun şad olsun Arif” dediler.
Fenerbahçe Kulübü’nün şehit Arif’in ruhuna okuttuğu mevlüt tam anlamıyla olay olmuştu. Mevlüt sırasında kulüp binası dolup taşmıştı… Herkes ağlıyordu. Arif (Emirzade), yüzbaşı rütbesi ile şehit olmuştu. Yüksek mühendislik eğitimi görmüştü ve Fransızca biliyordu. Arif’in sağlığında Fenerbahçe genç takımında oynayan Sedat Taylan, “Biz Fenerbahçeliler” adı ile yazdığı anılarında, bu şehit futbolcuyu da anlatır.

İşin tuhafı, dünyada eşi – emsali görülmeyen Arif olayı; ne yazık ki belgelere geniş ölçüde yansımamış… Hakkında
. Savaşı bırakıp sahaya giren, sahayı bırakıp savaşa dönen dünyanın en ilginç futbolcusunun Türk olduğundan haberimiz yok.Ne yazık! Üniversite mezunu futbolcular, birer birer şehit düşüyor! Yurtsever Türk futbolcularının, gönüllü olarak cepheye koşunca, kulüpleri, çok büyük ölçüde güç kaybına uğradı.

VATAN1Bu konuda çok belirgin bir fikir verebilmek için, Fenerbahçe’nin 1923 yılındaki kadrosunun eğitim durumunu vermemiz yeter… Çünkü kadrodaki tüm futbolcular, yüksek tahsilliydi. İşte inanılmaz kadro: KALECİ: Şekip : Güzel Sanatlar Mezunu SAVUNMA: Cafer : Eczacılık Fakültesi İsmet : Tıp Fakültesi Hasan Kamil : Michigan Üniversitesi ORTA SAHA: Fahir : Fen Fakültesi İsmet :Tıp Fakültesi Kadri :Ticari İlimler Ragıp : Ziraat Fakültesi FORVET: Zeki Rıza : Veteriner Fakültesi Alaaddin : Güzel Sanatlar Sabih : Tıp Fakültesi Bedri : Diş Hekimliği Ömer : Hieldberg Üniversitesi Fenerbahçe, Osmanlı İmparatorluğu’nun “Hasta adam” ilan edildiği dönemlerde kurulması sonrasındaki Balkan Savaşları, Çanakkale Savaşları ve Birinci Dünya Savaşları ile bir imtihan vermek zorundaydı. İmtihan vatanı korumaktı!

Fenerbahçe ve Fenerbahçeli için Cumhuriyet çok önemlidir! Milli mücadelenin kazanılmasında ve Cumhuriyet’in kurulmasında Fenerbahçelilerin yadsınmaz bir emekleri vardır. Özetlemeye çalıştığımız Milli Mücadele döneminde şehitler veren, gaziler veren Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolasını kabul eden Fenerbahçe için Türkiye Cumhuriyeti çok ama çok önemli ve hassas bir konudur.

bruno.monte@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

HERŞEY YÖNETİM KADROLARININ YETKİNLİĞİ İLE BAŞLAR…

10 Ağustos tarihli yazımda “Herşey strateji ile başlar” demiştim ve konuyu açacağımı belirtmiştim. Evet, doğru herşey o stratejileri oluşturan...

YAĞIYOR MÜBAREK

Viyana bozgununun ardından uzun müddet Buda’yı savunmak zorunda kalan Abdurrahman Abdi Paşa savaşırken şehit düşüyor, şehit düştüğünde paşa tam 70 yaşında. Abdurrahman paşanın bu yiğitliğine...

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR…

HERŞEY STRATEJİ İLE BAŞLAR… Değerli ABC SPOR okurları, Bu köşede güncel futbol olaylarını referans alarak futbol dünyasının tüm paydaşlarını kapsamlı olarak sizlerle incelemeye çalışacağım. Aslında konu...

PANDEMİ SONRASI İLK ŞAMPİYON FERRO

PANDEMİ SONRASI İLK ŞAMPİYON FERRO COVID-19 pandemisi nedeniyle dört aylık aranın ardından düzenlenen ilk turnuvada, Anett Kontaveit'i iki sette geçen Fransız Fiona Ferro şampiyonluğa ulaştı. WTA...

TEKMELİK

TEKMELİK “Onu iki kez uyardım, tekmeliğin dönmüş düzelt bak ayağın kırılır diye ama bana tekmeliğe bir türlü alışamadığını söyledi ve ertesi gün hastanede ziyarete gittim” 1992-93...

Benzer Konular