FENERBAHÇE, NEYZEN TEVFİK VE MEKTEB-İ SULTANİ

Okunması Gerekenler

GALATASARAY ÇOK RAHAT

GALATASARAY ÇOK RAHAT Sarı-Kırmızılılar UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turunda kardeş ülke Azerbaycan’ın Neftci Bakü takımıyla deplasmanda karşılaştı. Karşılaşmaya Galatasaray...

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC Daha önceki yazılarımda Futbolda Pazarlama konusunu derinlemesine incelemiştim. Bu yazımda size bir başarı öyküsü Paris...

CESARETLİ OL VE KAZAN

CESARETLİ OL VE KAZAN Yeni sezonun ilk haftasında ve aynı zamanda ilk derbisinde Trabzon'a konuk olan Beşiktaş'ta kadrodaki eksiklere ve...

brunoBeşiktaşlı Metin Tekin kısa dönem er olarak Amasya’ya bakaya( devre kaybı) bölüğüne vatani görevini yapmaya gelir, benden 2 dönem evvel.
Tüm kısa dönem bakayaların toplanma noktası Amasya idi o yıllarda.
Bakayaların da kendilerine özgü bir takım gelenekleri vardı, protest bir yaklaşımla.
Uygun adımla yürütemezsin bunları, düzenli rap rap yapmazlar, ilk sol adım rap şeklinde vurulur, onu takip eden 3 adım adi yürüyüş şeklinde yapılır ve bu aksak ritmle bir yerden diğerine intikal ederlerdi.
Tahmin edeceğiniz üzere elli kere durdurulurlardı ama asla taviz vermezlerdi.
Alay binasına karşı her sabah 3 kere toplu Oooooof çekilirdi. En komiği ise bakaya şakasıydı bu geleneklerin içinde.
Mahkemeden dosyayı alan Amasya’ya gelirdi. Belli bir celp dönemi yoktu, her gün birileri düşer Amasya’ya birileri de acemilik dönemini bitirip giderlerdi.
Bu geleneklerin içinde en görkemlisi bakaya bir erin yüzbaşı kılığında yemekhaneyi veya yatak haneyi basması, yeni geleni korkutmak üzerine dayalı bir takım işkencelere mazur bırakması idi ki bazen bu işkence 45-50 dakikayı da bulurdu.
Mesela ne mezunu olduğunu sorar sahte yüzbaşı, iktisat mezunuyum der atıyorum, Adam Smith’in makas teorisini anlat der, hazırlıklıdır şebeke kazık sorulara. Tabii ki hatırlayamaz çoğu o konuyu, ” ben bu diplomayı haketmiyorum komutanım diye bağırtırlar, yerlerde süründürüler, altına kaçıranlar, düşüp bayılanlar bile olurdu.
Metin geldiğinde organize bir şaka düzenlerler. Önce sarı fırtınaya burda bi yüzbaşı var, adam ünlülere gıcık, egosunu tatmin ediyor diye fitili verip yemekhanede kıstırırlar.
Yemek yenmiş, yerler Islak, Metin yakmış cigarayı, keyifle tüttürüyor derken sahte yüzbaşı içeri girer ve işkence başlar:
“Metine olmayan topla olmayan kaleye” penaltı attırırlar.
Yüzbaşı, penaltıyı kaçırılsan sürüne sürüne kurularsın yemekhaneyi der, Metin vurur olmayan topa, Metin gol der, sahte yüzbaşı :
– Hayır,direği yalayıp dışarı çıktı, devletin koskoca yüzbaşısı yalan mı söylüyor der. Ardından içi yastık dolu bir battaniye, kadın şekli verilmek için çeşitli terlerinden iplikle bağlanmış bir vaziyette getirilir Metin’e, sahte yüzbaşı emreder:
– Manken karıları nasıl becer**yorsunuz hadi bize göster der.
Nesilden nesile de eminim anlatılıyordur bu şaka ben birinci ağızdan yerinde dinledim.
Askerde yeni gelenlere yapılan bu şakanın pek çok versiyonu, Galatasaray lisesinde okuyan Fenerbahçeliler için yapıldığı anlatılagelir.
Gerçekten de kolay bir şey olmasa gerek bir Fenerli olarak o okulda okuyup mezun olmak.
X bir dostumla bir sohbetinizde Mehmet Demirkol için hem G.Saray Lisesi mezunu hem de Fenerlidir çok fanatik olmasa da, nadir bulunur bunlar, teşbihte hata olmaz; hem ateist hem şeriatçı gibi bir şey demişti. Bir diğer meşhur gazeteci Alev Er de aynı şekilde..
Duygun Yarsuvat, yalan yanlış duyduğu bilgilerle Fenerbahçe nin kurucularından Galip Kulaksızoğlu’nu Galatasaray mezunu sanıp “Fenerbahçe’yi kuran da Mekteb-i Sultanilidir” gibi bir açıklama yapıp, Mahmut Uslu’dan cevabını almış olsa da pek çok Fenerli mezun vermiştir o mektep.
O mektepten mezun olmayan ama o mektebin havasını çok iyi etüd etmiş, o mektepten ‘kendi babası da dahil’ pek çok tanıdığı olan bir Fenerliden bahsedeceğiz bugün. Kalemi ondan keskini yok, ondan daha komiği de yok bu alemde. Türkçe’yi de iyi kullanır, argoyu da. Okkalı içer, okkalı söver.
Atatürk’le karşılıklı kadeh tokuşturmuşluğu da vardır, özel olarak İran Şah’ının huzuruna davet edilmişliği de sırf o Ney’i ağlatsın diye.
İstanbulda bulunduğu dönemde Galata civarlarında takılan, O zamanki adıyla Mektebi Sultani, yeni adıyla Galatasaray Lisesi’nden pek çok öğrenci arkadaşı olduğundan bahsettiğimiz büyük usta, sonradan da pek çoğuyla ömür boyu arkadaşlığını devam ettirmiştir. Neyzen Tevfik çok koyu olmasa da bir Fenerbahçe’li olarak, arkadaşlarının Fransız hayranlığına için için sinir olurmuş.. Hatta Mekteb-i Sultani hakkında burada kağıda dökmemizin doğru olmayacağı epey ağır şiirleri de var.
Bu arada Türk Milleti ile yapmış olduğu nir tespit şu şekilde dizelenmiştir kaleminde:

Türk milleti gariptir
Her lafı kaldırmaz
İ*ne dersin kızar da
S*kersin aldırmaz

Bir başka enteresan hiciv daha gelsin usta’dan :

Bana yar olmayan devr-i devranın,
İzzet-i ikramını si***.
Yansın i*neler alayı,
Su veren itfaiyenin hortumunu si***.

Hayata dair ilginç bir vecizesi de vardır üstadın:
“Hayat içi su dolu bir fıçıya benzer.bu suyu birden içsende biter,yavaş yavaş içsen de biter.”
Herşeyin değiştiğini görüyoruz da politikacıların hiç değişmediğini neyzenden anlıyoruz:

Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler..
Künyei almak için, partiye ettim telefon,
‘Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus’ dediler

… Onu anlatan güzel bir alıntı da şudur ki her daim sarhoşluğuyla bağdaştırılabilir.

“Biz güzel sevmeye geldik
Değil ekmek yemeye.”
Yaşlanmak hepimizin kabusu. Neyzen yine farklı bir bakış açısıyla ele almış bu konuyu:
İhtiyarlık ile gençlik diyerek,
Şu hayati ikiye böldürme!
Ey büyükten de büyük Allah’ım,
Benden evvel s*kimi öldürme!
Hazır cevaplığı ile ilgili de şöyle bir olay anlatılır:
Bir gece meyhaneden çıkmış evine donerken, dar bir sokakta karşılaştığı bir başka sarhoş ile aralarında gecen bir diyalogtur bu.
– Ben senin gibi cigeri beş para etmez herife yol vermem! der sarhoş.
Neyzen geri cekilir, yolu acar;
– Ben veririm! der.

Babasını annesinin mezarının yanına defnederken neden gülümsediği sorusuna ise

-“Şerefsiz öldü, yine annemin koynuna giriyor” ona gülüyorum diye yanıtlamıştır.

Neyse, Neyzen Usta’dan yazmaya başlarak bu yazı bitmez, ben tekrar ana konumuza döneyim..Ben G.Saray Lisesinde okuyan bir Fenerbahçeli olma fikrine çok soğuk bakmıyorum. Nasıl olsa çoğunlukla biz kazanıyoruz.
Pazartesi günü gel okula, kimseye bir şey deme, gerek yok.
Başını dik tut, göğsünü kabart, sadece volta at bahçede.
Bence çok keyifli !

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

bruno.monte@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

GALATASARAY ÇOK RAHAT

GALATASARAY ÇOK RAHAT Sarı-Kırmızılılar UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turunda kardeş ülke Azerbaycan’ın Neftci Bakü takımıyla deplasmanda karşılaştı. Karşılaşmaya Galatasaray...

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC Daha önceki yazılarımda Futbolda Pazarlama konusunu derinlemesine incelemiştim. Bu yazımda size bir başarı öyküsü Paris Saint Germain’den söz etmek isterim. İşin...

CESARETLİ OL VE KAZAN

CESARETLİ OL VE KAZAN Yeni sezonun ilk haftasında ve aynı zamanda ilk derbisinde Trabzon'a konuk olan Beşiktaş'ta kadrodaki eksiklere ve henüz gerçekleşmeyen transferlere, bir de...

NİHAYET YENİ ŞAMPİYON

Bu yıl 140. kez düzenlenen Amerika Açık Covid-19 pandemisi sebebiyle bir çok ilke sahip oldu. 143 yıllık Grand Slam'ler tarihinde ilk kez bir şampiyona...

AMERİKA AÇIK TEK KADINLAR ŞAMPİYONU NAOMI OSAKA

Japon raket Naomi Osaka, 2018'in ardından 2020'de de Amerika Açık kadınlarda şampiyonluğa ulaştı. Belaruslu rakibesi Victoria Azarenka'yı 1-6, 6-3 ve 6-3'lük setlerle 2-1 mağlup eden...

Benzer Konular