KORKUNÇ BİR SAHİPSİZLİK

Okunması Gerekenler

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı...

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek...

KORKUNÇ BİR SAHİPSİZLİK

Yazının başlığının tek başına Göztepe maçıyla bir ilgisi yok. Aynı zamanda bu yazımın, diğer tüm maç yazılarımı takip eden okuyucuların alıştığının aksine sahada oynanan futbola eğileceğim bir yazı olmayacağını da baştan belirtmek isterim.
Yaklaşık 2 senedir bu köşede futbolun taktiğini, tekniğini, özetle sahada olup bitenleri konuşmaya çalıştım. Birkaç hafta önce oynanan ve Beşiktaş lehine tam üç tane penaltının verilmediği Fenerbahçe derbisinde bile hakem üzerine bir yazı yazmaktan kaçınmış ve Fenerbahçe’nin Beşiktaş’tan daha iyi oynadığını vurgulayarak galibiyeti hak ettiğinden dem vurmuştum. Oysa bir takımın galip gelmesi sadece çok iyi oynadığı zamanlarda değil, çok iyi oynamasa bile eline geçen fırsatları iyi değerlendirdiği, akıllı oynadığı zamanlarda da mümkündür. İyi oynamadan maç kazanmayı bırakın, iyi oynamadan şampiyon olanlara bile defalarca şahit olmuşuzdur bu ülkede. Ama Beşiktaş takımı hiçbir zaman onlardan bile olmamıştır.

Ancak ve ancak mükemmel futbol oynadığı ve ne yapılsa durdurulamadığı zamanlarda şampiyonluklara ulaşabilmiştir. Çünkü mükemmel olmasa da kazanabileceği zamanlarda asla buna müsaade edilmemiştir. Bunun örneklerini de birkaç haftadır bariz şekilde görüyoruz. Örneğin yukarıda sözünü ettiğim derbi maçının henüz başlarında Beşiktaş’ın net penaltısı verilmemiş ve öne geçme şansını elde etmesi engellenmişti. Birkaç dakika sonra Fenerbahçe’nin penaltısı VAR uyarısı ile çalınmış ve öne geçmişlerdi. Beşiktaş’ın penaltısı verilse ve öne geçen taraf olsa, belki o golün moraliyle maçın genelinde izlediğimizden daha iyi bir futbol oynaması ve kazanması mümkün olabilecekti. Aynı şekilde rakibi Fenerbahçe de evinde mağlup duruma düşeceği için gitgide strese girip daha kötü bir oyun sergileyebilirdi.
Dolayısıyla bu maçın sonrasındaki yaklaşımımın aslında büyük bir hata olduğunu şu an daha iyi anlıyorum.

Bunun bir örneği de geçtiğimiz haftaki Sivasspor maçında yaşandı. Burak’ın net penaltı pozisyonu çalınmayarak Beşiktaş’ın ilk golü bulan taraf olmasına engel olundu. Sonrasında rakip ilk golü buldu ve maçın genelinde iyi oynayan taraf oldu.
Beşiktaş camiasının büyük bölümü tamamen hak edilmiş ve dürüstçe başarılara alışık olduğu için, ağırlıklı olarak oynanan futbolun ne kadar iyi olduğuna odaklanıp, arada hakkının çiğnenmesi gereken tepkileri vermiyor maalesef. Sadece sosyal medyada bir kesim taraftarın sesi çıkıyor, ama bu tabii ki bir şey değiştirmiyor. Asıl sesini çıkartması gereken Beşiktaş yönetimi ise Fikret Orman’ın son iki senesinde olduğu gibi sus pus şekilde “vur kafasına al lokmasını” bir duruş sergilemeye devam ediyor! Haliyle vuruyorlar Beşiktaş’ın kafasına kafasına, alıyorlar elinden lokmasını!

Bugün de Göztepe’nin stadının açılışında adeta güdümlenerek gönderilmiş bir rezil hakem yönetimi vardı. Adeta “aman açılışta evsahibini üzmeyelim, tatları kaçmasın” telkinleriyle gönderilmiş gibilerdi! Daha maçın başında ceza sahası çizgisinin hemen üzerinde (içeride mi dışarıda mı göremedim) adeta karate yaparcasına bir faul yapıldı Diaby’e! Hakem faulü hemen çalmayınca şaşırmadım, ama VAR uyarısı ile karar değiştirilmeyince adeta şok yaşadım! Penaltı olsa da, frikik olsa da çok çok net bir gol imkanı yaratacak bu pozisyon es geçildi. Rezaletler bununla sınırlı kalmadı, Göztepe’nin ikinci golünden önce saçma sapan bir faul yaratıldı ve kullanılan serbest vuruşta gol geldi. Beşiktaş’ın bir hücumu esnasında rakibe çalım atan oyuncusuna sarı kart gösterildi! (N’Koudou’nun pozisyonu) Üzerine yine Beşiktaş’ın net bir pozisyonu pasif ofsayttaki oyuncunun yerine 5 metre geriden çıkan oyuncusu topu almasına rağmen ofsayt diye kesildi! Beşiktaş lehine çalınan penaltı ise aslında çalınmayacakken aynı pozisyonda ikinci kez penaltı yapınca Göztepe defansı, mecburen çalmak zorunda kaldı! Ama son bölümde Beşiktaş’ın yarattığı bir karambolde belinden sarılarak çekilen Necip’in penaltısı ise tabii ki çalınmadı!

Sonuç olarak zaten kadrosu yetersiz, başında hocası olmayan, camia olarak mental bir çöküş yaşayan Beşiktaş, çok iyi oynamasa da puan veya puanlar alabilecekken, ona bile engel olmak için ellerinden geleni yaptılar ve başardılar. Bu durum kimseyi şaşırtmamalı, son derece normal böyle olması. Neden mi? Çünkü Beşiktaş çok uzun süredir SAHİPSİZ. Hem de inanılmaz sahipsiz! Üvey evlat olsa yine üvey de olsa bir ebeveyni olur, Beşiktaş kulübünde ise sözde yönetimler var, ama Beşiktaş’ın sahada anasını ağlatsalar da -ki mütemadiyen ağlatıyorlar- hiç istiflerini bozmuyorlar! Eee doğal olarak bu derece sahipsiz bırakılan bir takım da korkunç derecede doğranmaya devam ediyor. Doğrandıkça başarısız sonuçlar alıyor, başarısız oldukça yarıştan uzaklaşıyor ve daha rahat doğranıyor.

Basit bir örnek vereyim; önceki hafta sarı kart sınırındaki iki oyuncudan Başakşehir’li Demba Ba ve Fenerbahçe’li Vedat Murici eğer sarı kart görürlerse iki takımın birbiriyle oynayacağı maçta yer alamayacaklardı. İkisi de sarı kart gördü maç içinde. İkinci sarıyı da gören hafta içi oynanacak kupa maçında cezasını çekecekti, ama yeni kurala göre bu uyanıklığı yapan oyuncuya iki maç ceza verilmesi öngörülüyordu. Demba Ba böyle bir sahtekarlığa kalkışmadı ve kupada oynayıp cezasını Kadıköy’de çekti. F.bahçe cephesinde ise Vedat küçük çocuğun bile yemeyeceği bir uyanıklıkla ikinci sarıyı gördü. Kurallara göre iki maç ceza alması gerekirdi öyle değil mi? Vedat Murici Beşiktaş’ın oyuncusu olsa emin olun öyle olurdu 🙂 Ama gücü, lobisi olan, hakları yedirilmeyen bir kulübün oyuncusu olduğu için kurallar eğildi, büküldü ve bir şekilde 1 maç ceza alması sağlandı!

Bu örnek Fenerbahçe üzerinden oldu, ama yakın zaman olduğu için bu örneği verdim. Galatasaray üzerinden verilebilecek örnekler kat kat daha fazla! Her işlerini hakemle çözen, hakem yardımı olmadan nerdeyse maç kazanamayan bir kulüpten söz ediyoruz! Son örneği de kupada Rizespor’un yine hakem rezaletiyle eledikleri maç oldu.
İster beğenelim, ister beğenmeyelim, artık bu oyun böyle oynanıyor. Masada güçlü durmayanın, sahada mükemmel olmadıkça kazanamadığı bir oyun artık ülkemizdeki futbol…

Beşiktaş sadece hakemler yüzünden mi başarısız? Hayır elbette bunun dışında da birçok sebebi var, zaten biz yazılarımızda hep o sebepleri konuştuk bugüne kadar. Ama artık bu kulünün sahipsizliğinden gına geldi, bardak çoktan doldu ve taştı!
Ahmet Nur Çebi yönetimi birçoğumuzun desteğiyle göreve geldi, ancak bu konuda radikal hareketler görmezsek kısa sürede bu desteği tamamen kaybedeceklerinden emin olabilirler. Getirilecek yeni hocanın kim olduğu ve neler yapacağı da bunu engelleyemez. Beşiktaş’ın en acil sorunu artık kangren halini almış olan bu sahipsizlik sorunudur.

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrlu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Önceki İçerikDİK DUR EĞİLME
Sonraki İçerikYOLA DEVAM…

Son Haberler

KOLAYDAN ZORA

KOLAYDAN ZORA Dört haftada dört puanla başlanan ligde tam 22 günlük bir aranın ardından yeniden sahaya dönüş maçı Denizlispor deplasmanıydı...

AĞAOĞLU’NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN

AĞAOĞLU'NA SELAM, BİZE DE DERS OLSUN Sağolsun maça gidemeyen arkadaşlar 1907 tribünündeki kombinelerini devredince bir anda kendimi aylar sonra stadyumda buldum. Tekrar Fenerbahçe'mizin yanında olmak,...

2 FARKLI FENERBAHÇE

2 FARKLI FENERBAHÇE Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desek, iki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek.. Süleymaniye'yi yeniden yapalım desek bir Süleyman bir de Sinan...

NEFES

NEFES Sarı-kırmızılılar 2 haftadır gördüğü kabusların üstüne bu hafta Erzurumspor deplasmanında moral bulma amacındaydı. Maça iki takım da kontrollü başlamayı tercih etti. Galatasaray’da geçtiğimiz maçlarda...

YETMEZ

YETMEZ Sonu başından sonu belli bir sezonu oynuyoruz. Her hafta aynı beş’le başlamak, aynı oyunu oynamak, inandığının peşinden gitmek doğru işler. Yalnız bu perspektifte ilerlerken...

Benzer Konular