ÖĞRENME EĞRİSİ

Okunması Gerekenler

O GLORIOSO, SL BENFICA!

O GLORIOSO, SL BENFICA! O Glorioso, SL Benfica yani Şanlı SL Benfica! Türk futbol kulüplerimizin örnek alması gereken bir kulüpten...

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR Galatasaray maçı sonrası Erol Bulut'un açıklamalarını dinliyorum: Rakibi, rakibin gecen seneden beri bir arada oynayan birbirine...

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

ÖĞRENME EĞRİSİ

Ekonomide tecrübe eğrisi ya da etkinlik eğrisi olarak da tanımlanan ama genel olarak öğrenme eğrisi olarak günlük hayatımıza girmiş tanımlama yeni bir işi yapmaya başlayan kişinin, pozisyonu ne olursa olsun, belirli bir zaman geçmeden kendine verilen o işte mükemmele yaklaşamayacağını anlatır.

Yeni bir işe başlayan kişinin kendisinden beklenilen iş çıktısına ulaşmasının süresi kısa değildir ve icra eden kişinin kapasitesi, ithaf ettiği zaman ve deneme yanılma sonucunda doğruyu özümsemesi sonuca direkt etki eder. Öğrenme eğrisinin direkt olarak savunduğu tez tekrardır. Tekrar eden icracı daha hızlı öğrenir, işi daha hızlı ve daha az hata ve maliyet ile bitirme konusunda daha ehil olur ve uzmanlaşır. Doğal olarak da çıktı daha bir tatminkardır.

Öğrenme eğrisi grafiğinde x ve y eksenleri performansı ve işi yapmak için yapılan denemeleri temsil eder. Yavaş başlayan grafik bir anda hızlanmaya başlar ve deneme sayısı arttıkça doğru orantılı olarak performans da yükselmeye başlar.

Tarihten de bir google bilgisi vermek gerekirse bu eğri Alman Hermann Ebbinghaus tarafından 1885 yılında üretimdeki etkinliği ve uzun vadeli maliyetleri ölçmek için lanse edilmiştir.

Biraz teorik bir girişten sonra geçtiğimiz hafta ‘Saygı” mottosu ile siftahını yapıp şampanyasını kırarak denize indirdiğimiz Süper Lig gemisinin önemli mürettebatlarından olan hakemler ile ilgili başlayan polemikler üzerine birkaç kelime etmek istiyorum.

Öncelikle Lefter Küçükandonyadis gibi bir tarihi figürün adını taşıyan sezonun herkes için hayırlı olması en büyük temennimizdir. Ülkenin beşerî ve siyasi tarihi ile paralel bir hayat sürdüren ve bugünün ‘kindar’ nesline günde 1 seans hayatının belgesel olarak gösterilmesi vacip olan bir sosyolojik efsanenin adının bu sezona verilmesinin ehemmiyetini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Video Assistant Referee (VAR) diye adlandırdığımız ve beynelmilel olarak Rusya’daki Dünya Kupası esnasında hayatımıza geniş kapsamda sirayet eden sistemin Süper Ligimizdeki ilk hafta uygulaması yanında birçok polemik de doğurdu.

Yine her zaman olduğu gibi niyet sıkıntısı yaşadığımız çok aleni olarak karşımıza çıktı. Futbolcu, antrenör, yönetici, sosyal medya, taraftar ve yorumcu fark etmeksizin herkesin niyetinin, günümüzde her alanda olduğu gibi, bu yeniliği kendimize nasıl yontarız da avantajımıza çeviririz mentalitesi olduğu ortaya çıktı.

Adalet dağıtsın diye futbol dünyasının hizmetine sunulan bir sistemin aslında taraflar özelinde adaletsizlik olarak yorumlanmaya çalışılması, hiç kuşkusuz, benim olmayan adalet, adalet değildir kafasının bir yansıması olarak da yorumlanmalıdır.

Sezon başında, hakem kararı olmazsa ne oyuncu ne kulübe VAR talep edebilir ne de eliyle ekran işareti yapabilir, aksi halde sarı kart gösterilecektir diye kural açıklanmışken sahada görünenlerin bununla 180 derece zıt olması da trajikomik bir durumdur.

Yayıncı kuruluşun, ısrarla, değerlendirmeye tabi pozisyonu göster(e)memesi, ofsayt çizgisi çek(e)memesi, Dünya Kupası’nda sürekli görebilmişken Süper Lig’de VAR odasının gösteril(e)memesi (MHK karar aldı, bu haftadan itibaren VAR odası gösterilecek) gibi tercihler de insanların kafasındaki şer fikirlerin artmasına sebep oldu.

Öğrenme eğrisi açısından baktığımızda uygulama olarak daha ilk haftası biten bir sistemde hata olmasının doğal olacağı gerçeğini ve haftalar geçtikçe bu sistemin de etkinleşeceğini taraf olan herkesin biliyor olması gerekir. Milyon dolarlık şirketlerinde binlerce işçi çalıştıran yöneticilerin, yeni transferleri takıma ve oyuna adapte etmek için kaç hafta ve kaç hata geçmesi gerektiğini çok iyi bilen hocaların ve antrenman yaptıkça, tekrar tekrar o topa vurdukça performanslarının arttığını bilen sporcuların VAR sistemine şans tanıması gerekir.

Şu anda ligimizde atmosferi yüksek ortamda VAR ile en çok maç yönetmiş hakemimiz Cüneyt Çakır ve onun bile VAR ile olan ilişkisi eleştiriye açık, yani diyeceğim şu ki en tecrübeli hakemimiz dahi sıkıntı yaşarken, yeni öğrenmeye ve icra etmeye başlayanlara şans tanınması gerekecektir. Haftalar geçip uygulama devam ettikçe hem vücut dilleri hem karar hızları ve doğrulukları iyileşecektir. Bu da sistemin etkinliğini, üretkenliğini artırırken, maliyetini (hem maddi hem manevi) düşürecektir.

Yalnız bu sistemin baş aktörü olan hakemlerin de iki şeyden acilen kurtulmaları gerekiyor. Birincisi her sıkıntılı pozisyonda sanki Amerika Başkanı’nın koruması gibi tek el kulaklıka, başlar yere bakarken bir anda yukarı kaldırıp sanki çok önemli bir karar değişikliği olacakmış gibi havalara girmelerinin herkeste bir beklenti yarattığının farkında olmaları gerekiyor. Onları izlerken sanırsınız kulaklığa birisi ‘Saat 2 yönünde çatıda bir keskin nişancı var!” diye uyarı veriyormuş gibi bir hisse kapılıyor, bunu söylemeden de geçemeyeceğim.

Diğer eksikleri de sorumluğu kendilerinden atıp hemen VAR’a başvurmaya çalışıldığı hissini edindim. Bundan 3 ay öncesine kadar VAR’sız ortamda en zor kararları alabilen akıl yapısının, insanoğlunun kolaya alışma meyili olarak gördüğüm bu tercihinin hakemlerin yönetim zekasını menfi yönde etkileyeceği kanaatindeyim. Bunun da altını çizmek de fayda var. Hakemlerin her muğlak duruma televizyon işareti yapması zamanla her canı yanan, iyi ya da kötü niyetli, futbolcunun bu hareketi sahanın ortasında yaparak hakemin seyircilerin önüne atılmasına neden olacağını da şimdiden belirtmek de fayda olduğu kesindir.

Velhasıl, bu sistemin adalet vadettiği mutlaktır ama öğrenme eğrisi paralelinde yorumlamak gerekir zira hiçbir yenilik gökten inmez. Tarafların bu sistemin getireceği adaleti ne kadar içten istedikleri, onların yaklaşımında gizlidir ve bunu da zamanla izleyip göreceğiz. Eğer paydaşların niyeti kötü olursa denize henüz indirdiğimiz bu Süper Lig gemisi batar ve aynı gemide olan bizler, hepimiz içinde boğulur gideriz.

Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta dileklerimle.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikDRAZEN
Sonraki İçerikESPOR ARENA NEREDE VE NE ZAMAN AÇILACAK?

Son Haberler

O GLORIOSO, SL BENFICA!

O GLORIOSO, SL BENFICA! O Glorioso, SL Benfica yani Şanlı SL Benfica! Türk futbol kulüplerimizin örnek alması gereken bir kulüpten...

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR Galatasaray maçı sonrası Erol Bulut'un açıklamalarını dinliyorum: Rakibi, rakibin gecen seneden beri bir arada oynayan birbirine alışık bir oyuncu grubu ile...

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında birkaç kelam etmesem ayıp olacaktı....

PERİ MASALI BURAYA KADAR, LAKERS ŞAMPİYON!

PERİ MASALI BURAYA KADAR, LAKERS ŞAMPİYON! NBA tarihinin en ilginç finallerinden biriyle karşı karşıyayız ve herkesin beklediği bir klasik (Lakers-Celtics), yerine Doğu tarafından Miami Heat...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin öyle görevleri, bu sözlerim Erol'a.. Bir...

Benzer Konular