En sevmediğim yalandan başlayayım. ”Fikstür avantajı”.
Yok arkadaş fikstür avantajı diye bir şey.
Hele bizim ligimizde yabancı sınırlaması kalktıktan sonra kolay maç diye bir şey hiç yok. Evet kağıt üzerinde deplasmanda Başakşehir, Alanya, Galatasaray gibi maçları, Kadiköy’de Trabzon’u geride bıraktık. Bunlar sert maçlar mı, evet sert maçlar. Ancak bu diğer maçları kolay hale getirmiyor ki. Bakın 2 hafta evvel kendi sahasında Malatya’dan 4 gol yiyerek sahamıza gelen, transfer yapamayan ve maddi zorluklarla boğuşan Ankaragücü’nü zar zor yendik. O yüzden ilk 6 haftaki zor maçları geçtik diye bundan sonrası daha kolay olacak şeklinde düşünen herkes hata yaptı. Her maçın ayrı bir hikayesi ve ayrı bir senaryosu var.

İşte bu senaryolar içinde sahanda kapanan rakibe karşı bir de saçmasapan bir gol yiyip geriye düşünce işin iyice zorlaşıyor. Rakip defansı açmak için farklı varyasyonlar denemek durumunda kalıyorsun. Biz bugün maalesef farklı planları devreye sokamadık. Örneğin dengeyi bozmak için en önemli silahlardan biri nedir? Çizgiye inmek değil mi? Peki kimle inersin çizgiye ? Kanat oyuncularıyla. Fenerbahçe bugün sağaçık ve solaçık olarak kimlerle çıktı sahaya ? Ozan Tufan ve Tolga Ciğerci, yani asli görevleri merkez orta saha olan isimlerle. Peki bu ikili bir kez bile çizgiye inip rakip defansın dengesini bozabildiler mi? Hayır. İşte ilk devre oyunun ortada sıkışmasının en önemli sebeplerinden biri buydu. Kendi mevkisinde oynayan tek kanat adamımız Isla’ydı, en çok bindirmeyi, fazla çizgiye inmese de o yaptı ancak ortaları genelde rakibe çarptırdı.

Peki neden biz Ozan ve Tolga kanatlarıyla çıktık bu maça? Bir başka futbol yalanı yüzünden. ”Galip takım bozulmaz”. Hoş biz geçen hafta Galatasaray’ı yenemedik ancak deplasmanda berabere kaldık. Oyun ve mücadele de umut verdi. Ersun Hoca da takımı bozmak istemedi. Bence kendisi de bu kararından dolayı şu anda pişmandır. Ha şimdi diyeceksiniz ki, ikinci devre Deniz ve Zajc girdi de çok mu iyi oynadılar? Evet oynamadılar. Zajc şaşkındı, Deniz de en iyi yaptığı şeyi, sol ayağıyla sert ortalar kesmeyi yapamadı.

Ancak takım ilk devrenin ikinci bölümünde yoğun bir baskı kurdu. Belki pozisyon bulamadı ama ikili mücadeleleri kazandı, dönen topları aldı. Bu esnada da çok ciddi efor sarfetti, yoruldu. İkinci devre aynı tempoyu yapamayacağımız belliydi. Belki Deniz ve Zayc ikinci yarıdaki yorulmuş temposu düşmüş takım yerine, ilk devre oynasalardı daha pozitif etki edebilirlerdi. Maalesef beklenen katkıyı ikisi de veremediler.

Bugün geçen sezona göre en büyük artılarımızdan gördüğümüz Vedat ve Max Kruse de etkili değillerdi. Kalabalık defans arasında kayboldular. Vedat pozisyona giremedi, Max Kruse de belki çok top kaybı yaptı ancak ben yine de özellikle Emre çıktıktan sonra daha fazla Kruse üzerinden oynamamızı beklerdim. Sonlara doğru ya onu göremedik oyun içinde ya da yoruldu Alman oyuncu. Tabii eleşetireceksek yediğimiz goldeki inanılmaz hatasıyla Jailson da nasibini alacak eleştirilerden ister istemez. Başakşehir ve Alanya maçları sonrası bir tane daha çok bariz bireysel hatayla gol yedirdi. Evet Fenerbahçe özellikle Kadiköy’de defansı çok öne çıkartıyor ve stoperler içinde en süratli olanı Jailson. Topu oyuna sokarken de yaptığı driplinglerle katkı sağlıyor zaman zaman. Ancak bu kadar bireysel hataya tahammül etmek mümkün değil. Milli ara sonrası o mevkide değişiklikler olabilir ve olmalı da.

Rodriguez, Hasan Ali ve Moses’in sakatlıktan dönmeleri ve stoper değişiklikleri ile farklı bir takıma dönüşebiliriz. Ancak ne olursa olsun, sahaya kimle çıkarsak çıkalım saha içinde daha fazla planımız olmalı. Bugün biraz çaresiz kaldık maalesef. Kötü günümüzde olduğumuz bir gerçek ancak bir de hakem faktörü girince devreye işiniz iyice zorlaşıyor.

Başka bir futbol yalanı olan ”hakemi de yeneceksin” diye bir safsata var. Hakemi yenemezsin, yok öyle bir şey. Bugünkü penaltı pozisyonunu konuşmuyorum. Konuşsak ne olacak? Zaten belli bir ”amaca” hizmet eden televizyon kanallarında hakem çoktan aklanmıştır. Ya da MHK başkanı belki çıkar, hakemin çok iyi bir maç yönettiğini söyler. Hatta eski MHK başkanından Fenerbahçe’nin attığı bir gol için : ”Buna gol veren hakemin lisansını yırtarım” demeci gelmişti, belki yine öyle bir yorum gelir. Nasıl bir ”kötülük organizasyonu” varsa Fatih Terim’in tabiriyle Türkiye’de, MHK başkanları bu tip olağandışı açıklamaları sadece Fenerbahçe aleyhine yaparlar.
Ben sadece penaltı pozisyonunu konuşmuyorum. Bu kadar zaman geçirilen bir maçta sen ilk devreyi sadece 1 dakika uzatıyorsan, amacın bellidir hakem olarak. Bugün de Yaşar Kemal Uğurlu futbol oynatmamaya gelmişti net olarak.

Haa bir de son olarak bir futbol yalanı daha var. O da ilk büyük hayalkırıklığı sonrası dillere dolanan ”bu takımdan bi halt olmaz” yalanı. Bu takımdan bal gibi bir halt olur. Bu takımdan 2019/2020 sezonunun şampiyonu da olur. Yeter ki sakatlarımız iyileşsin, kanat gibi kanat oyuncularımıza kavuşalım. O zaman göreceksiniz ki yine daha hareketli, daha hızlı paslaşan bir takım olacağız. Takım oturduktan sonra inanın bugün oynadığımızdan çok ama çok daha iyi top oynayacağız. Ben hala sonuna kadar inanıyorum, bu sezon biz şampiyon olacağız.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz