DİK DUR EĞİLME

Müthiş bir ilk devre oynadık. Takımın hırsı, temposu, konsantrasyonu, yardımlaşması üst düzeydi. Tabii bu en başta Ersun Hoca’ya yazar. Takımı çok iyi hazırlamış maça. Ligin ilk yarısında Antalya ve Sivas karşısındaki tercihlerini nasıl eleştirdiysek, bugün de hakkını vermemiz gerekiyor. Bu oyun, bu galibiyet Ersun Hoca’yı övmeden değerlendirilemez.

Tabii herkesin aklına 3.haftadaki Trabzon maçı geldi. İnanılmaz bir ilk devre oynayıp tonla gol kaçırmış, o tempo sonrası da ikinci devre oyundan düşmüştük. Aslında yine oyun dengelenir gibi oldu 45 sonrası ama sahneye Max Kruse çıktı. O iki maçın ortak paydası olan Kruse. Bugün attığı gol kadar önemli olan pas trafiğine katkısı. Eğer Fenerbahçe sözkonusu iki maçta hızĺı futbol oynadıysa, topu hiç eveleyip gevelemediyse, hep doğru anda doğru adamı bulduysa bunda Kruse’nin payı büyük. Maçın başında kaçırdığı %100’lük gol ya da zaman zaman yaptığı pas hataları olabilir. Riske giren oyuncu hata yapacak. Yeter ki Kruse sakatlık sonrası hazır olmayan, güçsüz görüntüsüne bir daha dönmesin.

Tabii ki bugünkü görkemli galibiyeti sadece Kruse’ye maletmek haksızlık olur. Defans dörtlümüzün hırstan alevler çıkıyordu gözlerinden. O sıcaklık tribündeki bizlere kadar ulaştı. Altay’ın ilk devre 2 kritik kurtarışı var, çok önemli. Gustavo -Ozan göbeği Beşiktaş maçındaki gibi rakibe üstünlük sağlamamızda, topları çabuk geri kazanmamızda büyük katkı sağladı. Rodriguez kendisinden beklenen müthiş bir asist yaptı. Tolga ilk devredeki şutlarıyla eleştirilmiş olabilir. Halbuki Başakşehir’in çok tehlikeli Visca-Caicara’lı kanadını tıkamak gibi hayati bir görevi vardı ve onu da eksiksiz yerine getirdi. Vedat ise bildiğimiz Vedat’tı. Deli gibi mücadele etti, rakibi bozdu, golünü de attı. Unutmayın ki bu adam bir süre kopuk bilek bağlarıyla oynadı ve halen tam olarak iyileşmiş değil.

Şimdi taraftarlar haliyle şampiyonluk şarkıları söylemeye başladı. Haklarıdır, böylesine kritik maçlarda alınan seri galibiyetler sonrası havaya girmek kadar normal bir şey yok. Ancak en kötü günlerimizde “umudumuzu kaybetmeyelim” diyen ben , fazla “Polyanna’cı” olduğum için arkadaşları tarafından eleştirilen ben diyorum ki “Durun daha kazanılmış hiç bir şey yok. Hala liderin 6 puan gerisindeyiz. Hem haftaya en az bu maç kadar önem taşıyan Trabzon deplasmanına hem de fikstürde daha kolay gibi gözüken ama geçmişte şampiyonlukları kaybetmemize neden olan maçlara aynı konsantrasyonla çıkmalıyız.”

Son bir söz de başkanımız Ali Koç’a.
Antalya kampı sonunda tarihi bir basın toplantısı yaptı. Fenerbahçe’ye karşı alınan cepheyi basınıyla, federasyon kurullarıyla, siyasetiyle deşifre etti. Tabiri caizse “savaş baltalarını çıkarttı”. Bugün de taraftar maçın bitimine doğru yaptığı “Dik dur eğilme” tezahüratıyla sonuna kadar başkanlarının yanında olduklarını gösterdiler. Artık buradan geri dönüş yok. Başkan o demeciyle tüm camiayı kenetledi. Bundan sonra bize düşen başkanımıza, yönetime, hocamıza ve futbolculara kayıtsız şartsız sonsuz bir destek vermek. Karşımızdaki cepheye birlik ve beraberlikle göğüs germek.
Yeter ki başkanımız dik dursun eğilmesin.
Şampiyonluğu alana kadar, hiç bir çatlak ses olmadan, hep birlikte onun yanında olmak gerek.

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz