Bugünkü yazımızda, bundan tam 43 sene öncesine, 18 senedir yaşadığım şehir olan Montreal’e gidiyoruz. Konumuz 76 Olimpiyatları…

Kraliçe Elizabeth tarafından açılan oyunlarda, 92 ülkeden 6084 atletin katıldığı, 21 ayrı sporda toplam 198 dalda yapılan yarışmalardan 4 altınlı 3 ayrı isim çıkmıştı (Rus jimnastikçi Nikolai Andrianov, biri erkek biri kadın iki yüzücü, Amerikalı John Naber ve Doğu Alman Kornelia Ender). Edwin Moses 400 metre engellide tarihe geçmiş, Sugar Ray gibi bir boks efsanesi tüm dünyaya sunulmuş ama 1 numaralı sükseyi 1.50 boyunda, 39 kiloluk 14 yaşında bir lastik kız yapmıştı net şekilde…

Yeni nesil için belki bir şeyler ifade etmeyecektir ama 45 yaş ve üstü sporseverler çok net hatırlayacaktır tarihin en iyi jimnastikçisi olan Nadia Comaneci’yi…

1976 Montreal Olimpiyatları‘nda 10.0’lık tam puanı alan ilk artistik jimnastikçi ünvanını aldığında daha 15 yaşına bile girmemişti Romen efsane.

Oto tamircisi Gheorghe ve fabrika işçisi Stefania-Alexandrina çiftinin kızı olarak dünyaya gelen Nadia aslında bir Romen değil Rus ismi. Ona verilme nedeni de, annesinin hamileyken seyrettiği bir Rus filmindeki kadın kahramanın adının Nadia olması (aslında Nadežda’nın kısaltılmışı, anlamı “umut”).

12 Kasım 1961’de Romanya’nın Karpat dağlarındaki küçük Onesti kentinde dünyaya gelen Comaneci’nin bu spora ilk giriş hikayesi ise çok ilginç; annesi tarafından yerinde duramayan, masalar koltuklar üzerinden uçarcasına her yere atlayan, evdeki her şeyi kırıp döken ve kontrol edilmesi çok zor bir çocuk diye bir anaokula gönderiliyor ve orada kendi başına parende atarken Karolyi’nin radarına yakalanıp, öyle başlıyor bu spora…

Burada onu keşfeden antrenör Bela Karolyi (eski bir boks şampiyonu) üzerinde durmak lazım çünkü efsane yetenek avcısının anaokulunda keşfettiği iki çocuktan biriydi Nadia (diğeri de Romanya tarihinin en iyi balerinlerinden biri olacak olan Vioria Dumitru). Eşiyle beraber işlettiği spor okulu sonrasında da, 1981’de iltica ettiği Amerika’da Mary Lou Retton, Kim Zmeskal, Julianne Lynn McNamara ve kendi ülkesinden de Ekaterine Szabo (Romanya) gibi Olimpiyat altın madalyalı efsane jimnastikçiler başta, niceleri geçmişti tedrisatından.

Bu sıradışı yetenek henüz 8 yaşında iken Romanya Ulusal Şampiyonası’nda madalya alamasa da, bir sonraki sene asıl sıçramayı yaparak, aynı organizasyonda birinci gelip tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı.

1970’de yani daha 9 yaşından gün almamışken milli takım için yarışmaya başlayan Nadia, ulusal şampiyonayı kazanan en genç jimnastikçi olarak tüm spot ışıklarını üzerine çevirmişti. Daha sonra neredeyse katıldığı her yarışmayı domine eden yıldız sporcu, ilk uluslararası başarısını da 13 yaşındayken Norveç’te düzenlenen 1975 Avrupa Şampiyonası’nda (4 altın, 1 gümüş) kazanmıştı.

 

Bunu, New York’ta, şehrin spor mabedi Madison Square Garden’da çıktığı Amerika Kupası müsabakaları takip etmiş ve o günden sonra ünü Okyanus sınırlarını aşarak, dünyaca tanınan bir isim olmuştu daha 14 yaşındayken!

 

1972 Münih Olimpiyatlarından da Sovyet sporcu “Minsk serçesi” lakaplı 3 altın madalyalı Olga Korbut  geçmiş ve jimnastik sporunu dünyaya yaymaya başlamıştı ama kadınlar jimnastik dünyasına sadece estetik değil kültürel algıda da çığır açtıran isim, 76 Montreal’de Nadia Comaneci olmuştu tek kelimeyle.

Modern olimpiyat jimnastiğinde daha önce kimseye verilmemiş 10 tam puanı alan ilk jimnastikçi olarak tarihe geçen Comaneci, bunun yanısıra bu başarıyı aynı şampiyonada 6 defa daha tekrarlayarak ayrı bir rekora daha imza atmıştı ki, onunla özdeşleşen “All Seven Perfect 10’s” performansı altın harflerle yerini almıştı spor tarihinde.

 

1976 Montreal Olimpiyatlarının o ve ülkesi açısından bir diğer anlamı da, Romanya’nın ilk Olimpiyat altın madalyası olmasıydı.

 

Kartvizitinde 5’i altın 9 olimpik, 4 dünya, 12 avrupa şampiyonası madalyası ve kırdığı onlarca rekorla sadece artistik jimnastik değil tüm spor tarihine iz bırakan Nadia, IOC kurallarına göre yeni düzenlemelerle “jimnastiğe gelen 16 yaş sınırı şartıyla birlikte” bir daha çıkmamak üzere girmişti Guiness rekorlarına! Ve de sadece yaş değil aynı zamanda puanlama sisteminde yapılan değişiklerden sonra 10 tam puan almanın da mümkün olmadığı gibi…

 

 

Bu arada 76 Olimpiyatlarında onun performansını tarihe geçiren bir başka olay da, Montreal’de 86.000 kişinin önünde 10 tam puan aldığında tabelada 1.0 olarak gösterilmesidir çünkü tabelalar 3 basamaklı idi ve 10.0’a yer yoktu. Jimnastikte sadece formalite icabı bulunan 10 tam puan, o güne dek kimse tarafından kazanılamamış, hatta bunun ihtimal dahilinde bile olabileceği hayal edilememişti. Taa ki bu kusursuz performansın sergilendiği 18 Temmuz 1976’ya dek!.

 

Bunu sadece 1 kez olsa iyi, tam 7 kez tekrarlamış ve 7 tam puanın dördünü asimetrik paralelde, diğer üçünü ise büyük yetenek ve konsantrasyon gerektiren, sporcuların ters parendeler attıkları, kendi etraflarında döndükleri, yalnızca 10 cm genişliğindeki denge aletinde almıştı.

 

Asimetrik paralel ve denge aletindeki performanslarıyla üç altın madalyayı boynuna asan 1.50’lik 39 kiloluk lastik kız, takım ile bir gümüş, yer hareketlerindeki performansıyla da bronz madalya alarak, toplamda beş madalya ile oyunları tamamlıyordu, onunla özdeşleşen Montreal Olimpiyatları’nda…

Comaneci’nin Romanya’dan kaçışı da filmlere konu olacak bir hikayedir. Çavuşesku rejiminin baskısı altında özgürlüğü oldukça kısıtlanan ve “adeta sirk hayvanı gibi” hükümet tarafından, onun bu şöhretini paraya çevirmek için oradan oraya koşturulan Comaneci’nin, her seyahatte ve ülke içindeki neredeyse hapis hayatı canına tak etmişti.

 

1989’da (27 Kasım) rejimin düşmesinden yalnızca birkaç hafta önce, Amerika’nın Viyana elçiliği ile yaptığı plan sonrası, çamurlu ve engebeli bir yolda altı saatten fazla yürüyerek sınırdan önce Macaristan’a, sonra da Avusturya’ya geçmesi… Ve buradan atladığı uçakla ona sığınma hakkı verecek olan Amerika’ya uçması..

Herkes muhteşem jimnastikçiyi Montreal 76 ile hatırlar ama;

Varşova Paktı’nın en önemli insanlarına verilen Sosyalist Emekçi Ödülü’nü alan en genç isim olması..

1980 Moskova Olimpiyatları’nda da Romanya Milli Marşı’nı Ruslara iki defa dinletmesi (hatta hakkı yenip, 3.altın madalyası ev sahibi sporcuya verilmişti)

Time dergisine kapak olması

Ve tarihe geçmiş; “en kötüsü ikinci olmaktır. 3. olduğunda yine birisini yenerek ve kazanmış olarak oraya gelmiş olursun. İkincilik yenilginin en üst noktasıdır” sözleri de unutulmazlarındandır efsane sporcunun.

Fazla uzatmadan; her sporda olduğu gibi jimnastik tarihinde de onlarca yıldız geçti, hala geçiyor ama hiçbiri 14 yaşında bu etkiyi bırakamadı.

Onun içindir ki, kim ne kadar çok madalya kazanırsa kazansın (mesela Amerikalı Simone Biles 21.yüzyılın bence açık ara en iyisi) “jimnastik dendiğinde” özellikle bizim nesil ve üstü için akla gelecek ilk isimdir Romen efsane.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz