https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

FUTBOLUN JUDAS’LARI: EFSANEDEN HAİNLİĞE

Okunması Gerekenler

Futbol profesyonel bir meslek olsa da işin içine fanatizm ve kulüp aşkı girdiğinde empati ortadan kalkıyor, yerini çoğu zaman nefret duygusuna bırakıyor.

En çok nefret edilenler ise genellikle kendi takımlarında efsaneleşmişken ezeli rakiplerinin formasını giyen yıldızlar oluyor. Bir zamanlar tribünlerin önünde kahraman gibi karşılanan bu futbolcular, rakip formayla geri döndüklerinde bir anda “hain” ilan ediliyor.

Yani bir forma değişir, ve bir kahraman ölür!.

Çünkü taraftar için mesele artık sadece futbol değil; aidiyet, sadakat ve ihanete dönüşüyor. Ve futbolda bazı transferler vardır ki, bir futbolcunun attığı gollerden çok, hangi formayı giydiğiyle hatırlanır.

** Kimler mi ?

Luís Figo — Barcelona → Real Madrid

Bunun zirvesi diyebiliriz.

Barcelona’da kaptanlığa kadar yükselmişken 2000’de doğrudan Real Madrid’e geçti. Transfer, Barcelona taraftarları tarafından tarihin en büyük ihanetlerinden biri olarak görüldü.

Camp Nou’ya Real formasıyla döndüğünde yabancı cisimler yağdı; 2002’deki maçta sahadan domuz kafası bile atıldı!.

Luis Enrique — Real Madrid → Barcelona

Tam ters yönde.

Real Madrid’de 5 sezon oynadıktan sonra 1996’da Barcelona’ya geçti. Daha sonra Bernabéu’da Real’e karşı gol atıp Barcelona formasını gererek kutladı.

Ronaldo Nazário — Barcelona → Real Madrid

1996-97’de Barcelona’da inanılmaz bir sezon geçirdi: 49 maçta 47 gol.

Sonra Inter’e gitti ve yıllar sonra 2002’de Real Madrid’e transfer oldu.

Figo kadar “ihanet” olarak görülmedi çünkü arada Inter vardı; fakat kariyerinde iki El Clásico devinin de formasını giyen en büyük yıldızlardan biri.

Zlatan Ibrahimović — Inter → Milan

Milano’nun iki ezeli düşmanı.

Inter’de yıldızlaştı, sonra Barcelona’ya gitti; 2010’da Milan’a geçerek Derby della Madonnina’nın karşı tarafına geçti.

Daha sonra Milan formasıyla Inter’e karşı oynadı.

Üstelik Zlatan’ın karakterini düşünürsek, bu transferin ekstra baharatı var!

Johan Cruyff — Ajax → Feyenoord

Bu çok daha eski ama ihanet açısından inanılmaz.

Cruyff, Ajax tarihinin belki de en büyük efsanesiydi.

1983’te Ajax’tan ayrıldıktan sonra doğrudan Feyenoord’a gitti.

Ajax–Feyenoord = Hollanda’nın en büyük rekabetlerinden biri.

Ve Cruyff Feyenoord’da lig ve kupa dublesi yaptı.

Sol Campbell — Tottenham → Arsenal

Bu da İngiltere’nin en büyük “Judas” hikâyelerinden.

Campbell Tottenham altyapısından çıktı, kulübün kaptanı oldu.

Sonra 2001’de bedavaya Arsenal’e gitti.

Tottenham taraftarı onu hala “Judas” olarak hatırlıyor; Arsenal’de ise Premier League ve FA Cup kazandı.

** Futbolda “Judas” (Yahuda) denmesi, bir futbolcunun kendi kulübüne ihanet ettiğinin düşünüldüğü durumlarda kullanılan çok ağır bir benzetmedir.

Hikâye, Hristiyanlıktaki Judas Iscariot (Yahuda İskariyot) figüründen gelir. Yahuda, İsa’ya ihanet ederek onu ele veren kişi olarak anlatılır. Bu yüzden “Judas” zamanla hain / ihanet eden kişi anlamında kullanılmaya başlamıştır.

Carlos Tévez — Manchester United → Manchester City

2007-09 arasında United’da oynadı.

Sir Alex Ferguson onu takımda tutmak istiyordu fakat Tévez Manchester City’ye gitti.

City bunun üzerine Manchester’da dev bir billboard açtı:

“WELCOME TO MANCHESTER.”

United tarafı çıldırdı. Ferguson da City’nin bu hareketini ağır biçimde eleştirdi.

Ve birkaç yıl sonra Tévez’in eski kulübü United’a karşı City formasıyla oynadığı maçlar iyice zehirli hale geldi.

Gabriel Batistuta — River Plate → Boca Juniors

Gabriel Batistuta

Bu özellikle Arjantin açısından inanılmaz.

River → Boca, yani Superclásico’nun iki düşman tarafı.

Batistuta 1990’da River’dan Boca’ya geçti ve bir sezon Boca forması giydi. Sonrasında Fiorentina’da dünya yıldızına dönüştü.

Niko Kranjčar — Dinamo Zagreb → Hajduk Split

Dinamo Zagreb ↔ Hajduk Split, Hırvatistan’ın en büyük rekabetlerinden.

Kranjčar 2004’te Dinamo’dan ayrılıp doğrudan Hajduk’a geçti.

Dinamo taraftarlarının tepkisi o kadar ağırdı ki ölüm tehditleri ve son derece saldırgan pankartlar ortaya çıktı.

EN BÜYÜK İhaneti en sona, 10. soraya sakladık!

** Mo Johnston: Celtic’ten Rangers’a

Maurice Johnston, Celtic’te oynayan ve taraftarın sevdiği bir forvetti. 1984–87 arasında Celtic forması giydi ve İskoçya millî takımına kadar yükseldi.

1987’de Fransa’ya, Nantes’a gitti. Ardından 1989’da İskoçya’ya döndüğünde herkes onun Celtic’e döneceğini düşünüyordu.

Ama olan oldu: Mo Johnston → Rangers.

Daha da önemlisi, Johnston’ın Rangers’a transferi yalnızca futbol açısından değil, Rangers’ın tarihsel mezhepçi kimliği nedeniyle büyük bir şok yarattı. Rangers, 20. yüzyılın büyük bölümünde Katolik oyuncu transfer etmeme politikasıyla anılıyordu. Johnston ise Katolikti ve daha önce Celtic’te oynamıştı.

Bu nedenle transfer İskoç futbolunda adeta deprem yarattı.

Celtic taraftarının gözünde neden “ihanet”?

Katolik futbolcu → tarihsel olarak Katolik karşıtı politikasıyla bilinen Rangers

Bu nedenle olay, İskoç futbolunda mezhepçilik tartışmasının da merkezine oturdu.

İşin ironik tarafı ise şu: Rangers’ın Johnston’ı transfer etmesi, kulübün Katolik oyuncu almama geleneğinin fiilen sona ermesi anlamına geldi.

Ama olay burada bitmedi

Johnston Celtic’e döndüğünde Celtic taraftarlarının tepkisi çok ağırdı. Rangers taraftarlarının bir bölümü de transferden memnun değildi; çünkü Johnston’ın eski bir Celtic oyuncusu ve Katolik olması Rangers’ın geleneksel kimliğiyle çatışıyordu.

Yani adam iki tarafı da kızdırmayı başardı.

Bu yüzden Mo Johnston transferi, klasik bir: “Kendi takımının efsanesi → ezeli rakip → hain”

hikayesinden biraz farklı.

Asıl özelliği, Rangers’ın mezhepçi geçmişini kıran transfer olması.

Old Firm açısından neden tarihî?

Bu transferden sonra Rangers ve Celtic arasındaki rekabetin önemli bir parçası olan mezhepçilik boyutu da değişmeye başladı. Dolayısıyla “Futbolun Judas’ları” yazısında Mo Johnston’a yer verirken, onu sadece “Celtic’ten Rangers’a giden hain” şeklinde anlatmak eksik kalır.

Daha güçlü çerçeve: “Bir Celtic oyuncusunun Rangers’a transferi değil; Rangers’ın onlarca yıllık transfer (mezhep) politikasını tek bir imzayla değiştiren transfer” olur!.

 

Son Haberler

GOLF TOPLARINDA NEDEN YÜZLERCE KÜÇÜK ÇUKUR VAR?

Golf Toplarında Neden Yüzlerce Küçük Çukur Var? Bir golf topuna yakından baktığınızda yüzeyinin pürüzsüz olmadığını, yüzlerce küçük çukurla kaplı olduğunu...

Benzer Konular