Kadın tenisinin aksine, erkekler dünyasında kortlar uzun yıllar beyaz sporcuların mutlak hakimiyetine sahne oldu. Bu tablonun sosyolojik ve fizyolojik arka planı derin bir tartışma konusu olsa da, biz şimdilik madalyonun kort içi yüzüne bakacağız.
Tabii ki Arthur Ashe gerçeğini unutmadık, ama o istisna efsane haricinde rotamızı, bu dominasyonu kırarak adını Wimbledon finaline kadar yazdırmış, ancak hikayesi hak ettiği kadar bilinmeyen o özel siyahi rakete çeviriyoruz: Malivai Washington!
Kortların Görünmez Çınarı
90’lar tenisi dendiğinde akla ilk olarak Pete Sampras, Andre Agassi veya Boris Becker gelir. Ancak o dönemde, kusursuz tekniği ve korttaki beyefendi duruşuyla devleri deviren, adını tarihe altın harflerle yazdıran bir isim daha vardı: MaliVai Washington.
1996 Wimbledon finalisti olan bu Amerikalı yıldızın ardında, kupalardan ve skorlardan çok daha fazlasını barındıran, pek bilinmeyen muazzam bir yaşam öyküsü yatıyor.
İşte tenis dünyasının bu asil karakteri hakkında muhtemelen daha önce hiç duymadığınız o detaylar:
İsminin Gizemi ve Doğru Okunuşu
Tenis spikerlerinin kariyeri boyunca telaffuz etmekte en çok zorlandığı isimlerden biri “MaliVai” oldu. İnsanlar bu ismin egzotik bir kökeni olduğunu düşünse de, aslında tamamen babasının yaratıcılığıydı.
İsmi kulağa geldiği gibi değil, “Malivia” (Mal-ih-VEE-uh) şeklinde okunur. Kendisi kortlarda kısaca “Mal” olarak çağrılmayı tercih etse de, bu özgün isim turnuva tablolarında her zaman dikkat çekmeyi başardı.
Devlerin Korkulu Rüyası “Efsane Avcısı”
Kariyer basamaklarını tırmanırken elit oyunculara karşı kurduğu üstünlük inanılmazdı.
1990 yılında henüz dünya 103 numarasıyken, o dönemin dünya 2 numarası efsane Ivan Lendl’ı saf dışı bırakarak ATP’de Yılın Çaylağı (Rookie of the Year) ödülünü kazandı.
Kariyeri boyunca Andre Agassi, Boris Becker, Stefan Edberg, John McEnroe ve Jimmy Connors gibi tenisin yaşayan efsanelerine karşı korttan galibiyetle ayrılmayı başardı.
Üniversiteyi Bırakıp Zirveye Yürümek
Michigan Üniversitesi’nde oynadığı dönemde NCAA’in en tepesindeki isimlerden biri olan Washington, 1989’da, henüz 20 yaşındayken okulu bırakıp profesyonel olma kararı aldı.
Zeka, Satranç ve Kort Satrancı
Washington, sadece fiziksel olarak değil, mental olarak da kortun en “satranç oyuncusu” gibi düşünen isimlerinden biriydi.
Erken yaşlardan itibaren strateji oyunlarına olan merakı, onun rakiplerinin hamlelerini önceden sezmesini sağlayan analitik bir oyun stili geliştirmesine yol açmıştı.
Tenisi adeta bir zihin oyunu olarak oynaması, onu dönemin “servis-vole” makinelerinden ayıran en büyük estetik detaydı.
Mucizevi 1996 Wimbledon Yarı Finali geri dönüşü
MaliVai, efsane Arthur Ashe’den tam 21 yıl sonra bir Grand Slam turnuvasında finale yükselen ilk Afro-Amerikalı erkek tenisçi olarak tarihe geçti. Ancak finale giden yol tam bir dramaydı. Yarı finalde çocukluk arkadaşı Todd Martin karşısında final setinde 5-1 geriye düşmüştü.
Herkes maçın bittiğini düşünürken Washington pes etmedi, üst üste oyunlar kazanarak seti 10-8, maçı da lehine çevirdi. Bu geri dönüş, Wimbledon tarihinin en epik anlarından biridir.
Hala Wimbledon, Bayrak Onda!
Efsane Ashe ayri bir kategori malum… Yannick Noah’nın 1983 Roland Garros zaferi ya da Tsonga’nın unutulmaz Grand Slam yürüyüşleri (2008 Aus Open tenis tarihimizin başköşesindedir.
Ne var ki, çim kortun en büyük sahnesinde, Wimbledon finali oynama gururunu tatmış son siyahi erkek tenisçi bayrağı hala MaliVai Washington’ın ellerindedir. (Akla Ben Shelton gelenler olabilir; fakat melez kuşaklar bu istatistiğin o keskin ve tekil tanımının dışındadır)
Kortun Ortasında Beklenmedik Bir An: 1996 Wimbledon Streaker Olayı
1996 Wimbledon finalinde Richard Krajicek ile karşılaşmak üzere korta çıkan Washington, tenis tarihinin en tuhaf olaylarından birine tanık oldu.
Maç başlamak üzereyken Melissa Johnson adında bir öğrenci, üzerine sadece küçük bir önlük giyerek tamamen çıplak bir şekilde çim kortta koşmaya başladı (streaker olayı). Bu absürt ve komik an tüm stadyumu kahkahaya boğarken, iki oyuncunun da gerginliğini bir anda alıp götürmüştü. Krajicek yıllar sonra bu olayın kendi üzerindeki final baskısını hafiflettiğini itiraf etmiştir.
Emlak Tutkusunun Arkasındaki Çocukluk Oyunu: Monopoly!
Tenisi bıraktıktan sonra spor dünyasından tamamen kopan birçok sporcunun aksine Washington, başarılı bir gayrimenkul yatırımcısı ve broker oldu.
İşin eğlenceli ve bilinmeyen kısmı ise bu tutkunun nereden geldiği. Washington, çocukken saatlerce Monopoly oynamaya bayıldığını ve mülk satın alıp ticaret yapma mantığını daha o yaşlarda bu masa oyunundan öğrendiğini itiraf etmişti.
Bugün Florida’da kendi gayrimenkul şirketini yönetmektedir.
Yarım Kalan Davis Cup ve 41 Yaşında Gelen Finans Diploması Kariyeri
1997 yılında Brezilya’da Gustavo Kuerten’e karşı oynadığı Davis Cup maçında geçirdiği talihsiz diz sakatlığı nedeniyle çok erken, 30 yaşında noktalandı. Ancak o, kortlarda yarım kalan hikayesini akademik dünyada tamamladı.
Profesyonel olmak için yarıda bıraktığı üniversite eğitimine yıllar sonra geri döndü ve tam 41 yaşındayken Kuzey Florida Üniversitesi Finans Bölümü’nden mezun olarak lisans diplomasını eline aldı.
Tenisi Bir “Araç” Olarak Kullanmak: İyilik Vakfı
MaliVai, korttaki başarılarını sadece kişisel bir tatmin olarak görmedi. 1994 yılında kurduğu MaliVai Washington Gençlik Vakfı (MWYF) ile Jacksonville’deki imkanları kısıtlı binlerce çocuğun hayatına dokundu.
Çocuklara sadece tenis öğretmiyor; ücretsiz okul sonrası özel dersler, finansal okuryazarlık ve yaşam becerileri eğitimleri veriyor. Bu muazzam çabaları nedeniyle ATP tarafından Arthur Ashe İnsani Yardım Ödülü’ne layık görülmüştür.
Fazla da uzatmadan; MaliVai Washington, yalnızca çim kortların beyaz çizgileri arasında raket sallayan sıradan bir tenisçi değildi; hayatın en sert rüzgarlarına karşı koyan zekânın, zarafetin ve sessiz bir direnişin adıydı.
Kimi sporcular sadece kupa kaldırarak hafızalara kazınır, kimi ise o kupayı kaybettikten sonra hayata tutunuşuyla bir efsaneye dönüşür.
Vücudu onu yarı yolda bıraktığında havlu atmayan, 41 yaşında o ders kitaplarına geri dönen ve dezavantajlı çocukların ellerinden tutarak kendi yaralarını şefkate çeviren bir adam… Mal, o beyaz çizgilerin çok ötesinde; raketini yalnızca koluyla değil, kalbinin tüm asaletiyle ören o nadir adamlardandı!.
