https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MADALYA PARADOKSU, COUNTERFACTUAL THINKING

Okunması Gerekenler

Düz mantık baktığınızda gümüş daha önde ve daha değerli ama; birinde turnuvayı kaybederek, diğerinde kazanarak kapatmak var ki; bugünkü yazı konumuzu da ana temeli bu!.

Yani konu açarsak; mesela bir olimpiyat kürsüsünde üç sporcu duruyor. Biri altın madalyayı kazanmış, biri gümüş, biri bronz. Dışarıdan bakıldığında en büyük ikinci başarı gümüş madalyadır; çünkü ikinci olmak üçüncü olmaktan açıkça daha iyidir. Ancak insan psikolojisi bazen matematik gibi çalışmaz.

1990’lı yıllarda yapılan dikkat çekici bir araştırma da tam olarak bunu, spor dünyasının en ilginç paradokslarından birini ortaya koydu: Gümüş madalya kazanan sporcular, bronz madalya kazananlardan daha mutsuz olabiliyordu.

Gümüş madalya kazanan sporcu, genellikle “altını kaçırdım” diye düşünür. Zihni, kendisini birinciyle karşılaştırır ve “bir adım daha iyi olabilirdim” ihtimali üzerinde durur.
Bronz madalya kazanan sporcu ise çoğu zaman “madalya bile kazanamayabilirdim” diye düşünür. Kendini dördüncü olan sporcularla karşılaştırdığı için sonucu daha olumlu değerlendirir.

Mesela yaklaşık 30 sene öncesine, 1995’te Cornell Üniversitesi’nde özel bir araştırmaya gidelim; 1992 Barselona Olimpiyat Oyunları’nda madalya kazanan bütün atletlerin görüntülerini almışlar ve bu isimlerin hem sonuçlar açıklandığında hem de podyum sırasındaki yüz ifadelerini lisans düzeyindeki öğrencilerine göstermişler.

Öğrenciler, atletlerin iki farklı durumdaki yüz ifadelerini notlayacak, mutluluk düzeylerini 10 1’ dene 10’a kadar puanlarla değerlendirmiş ki; gümüş alanların mutluluk seviyesi ortalama 5’den az çıkarken, bronz elde edenler için sonuç 7’den fazla.

Yani, bronz almak hem müsabakalar bittiği anda hem de podyumda gümüş madalyaya göre daha iyi hissettiriyor. Demek ki bazen ikinci olmak gerçekten de en büyük kaybeden olmak, kaybedenlerin birincisi olmak demek!.

Hatta bu durum psikolojide karşı olgusallaştırma (counterfactual thinking) olarak açıklanır!.

Counterfactual thinking (Türkçede genellikle karşı olgusal düşünme, karşıt gerçeklik düşüncesi veya gerçekleşmemiş alternatifleri düşünme olarak çevrilir), insanların yaşanan bir olaydan sonra “başka türlü olsaydı ne olurdu?” diye zihinsel senaryolar üretmesidir.

Yani beyin, gerçekleşen gerçeği başka ihtimallerle karşılaştırır.

İki temel türü vardır ki;
1. Yukarı yönlü karşı olumsal düşünme (Upward counterfactual)
Gerçek durumdan daha iyi bir ihtimali hayal etmektir.

Örnek: “İkinci oldum ama biraz daha çalışsaydım birinci olabilirdim.” (pişmanlık ve hayal kırıklığı)

2. Aşağı yönlü karşı olumsal düşünme (Downward counterfactual)
Gerçek durumdan daha kötü bir ihtimali düşünmektir.

Örnek: “Üçüncü oldum, en azından madalya kazandım.” (rahatlama ve az da olsa memnuniyet)

Kısaca fazla uzatmadan; en büyük rakip bazen kendi hayalimizdir.
İnsanların mutluluğunu sadece gerçek sonuçlar belirlemez. Beklentiler, kıyaslamalar ve kaçırılan fırsatlar da büyük rol oynar, aynen de bu madalya paradoksunda olduğu gibi…

Son Haberler

PREMİER LİG’DEN MAHALLE SAHALARINA: İNGİLTERE’NİN DEVASA FUTBOL PİRAMİDİ

İngiliz Futbol Piramidi: Premier Lig'den Yerel Amatör Liglere Uzanan Dev Sistem İngiliz futbol ligi piramidi, dünyanın en geniş ve en...

Benzer Konular