https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

TÜRKİYE’DE FUTBOLUN YAPISAL SORUNLARI VE SCOUTING-3

Okunması Gerekenler

onur resimGeçen yazıda Türkiye’de scoutingin nasıl uygulanmadığını dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Bu yazıda bir sistem olarak scoutingin neden Türkiye’ye gelemediğini futbolu satan ve satın alanların bakış açıları bağlamında irdelemeye çalışacağız.

Türkiye’de taraftarların futbola bakış açısıyla ilgili e-bilet yazısında söylediklerimizi tekrar etmemiz gerekiyor. Türkiye, futbol izleyicisinin ekseriyetle alt, alt-orta ve orta sınıfa mensup ve genellikle özel hayatlarında mutsuz olanların tribünlerde sayısal çoğunluğu oluşturduğu bir ülke. Bu mutsuzluğun sebepleriyle ilgili de yine e-biletle ilgili yazdıklarımıza bakılabilir. Mutsuz olan ve sosyal hayatını yüksek ölçüde futboldan oluşturan bu kitleler için sadakatle bağlı oldukları, ürünlerini satın aldıkları takımları kendilerini mutlu etmekle görevliler. Dolayısıyla, taraftar mutlu olmak ve hemen mutlu olmak istiyor. Bu da kulüpler üzerindeki başarılı olma stresini artırıcı bir faktör.

Derhal başarı isteği yöneticilerin de üzerinde ister istemez bir baskı yaratıyor ve transfere daha fazla para harcanıyor. Ancak tabii ki taraftarların bu gazının farkında olan ve bunu kendi çıkarları için kullananlar da yine aynı yöneticiler. Bazen taraftarın gazını almak, bazen de kendi başarısızlıklarını örtmek için “Galatasaray’da transfer bitmez” veya “Fenerbahçe istediği oyuncuyu alır”. Taraftar tarafından başarı derhal ve sürekli (mümkünse 34’te 34) istendiği için transferde adı duyulmamış fakat takıma yararlı olabilecek futbolcular araştırılarak bulunmak yerine, Meireles, Diego, Hamit Altıntop gibi dalından düşen meyveler henüz havadayken, henüz Katar seviyesine inmemişken getirilmeye çalışılıyor. Böylece taraftarın transfer başarısızlığında yönetime yükleyeceği sorumluluk minimuma indirilirken futbolculara ödenen devasa ücretlerle de futbolcunun üzerine 2 turlu bir yük ve stres bindirilmiş oluyor.

Tabii bu stratejinin uluslar arası arenada sökmeyeceği gerçeği yöneticiler ve gözü olan taraftarlar tarafından alenen görülüyor. Ancak, burada başka bir faktör devreye giriyor: takımları lokalize etme çabası. Transfere bu kadar büyük paralar harcanırken ve takımlarımız Avrupa Kupaları’nda tel tel dökülürken ortada kabak gibi duran bu başarısızlığı “örtbas etme gerekliliği” sevgili yöneticilerimizin Türkiye’nin en büyüğü olma arzusunu taraftarlara empoze etme çabalarıyla perçinleniyor. Fenerbahçe, Galatasaray veya bir başkası da olsa, basını tamamen ellerinde tutan kulüplerimiz bir yandan basın yoluyla Türkiye içi rekabeti kızıştırırken bir yandan da alt metinde sürekli Şampiyonlar Ligi seviyesine ulaşamayacağımızı, oraların bizim bütçelerimizin çok üzerinde olduğunu söyleyip duruyorlar.

Son yazıda Türk takımlarının başarısızlığını örneklerle gösterirken bu çemberi kırmanın tek yolunun scouting olduğunu iddia edeceğiz.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

onur.ilimsever@abcspor.com

Son Haberler

YAZ KIZIM

Bazen kaybettim sanırsın ama çok şey kazanmışsındır. Bazen gömüldüm sanırsın ama ekilmişsindir, yeniden filizleneceksindir. Bazen kazandım sanırsın ama kaybetmişsindir. 10 kişiyle kazanılan...

Benzer Konular