Kanada tenisi son yıllarda büyük bir atılım içinde ve karşımızda kızlı-erkekli birçok 21.yüzyıl doğumlu yıldız adayı var.

Bugünkü yazı konumuz da onlardan biri hatta bence tek kadınlarda en öndeki isim olan; 16 Haziran 2000 doğumlu Bianca Vanessa Andreescu.

Romen orjin genç raket, daha 1 sene öncesinde taaa 208.sıradan katılıp, ön elemeleri bile geçmeden elendiği (belindeki problemin de etkisiyle) Amerika Açık’ta bu kez tüm spot ışıklarını üzerine çevirdi ve finale kaldı.

Peki kimdir bu Andreescu?

Mississauga / Toronto doğumlu Andreescu 6 yaşına kadar Kanada’da yaşıyor. Sonra Toronto’ya büyük bir şirkette mühendis olarak çalışmak için gelen babası ile çok başarılı bir üniversite kariyeri olan annesinin Romanya’ya dönmesi sonucu ata topraklarında geçen birkaç sene… Pitesti’de antrenörlük yapan Gabriel Hristache ile beraber raketi eline ilk kez 7 yaşında alıyor ama gerçek anlamda asıl gelişimi ve profesyonel kariyeri; Kanada’ya geri dönüş ve 11 yaşındayken katıldığı Tennis Canada’s National Training Program’ıyla beraber (Kanada Tenisi Ulusal Eğitim Programı) başlıyor.

20 senedir Montreal’de yaşayan biri olarak 3 kez Quebec sınırları içindeki (Saguenay, Gatineau, Repentigny) turnuvalarda canlı seyretme imkanım olmuştu daha o zamanlar 15-16 yaşlarında olan raketi.. Özellikle 15 yaşında kazandığı Repentigny turnuvasında ”adam olacak çocuk” diye bas bas bağırıyordu ben de dahil onu seyreden herkese…

16 yaşında profesyonel olmaya karar verdi ve ilk kazandığı turnuvada da şansa ben yine ordaydım. Gatineau’daki bu zafer ona ilk resmi kazancı olan $25.000 dolar da para ödülü getirmişti.

Dünyanın en prestijli 14 yaşaltı turnuvalarından biri olan, Fransa Tarbes’teki Les Petits As’da kazanarak bugünlerin sinyalini veren genç Kanadalı, sonrasında da junior kategorilerinde birbiri ardına başarılar kazanmaya devam ediyor ve bu sene ilk Premier Mandatory turnuvasında, Mart ayında Indiana Wells’deki finalde Kerber’i 3 sette geçerek (6-4, 3-6, 6-4) peri masalına imza atıyordu (öncesinde de çeyrek ve yarı finallerde Muguruza, Svitolina gibi çok güçlü isimleri ekarte etmeyi başararak).

Ve bu zafer ona, bu turnuvada 1999’da 17 yasındayken kazanan Serena’dan sonra en genç şampiyon ve bu turnuvaya ilk katıldığı yılında ve Wild Card ile katılıp şampiyon olarak bitiren ilk tenisçi ünvanlarını da getiriyordu aynı zamanda…

Son olarak kendi evi Toronto’da Rogers Cup’i da kazanarak (1969 Faye Urban‘dan sonra ilk Kanadalı), özellikle en pik yaptığı zemin olduğunu düşündüğüm sert kortta, US Open öncesi ‘bir kez daha’ sinyali vermişti aslında tenisseverlere..

Flushing Meadows’da ilk 3 turda sırasıyla Volynets, Flipkens ve Wozniacki engellerini set vermeden, R16’da da Halep’i eleyen Towsend’ı 6-1, 4-6, 6-2’lik skorlarla biten 3 sette geçip, Grand Slam kariyerinin ilk çeyrek final vizesini aldı.

Çeyrek finalde ilk seti kaybetmesine rağmen Belçikalı Mertens’i 2-1 ile, yarı finalde de İsviçreli Bencic’i ilk seti tie-break’le, 2.seti de 5-2 geriden gelerek 7-5 kazanan ve set vermeden elemeyi başararak peri masalını devam ettiren Andreescu, finalde Serena Williams ile karşı karşıya gelecek.

Oyun stili ve karakterine geçersek; belki yaşından dolayı fazla duygusal ve maç içi kopmalar yaşayabiliyor ama hızlı, cesur ve oldukça düzgün tekniğe sahip.

Winner puan almada fazlasıyla başarılı, forehand’leri çok iyi ve savunması da bir o kadar üst düzeyde…

Tenis tabii ki elle oynanan bir spor dalı ama bir o kadar önemli olan ayak hızı ve dengesi de en büyük artılarından…

Martina Hingins’e benzer stili hatta onun toplara çok daha sert vuranı genç Kanadalının idolü tabii ki bir başka Romen, kendisinden 9 yaş büyük Simona Halep. Ama ondan öncesine gidersek; belki bilinmez ama ilk ilham kaynağı, 4 Grand Slam apoletli Belçikalı Kim Clijsters…

Lakabı Bibi ve ismindeki Vanessa da hayranı olduğu ses sanatçısı Vanessa Williams’tan esinlenerek konmuş.

Tenis kadar sevdiği birşey daha varsa o da köpekler. Annesi ile de çok güzel ve özel bir ilişkisi var ve en yakın arkadaşı o.

En sevdiği film “The Fault in Our Stars”

En sevdiği şarkı French Montana’nın söylediği “Unforgettable”

En sevdiği dizi de Grey’s Anatomy

Daha önce 2014 senesinde Eugenie Bouchard Wimbledon’da final oynayarak, tarihte bunu tek kadınlarda başaran (bir Grand Slam finali) ilk Kanadalı olmuş ama Kvitova’yı geçemeyerek kupayı kazanamamıştı.

Andreescu da US Open’da ilk, Slam genelinde de ikincisi oldu. 2014 sonrası işin kort kısmından magazinsel yönüne kayıp serbest düşüş yaşayan Bouchard’ın ülkesine Slam zaferi getirmesi artık imkansız gibi ama Andreescu bunu Cumartesi sahne alacak finalde olur mu bilinmez, gözüken o ki en geç 1-2 sene içinde başaran ilk Kanadalı olacak!

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz