https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

FUTBOLUN KAYBOLAN SESİ

Okunması Gerekenler

Belki 40 yaş altı gençler için çok birşeyler ifade etmeyebilir ama bu yazı bizim nesil ve üstü için epey anlamlı olacaktır!.

Artık Hiç Duymadığımız Futbol Sesleri bugünkü konumuz.

Bir zamanlar futbol yalnızca izlenen bir oyun değildi. Dinlenen bir şeydi.

Maçın başlamasına yarım saat kala stadyum hoparlörlerinden yükselen boğuk bir anons sesi vardı. Evdeyseniz başka sesler eşlik ederdi futbola. Salonun bir köşesinde açık duran radyo. Babaların kulağını dayadığı küçük transistörler.

Televizyonun yaygın olmadığı dönemlerde insanlar, spikerin “Top şimdi ceza sahasında, tehlikeli pozisyon…” gibi tasvirleriyle maçı kendi hayal güçlerinde, zihinlerinde oynatırdı.

Kutsal Sessizlik de eklenmezse olmaz. Aile büyükleri maçı dinlerken evdeki herkesin çıt çıkarmadan susması ve spikerin o kritik gol anındaki ses tonunun beklenmesi yazılı olmayan bir kuraldı adeta…

Siz radyoda tek kanal yayın, başka maçı dinlerken, gol haberi geldiğinde değişen stad ve mikrofonlarımız (mesela Kadıköy’de, İnönü’de, Ankara-İzmir’de dendiğinde) o golün kimin attığını öğrenene dek geçmeyen saniyeler, tutulan nefesler!.

Televizyonda başka bir maç varken radyodan takip edilen skorlar. Gol haberi geldiğinde önce spikerin ses tonu değişirdi. Görüntü birkaç saniye sonra gelirdi.

Bugün ise telefonlar cebimizde titreşiyor. Neredeyse gol olmadan önce bildirim geliyor!.

Maç bitmeden istatistikler önümüze düşüyor. Bir oyuncunun kaç kilometre koştuğunu biliyoruz ama tribünde yanında oturan yabancıyla konuşmuyoruz.

Teknoloji futbolu daha erişilebilir yaptı. Daha hızlı, daha konforlu ve daha görünür hale getirdi.

**Ama aynı zamanda bazı sesleri de sessizce hayatımızdan çıkardı, neler mi?

Mesela kağıt biletlerin sesi.
Turnikeden geçmeden önce cebinizde buruşturduğunuz o ince kartonun çıkardığı ses.

Bir maçı izlediğinizin fiziksel kanıtıydı onlar!.

Bugün biletler telefon ekranında yaşıyor. Maç bitince hiçbir iz bırakmadan kayboluyorlar.

Ya mahalle kahvelerindeki anlatıcılar? Televizyonun olmadığı ya da yetmediği zamanlarda bir kişinin maçı izleyip onlarca kişiye aktardığı günler vardı.

Teletext ve alt yazı skorları (90’lar kuşağı için çok güçlü bir detay)
Stadyum çevresindeki bilet satıcılarının bağırışları
Gazete bayilerinde maç sonrası spor gazetesi beklemek
Avrupa kupası gecelerinde kısa dalga radyolar da unutulmaz!.

Ve belki de en yenisi; VAR’ın getirdiği sessizlik (gol sevinci öncesindeki birkaç saniyelik tereddüt) !

Futbol bazen oynanandan çok anlatılan bir oyundu. Şimdi ise herkes aynı görüntüyü aynı anda görüyor.

Ama belki de bu yüzden kimse birbirine hikaye anlatmıyor.

Tribünlerin sesi bile değişti. Eskiden tezahüratlar tribünün içinden doğardı. Bugün birçok stadyumda hoparlörler taraftardan daha yüksek ses çıkarıyor!.

Müzikler, efektler, reklam anonsları…Modern futbol daha gürültülü hale geldi ama belki de daha az ses taşıyor. Çünkü kaybettiğimiz şey seslerin kendisi değil.

Beklemekti. Hayal etmekti. Eksik bilgiyle yaşamak ve hikayeyi başkalarından duymaktı.

Futbol hiç bu kadar yüksek sesle konuşmamıştı; ama sanki, belki de ilk kez bu kadar az şey söylüyor!.

Futbol artık her zamankinden daha yakın belki ama, onu hatırlama biçimimiz artık başka bir oyuna ait gibi…

Bazen insan düşünüyor: Acaba bu kadar yaklaştıkça, biraz uzaklaştık mı?

Son Haberler

JUGGER NEDİR ? BİR FİLMDEN DOĞAN VE 30’DAN FAZLA ÜLKEDE OYNANAN SIRADIŞI SPOR

Kurgu eserlerden doğup sonradan gerçek dünyada oynanmaya başlayan sporlar dendiğinde tabii ki ilk akla gelen Quadball (eski adıyla Quidditch)... En...

Benzer Konular