Metin Olabilmek

1991 yılından beri 13 Eylül’ü gösteren her takvim yaprağı, sadece Galatasaray için değil belki de tüm Türk futbolseverler için buruk bir gündür. Bugün Metin Oktay’ı bir kez daha rahmet ve sevgiyle anıyoruz. Ona duyulan bu büyük sevgi ve neredeyse hemen herkesin mutabık olduğu büyük saygının, belki de en büyük sebebi aslında kulübün resmi hesabının bu sabah attığı anma mesajının ilk satırlarında ayan beyan yazılmış.

O bir futbolcudan çok daha fazlası, beyefendi kişiliği ve sportmenliğiyle bir döneme damgasını vurmuş bir simgeydi.”

İlk yazımda hem Metin Oktay’ı anmak hem de bugünlerde yaşanan duruma biraz değinmek istedim. Bildiğiniz üzere son günlerde Fatih Terim ve aldığı ceza Galatasaray’ın gündemini oluşturuyor. Cezanın kurula sevk şekli, açıklanma saati, tahkim kararı derken son yıllarda sık sık girilen kaotik ortama bu sezon oldukça erken girmemize sebep oldu.

Futbol ailesiyle daha fazla bu manasız didişmeyi sürdürmenin Galatasaray’a bir fayda getirmeyeceğini hepimiz biliyoruz ve artık burada önceki yıllarda yaşanan sonuçlardan bir ders çıkarmış refleks görmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Yargılamak için erken olarak düşünebilirsiniz fakat bu sezonun ilk 3 haftasındaki oyuna baktığımızda, kalan ortalama 50 maç için parlak bir ışık göremediğimizi kabul edelim. (Geçen yıl bu takım Avrupa haricindeki tüm kulvarlarda gidilebilecek son noktaya kadar gidip tam 52 resmi maça çıktı.) Dış saha oyunu uzun zamandır problemli ve artık hemen hemen her deplasman maçı kara kara düşündürüyor. İç sahada da tribünün alışkın olduğu coşkulu oyundan ziyade, topa olması gerekenden belki de daha fazla sahip olup, hatta rakibe topu unutturarak dominant bir kurgu deneniyor ama burada da takım-oyun-tribün üzerinde uyum için zamana ihtiyaç var.

Peki saha içerisinde her şey çok mu olumsuz? Hayır…

Ben bu sistemin de oturduğunda başarı getireceğine inanıyorum fakat burada sabır en önemli unsur. Üstelik ek olarak alışkanlık haline getirdiğimiz, son gün kadronun ana parçalarını tamamlama sendromunu da Hızır gibi yetişen milli ara sayesinde önemli ölçüde aşabildiğimizi düşünüyorum. İlk 11 için düşünülen pek çok oyuncu bir arada 2 haftadır çalışıyorlar ve özellikle hücumda alternatifi bol, yüksek potansiyelli bir kadronun parçaları tamamlandı. Geriye çok çok önemli bir anahtar kalıyor, o da sakin olmak, her koşulda sahada kalmak, tüm koşullarda metin olmak ve hatta “Metin Oktay” gibi olabilmek…

Taçsız Kral’ı bir kez daha rahmetle anarken, F. Nafiz Çamlıbel ustanın “Akın” isimli eserinde, metin olmak ile ilgili söylenmiş en güzel söz dizilerinden biriyle kapatalım;

“İster misin ağlayım şimdi senin önünde?
Bir hakanın en metîn olacağı bir günde”

mail: arcanumut.dagezen@abcspor.com

twitter: @arcanumut

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz