EUROBASKET WOMEN ÇEYREK FİNAL İKİNCİ GÜN

Okunması Gerekenler

O GLORIOSO, SL BENFICA!

O GLORIOSO, SL BENFICA! O Glorioso, SL Benfica yani Şanlı SL Benfica! Türk futbol kulüplerimizin örnek alması gereken bir kulüpten...

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR Galatasaray maçı sonrası Erol Bulut'un açıklamalarını dinliyorum: Rakibi, rakibin gecen seneden beri bir arada oynayan birbirine...

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında...

efeÇeyrek Finaller İkinci Gün:

 

 

*Türkiye 66-57 Litvanya: Dünün ardından, yorgunluk ve moral bozukluğunun pençesine düşmüştü bu iki takım. 5.lik ve Rio vizesi yolunda aşmamız gereken ilk engel, turnuvanın en sansasyonel ekiplerinden Litvanya idi. Geri dönüşleri ve azimleri ile meşhur bu iki ekibin kapışmasına hızlı başlayan ve soyunma odasına 2 sayı farkla önde giden taraf Litvanya oldu (30-32). İlk yarıda Sanders ne kadar denerse denesin dünkü şut ritminin kıyısından köşesinden bile geçemeyerek skor yükünü Bahar – Nevriye – Birsel üçlüsüne devretti. Litvanya’da ise dünün ardından yeniden formuna kavuşan Petronyte fırtınası esiyordu. İkinci yarının ilk dakikalarında Periler savunmayı çok daha sıkı bir düzene soktular; Olcay ve Birsel’in Nevriye ile yakaladıkları uyum neticesinde de son çeyreğe 1 sayı üstün girmeyi başardık.

 

Kafa kafaya geçen maçın seyrini son periyotta iki isim değiştirdi: Işıl ve Sanders. Sanders nihayet şeytanın bacağını kırıp çift hanelere ulaşmayı başardı ve Işıl da yarı sahanın her yerinden müstensa, ekstra bir sayı katkısı üreterek hücumumuzu abad etti. Nevriye’nin de bu ikiliye bilhassa savunmada yardımda kusur etmemesi sayesinde farkı açtıkça açtık. Son periyottaki kıvılcımlarımıza ayak uyduramayan Litvanya, Petronyte’in yanına sadece Nacickaite’nin 3’lüklerini katabilmenin sıkıntısını çok derinden yaşadı. Yine bu yorgunluk ve dağınık pas organizasyonları sebebiyle de maç genelinde toplam 22 top kaybına imza attılar. Bu vaziyet kümesinin neticesinde de maçı 9 sayılık bir farkla kazanıp 5.lik iddiamızı sürdürmüş olduk.

 

Perilerimiz’de Nevriye 17 sayı 9 ribaunt 3 asist 2 top çalma, Işıl 16 sayı 10 asist 4 ribaunt 5 top çalma, Sanders da 4/14’lük isabet yüzdesine karşın 14 sayı 12 ribaunt 2 top çalma ve 3 blok ile yıldızlaşmayı başardılar. Bu üç ismin dışında Birsel 9 sayı 3 asist, Bahar 6 sayı 5 ribaunt 4 top çalma 2 blok, Olcay da muazzam savunmasının yanında 4 sayı ve 1 top çalma ile zafere katkıda bulundu. Litvanya’da ise yorgunluğa esir düşen Petronyte (18s 8r 2a), Okockyte (2/8 isabetle 10s 2r 2a 6tk), Nacickaite (9s), Solopova (2/7 ile 6s 5r 3a 2tç 3tk), Kuktiene (8s 2r 3tk), Linkeviciene (2s), Gutkauskaite (2s 3r 4a) ve Grigalauskyte’nin (2s 4r 3tk) gayretleri bize galip gelmeye yetemedi.

 

Dünün en zayıf ve formsuz isimleri Işıl ve Birsel, bugünkü ışıldayışlarının ardından, bize kalitelerini bir kez daha ispatladılar.

 

 
İspanya 75-74 Karadağ: İki hücum takımının nefes kesen mücadelesini seyrettik. Lakin maç boyunca, İspanya alıştığımız hücum düzeninden o kadar farklı şekilde oynadı ki, Karadağ büyü mü yaptırdı diye merak ettim. Zira asist üzerinden oynanan hücumları terk edip, safi penetre üzerinden bulunan şutlara ağırlık verdiler ve toplamda 65’in üzerinde 2 sayılık atış kullandılar, üçlüklerde de 1/10’de kaldılar. Karadağ maçın her periyodunda tempoyu istediği gibi ayarlayıp hücumda çok iyi karşılık verdi ve direndi İspanya’ya. Ayrıca İspanya’nın her iki pota altında da alışılmış oyun düzenini terk etmesi de Karadağ’ın bahtını oldukça açtı. Devresi 39-37 tamamlanan maçta, İspanya adına Nicholls daha ilk yarıda 10 ribaunt aldı, Torrens (iy 17s), Ndour (iy 10s 5r) kalitelerini yansıttılar; Karadağ’da ise cevap Robinson (iy 11s 4r) – Perovanovic (iy 7s) ikilisinden ve Skerovic’in asistlerinden geliyordu.

 

Maç genelinde İspanya ilk beşinden, Karadağ ise benchinden sayı katkısı aldılar ağırlıklı olarak. 3. çeyrekte ivmelenen Skerovic daha çeyrek ortasında çabucak 4 faule vardı ve (doğru düzgün yedeklenemeyip oyunda tutulduğu için) savunmadaki yırtıcılığından tavizler vermek zorunda kaldı. İspanya’da Cruz ve Torrens’in bireysel hücumları bu bölümde teklemeye başlayınca, maç bir o potada bir diğer potada bulunan sayılarla geçti. Robinson ve Bjelica bu bölümde enginlerde taştı ve 3. çeyrek 55-52 tamamlandı.

 

4. çeyeğe Torrens ve Nicholls ile 4-0 seri yaparak hızlı başladı İspanyollar ve Karadağ hemen molaya başvurdu. Yine maç geneliyle aynı tür bir rekabeti gördüğümüz bu son çeyrekte, bitime 5.50 kala Nicholls’ın 5 faulle oyun dışı kalması İspanya’nın pota altı gücünü, hem de iki pota altında birden, fena halde zayıflatmış oldu. Bu durumun avantajıyla hareketlenen Skerovic ve Robinson’ın hem savunma hem de hücumdaki gayretleriyle fark 2 sayıya kadar indi son çeyrekte (66-64). Üzerine bir de, İspanya’ya çalınmayan bir düdük üzerine İspanya koçu da üzerine teknik faul aldı ve işte o pozisyonun ardından Karadağ 66-67 öne geçti.

 

Maçın kalanı gel-gitler halindeydi. Bitime yakın Ndour da 5 faul aldı ve İspanya pota altı tümden Gil’e emanet edildi. Top elindeyken yine bildiğini okuyan Torrens hücumda tekledi ve Perovanovic’in 3’lüğü ile 2 farklı öne geçti Karadağ son 1 dakikada. Fakat İspanya son sözünü söylememişti; Cruz’un basket faulü sonrası 1 sayı ile öne geçen İspanyollar, son hücumda Robinson’ın şutu kaçırması ve hücum ribaundunu alan Vujovic’in de Torrens tarafından bloklanması neticesinde maçı 75-74 kazanıp yarı finale yükseldi. İspanya’da Torrens 28 sayı 3 ribaunt 2 blok 3 top çalma ile galibiyette başrolü oynarken, Ndour 12 sayı 5 ribaunt, Cruz 12 sayı 2 ribaunt 2 asist, Nicholls 8 sayı 16 ribaunt 2 asist 2 blok, Dominguez 6 sayı 2 ribaunt 3 asist, Xargay 6 sayı 2 ribaunt 2 asist ve Gil de 7 ribaunt ile katkı yaptılar. Karadağ cephesinde ise Robinson’ın (23s 7r 4b), Skerovic’in (11s 5r 6a), Jovanovic’in (10s), Perovanovic’in (9s 2r), Vujovic’in (6s 2r 2a), Pasic’in (4s 4r), Bjelica’nın (5s 2r) ve Alesic’in (4s 2r 3a) çabaları az kalsın ülke tarihine dev bir galibiyet kazandıracaktı, lakin olmadı.

 

 

 

Fransa 77-74 Rusya: Maç oldukça yüksek tempoda ve sert geçti. İlk çeyrekte Rusya Osipova ve maçın Battal Gazi’si Prince ile ağırlık koyunca, çeyrek sonunda 16-20’lik Rusya üstünlüğü göze çarpıyordu skorda. İkinci çeyrekte Dumerc – Gruda ikilisi yapacağını yapmaya başladı ve Fransa geriden gelip yarı bitiminde farkı 3 sayıya kadar çıkarmış oldu (38-35). İkinci yarıda ise liderlik sürekli el değiştirdi; Rusya’da Vadeeva ve Prince, Fransa’da ise Miyem, Yacoubou ve Gruda maça her iki pota altında da iyiden iyiye asılmaya ve sertleşmeye başladılar. Osipova – Vadeeva – Vieru üçlüsünün sert savunması meyvelerini veriyordu; üzerine bir de, gerçek kalitesini bugüne saklayan Prince, 4/5 üç sayılık ve 11/17 saha içi isabetiyle neredeyse durdurulamaz bir performans ortaya koyup Fransa’ya sahayı dar etti; lakin skorda kısırlık çektiği dakikalarda Dumerc’ten sürpriz katkılar alıp, içeride de Gruda’nın dillere destan post oyununa ağırlık veren Fransa, dengeyi kurup tekrardan 3 sayılık farkı yakalamayı başardı.

 

Son bölümde taktik fauller sahne aldı; maç boyunca pestili çıkan Prince’in kaçırdığı o tek serbest atış sonrasında Fransa kendi faul atışlarında hata yapmadı; daha doğrusu Yacoubou o son hücum ribaundunu ezer-geçer üslubuyla kaptı ve Fransa son yarı final biletini alan ekip olmayı başardı. Fransa’da Gruda 23 sayı 4 ribaunt 2 asist ile takımının en skoreri olurken, Miyem 18 sayı 3 ribaunt, Dumerc 13 sayı 9 asist 4 top çalma, son bölümde (gerek şutlarda, gerek savunmada, gerekse de serbest atış çizgisinde) çok kritik işler çıkartan iki isimden Tchatchouang 8 sayı 7 ribaunt 3 asist 2 top çalma, Yacoubou da 3/7’lik yüzdesine rağmen 8 sayı 7 ribaunt ile galibiyete tat tuz ekledi. Bu isimlerin dışında kayda değer tek performansı Epoupa (4s 4a 2r) gösterdi. Rusya’da ise Prince 31 sayı 4 ribaunt 5 asist 2 top çalma ile devleşti; Vieru 11 sayı, Vadeeva 8 sayı 3 ribaunt, Osipova 6 sayı 7 ribaunt, Kuzina benchten gelip 7 sayı 2 ribaunt 2 blok, Beglova da 4 sayı 4 asist ile oynadı; Belyakova ise 5 sayı 4 ribaunt 5 asist ile, bana kalırsa hayal kırıklığı yarattı (en azından bireysel sayı ve müdafaa yönünden).

 

Böylelikle, diğer yarı final eşleşmesi de, Fransa – İspanya olarak şekillendi. Bizi her iki yarı finalde de tadına doyum olmaz rekabetler bekliyor. 5.lik mücadelesinde çarpışacağımız son rakip ise, yarınki Karadağ – Rusya maçından galip gelecek takım olacak.

 

Çeyrek final maçları içerisinde Türkiye – Sırbistan müsabakası hariç her maç, son derece heyecanlı mücadelelere sahne oldu ve devlerin çarpışmasında hep başa baş skorlar seyrettik. Umarız yarı finaller de bir bu kadar çekişmeli olur.

 

Çeyrek finallerin flaş takımı: Sırbistan
Çeyrek finallerin hayal kırıklığı: Türkiye

 

Yazarın diğer yazılarına erişmek için tıklayın

 

mail: efe.ozenc@abcspor.com

twitter:  @efe_ozenc

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

O GLORIOSO, SL BENFICA!

O GLORIOSO, SL BENFICA! O Glorioso, SL Benfica yani Şanlı SL Benfica! Türk futbol kulüplerimizin örnek alması gereken bir kulüpten...

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR

HER HAFTA ÖNCEKİNDEN İYİ OLUR Galatasaray maçı sonrası Erol Bulut'un açıklamalarını dinliyorum: Rakibi, rakibin gecen seneden beri bir arada oynayan birbirine alışık bir oyuncu grubu ile...

FENERBAHÇE GELİYOR AMA…

Fenerbahçe geliyor ama.. En son yazımdan sonra, transferler bitmeden yazı yazmama kararı almıştım. Ama kötü haber: dayanamadım. Dünkü maç sonrasında birkaç kelam etmesem ayıp olacaktı....

PERİ MASALI BURAYA KADAR, LAKERS ŞAMPİYON!

PERİ MASALI BURAYA KADAR, LAKERS ŞAMPİYON! NBA tarihinin en ilginç finallerinden biriyle karşı karşıyayız ve herkesin beklediği bir klasik (Lakers-Celtics), yerine Doğu tarafından Miami Heat...

GÜVENOYU

GÜVENOYU Bir insan yeteri kadar cesur değilse aşka bulaşmayacak arkadaş. Fenerbahçe sevgisi de bir aşktır, yeterince cesur değilsen de kabul etmeyeceksin öyle görevleri, bu sözlerim Erol'a.. Bir...

Benzer Konular