OLSUN, DEVAM

İtiraf etmeliyim, ben tam tersi bir senaryo olacağını düşünmüştüm. Trabzonspor hafta arası AEK maçının ikinci devresinde olası bir fiyaskoyu önlemek için çok efor sarfetmişti. Ardarda gelen lig ve Avrupa Kupası maçlarında bazı kilit oyuncularını dinlendirememişti. Bu yüzden ben sabırlı bir oyunla maçın son bölümünde yorulan Trabzonspor’a karşı ciddi üstünlük kuracağımızı tahmin ediyordum.

Oysa ki işler tam tersi şekilde gelişti. Fenerbahçe oyuna müthiş bir baskıyla başladı. Ardarda pozisyonlar buldu ve esas önemli olan bu pozisyonları bulurken çok ta göze hoş gelen bir futbol oynadı. Seri paslaşmalar sonrasında çok zor durumlara düşürdü Trabzonspor’u. Çok ama çok özlediğimiz farklı bir futbol vardı sahada. Bu bölümde 3-4 golle galip duruma geçebilirdi Fenerbahçe, olmadı maalesef ama sahada seyrettiğimiz şey kesinlikle keyif aldığımız bir oyundu.

Peki nasıl oldu da geçen sene hiç görmediğimiz, bir kez bile şahit olmadığımız tempo, pas trafiği, pozisyon zenginliği vardı sahada? Neden kaynaklanıyordu bu fark? Bir defa takıma bir ”yetenek” takviyesi yapılmış. Tabii Emre ve Kruse yetenek ve oyun aklı olarak bu değişimin baş sorumluları. Ancak onların verimli olması için gerekli olan başka bir detay var, o da diğer oyuncuların sürekli hareketli olmaları. Son vuruşlardaki eksikliğine rağmen Rodriguez hep hareket halinde. Vedat sürekli geziyor, sırtı dönük top alıyor ve arkadaşlarına harika servis yapıyor. Tolga ve Jailson dikine driplinlerle hücuma destek veriyorlar. Durgun Deniz Türüç bile pas trafiğinde zaman zaman önemli rol alıyor. Yani yerinde duran, statik oynayan adam yok Fenerbahçe’de. Bu ”hareketlilik” bence geçtiğimiz döneme göre en büyük farkı takımın.

Bir de orta sahada bu kadar büyük üstünlük sağlanmasının sebebi, Trabzon’da göbekte oynayan Abdülkadir Parmak-Sosa ikilisiydi. Kötü oyuncular değil, hatta Sosa çok usta, çok önemli oyuncu ama her ikisi de defansif olarak çok kuvvetli değiller. Dolayısıyla Fenerbahçe’nin bu kadar hızlı pas trafiği içinde kayboldular ilk devre. Yolgeçen hanına döndü Trabzon orta sahası. Ünal Hoca da ikinci devre Doğan hamlesini yaptı, orta saha direncini artırdı. 45-55 arasında Uğurcan’ın çıkardığı önemli toplardan sonra bu değişiklik işine yaradı Trabzon’un.

Tabii Fenerbahçe’nin yorulması da önemli bir etken oldu oyunun son bölümünde. Bu kez bizim orta sahamız oyundan düştü. Deniz ve Rodriguez’in de temposu azalınca beklerine yardım edemez oldular. Tribünler de maça iyi başlamasına rağmen ikinci devre itici güç olmaktan uzaktılar. Sonrasında oyun dengelendi. Benim düşündüğüm senaryonun tam tersi gerçekleşti. Hatta bir 10 dakika daha olsaydı ibre Trabzon’a dönebilirdi.

Aslında bu kadar tempolu bir başlangıç yaptıktan sonra oyundaki bu düşüş normal. Hiç bir takım böylesine bir baskıyı 90 dakika devam ettiremez. Burada yaptığımız yanlışlık ilk devrenin ortalarında duraksadığımız bölümde belki vites düşürmemiz gerekiyordu. Biraz topa sahip olup, soluklanmamız, tempoyu bir süreliğine azaltmamız daha doğru olurdu. Bunu yapamadık. Topu Trabzon’a bıraktık. Onlar da oyun içindeki bu kısa süreli düşüşümüzden hemen yararlandılar.

Ha diyeceksiniz ki, bunca transfere rağmen hala devşirme beklerle, devşirme stoper Jailson’la oynuyoruz. Tabii ki bazı defolar olacak. Doğru, hak veriyorum. Oyun içinde zaman zaman N’Wakaeme ve Ekuban’a karşı zorlandık sonlara doğru bu defans kurgusu ile. Zanka da biraz aksadı ancak esas zorlanmamızın sebebi dediğim gibi orta sahamızın oyundan düşmesiydi. Eğer ilk yarıdaki çuval dolusu pozisyonu kaçırmasaydık, farklı öne geçseydik, maçın sonunu da güle oynaya getirirdik. Emre’yi de 60’dan sonra  çıkartır, bu kadar zorlamazdık. Maalesef geçen hafta verim aldığımız oyuncu değişikliklerinden bu hafta pek verim de alamadık. Dolayısıyla taze kuvvet enjekte edemedik takıma yorulmuşken.

Yine de her şeye rağmen o ilk 60 dakikadaki futbol, 20.-30. dakikalar arasındaki duraklamamız haricindeki mest eden oyun ilerisi için büyük umut verdi hepimize. Daha yeni transferler devreye girecek, sakatlar iyileşecek. O yüzden moral bozmayı gerektirecek bir şey yok ortada. Olsun diyeceğiz ve devam edeceğiz. İyi yoldayız ve takım iyice oturduktan sonra şampiyonluk yolunda ilerlemeyi sürdüreceğiz. Kimse merak etmesin bu takım artık daha kaliteli, bu takım daha hareketli, bu takım geçen senekine göre çok daha yetenekli ve belli ki saha dışında da ”kimya” tutmuş. Bu geceden sonra kimsenin yüzü asılmasın. Milli maç arasından sonra zorlu Alanya deplasmanında özlenen şampiyonluğun peşinden koşmaya devam edeceğiz.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz