DELİ GİBİ ÖZLEMİŞİZ

Bundan tam 1 hafta önce öyle bir ruh halindeydi ki Fenerbahçe taraftarı, sanki geçen sezonun bir benzeri yaşanacak gibiydi. Hazırlık maçlarında alınan kötü sonuçlar ve geciken transferler moralleri iyice bozmuştu. Rakiplerin yaptığı transferler ise tansiyonun iyice yükselmesine sebep olmuştu.

 

Sonra lig başladı. Rakipler ilk hafta ardarda yenilgiler aldı. Fenerbahçe ise uzun süre sonra 5 gollü galibiyetle liderlik koltuğuna oturdu bu gece. Bayram yeri gibi tribünler, sahada pozisyon üstüne pozisyona giren bir takım, basan, ısıran, coşkulu oynayan oyuncular. Kısacası deli gibi özlediğimiz bir ortam vardı Kadiköy’de.

 

Halbuki gerçek şu ki, ne geçen hafta karalar bağlamayı gerektirecek bir durum vardı, ne de şu anda ortada kazanılmış bir şey var. Gecenin en önemli kazanımı ”hava”, o da şampiyonluk yolunda en çok ihtiyaç duyulan şeylerden biri. ”Şampiyonluk havasına girmek” diye bir gerçek var futbolda. Bugün o havayı saha içinde de saha dışında da gördük. Keyiflendik, sevindik, coştuk, Fenerbahçe gibi Fenerbahçe’mize yeniden kavuştuk.

 

Bu güzel gecenin başrol oyuncusu Emre Belözoğlu’ydu kuşkusuz. Onsuz geçen 4 senenin camia için ne kadar büyük kayıp olduğunu hepimize gösterdi. Özellikle ilk 45 dakikaya damgasını vurdu. Uzun zamandır özlediğimiz bir futbol seyrettirdi bizlere. Peki neyi farklı yaptı Emre ? Neydi geçmiş sezonlarda eksik olan ve bu gece sahada olan şey ? Çok spektaküler hareketler mi yaptı? 3 kişinin arasına girip hepsini çalımladı mı? Topuk paslarıyla, bacak aralarıyla mı coşturdu tribünleri? Hayır, bunlardan hiçbirini yapmadı Emre. O sadece ”basit ve hızlı” oynadı. Fenerbahçe’nin pas trafiğini hızlandırdı. Topu hiç eveleyip gevelemedi. Onu hiç topu iki üç kez dürtüp ondan sonra pas verirken görmedik. Aldı verdi, aldı verdi, çapraza oynadı, araya oynadı, verkaç yaptı ama hep basit oynadı. Hep en müsait durumdaki arkadaşını gördü. İşte esas ustalık bu basit oyunu hızlı şekilde icra edebilmek. Emre Belözoğlu yıllardır mahrum kaldığımız bu eksikliği giderdi hem de 39 yaşında olmasına rağmen.

 

Ancak sahadaki tek ”usta” Emre değildi. Belki skor tabelasına adını yazdırmadı ama Max Kruse de ne kadar farklı bir oyuncu olduğunu gösterdi görkemli performansıyla. Bir çok koşusunda istediği toplarla buluşamamasına rağmen özellikle Emre çıktıktan sonra dizginleri eline aldı. Müthiş yönlendirdi atakları. Takım olarak biraz daha fazla Kruse ile oynamamız lazım gibi gördüm ben. Fenerbahçe’nin geçen sezon sahadaki tek ”topu bilen” adamı Valbuena’ydı. Onun eline bakıyordu takım. Şimdi ise hem Emre hem Kruse var ve tabii bir de santrafor farkı.

 

Artık santraforumuz Slimani değil Vedat Muriqi. Vedat sadece attığı muhteşem golle göze batmadı. Sırtı dönük oynama dersi verdi. Çok iyi top dağıttı. Rakibi sürekli rahatsız etti. Allah nazardan saklasın. Şu anda alternatifi yok. Onu pamuklara sarmamız lazım. İnşallah bütün sezonu sakatlık ve ceza olmaksızın bitirebilir. Vedat’ın dışında diğer oyuncularla ilgili dikkatimi çeken hususlara da kısaca değinmek istiyorum.

-Zanka’nın performansını merak ederken stoperde Jailson’un sürpriz çıkışına şahit olduk. Rakiplere hep yakın oynadı. Nefes aldırmadı. İlk topa müdahele eden hep Jailson’du, tek kelimeyle harikaydı.

-Dirar ”profesyonellik dersi” vermeye 3. sezonunda da devam etti.

-Moses ve Rodriguez’in biraz daha vites arttırmalarına gerek olduğu görüldü.

-Ozan Tufan ile ilgili endişelerim vardı. Ozan – Emre göbeğinin zorluk derecesi yüksek maçlarda defansif olarak zaaf gösterebileceğini düşünüyordum. Bugün rakip çok dağınıktı ancak bunda Ozan’ın inanılmaz enerjik futbolunun büyük rolü vardı. İnşallah üzerine koyarak devam eder.

-Sonradan oyuna giren Tolga Ciğerci’nin ”diri”, Ferdi’nin de ”kalite kokan” oyunları fazlasıyla sevindiriciydi.

 

Tabii en sevindirici olan şu anda tüm camia olarak yaşadığımız, çok özlediğimiz coşku. Bu coşku içindeki tribünler de takıma müthiş destek verdiler maç boyunca. Ancak unutulmasın ki, tökezleyeceğimiz haftalar, istemediğimiz skorlar da olacaktır. Önemli olan bugünkü gibi ilk dakikalarda lehimize kopan maçlarda değil, sıkıntıya giren karşılaşmalarda pozitif kalmak ve desteğe devam etmek. Son iki yılın şampiyonu Galatasaray iç saha maçlarında hiç yenilmedi, sadece 5 beraberlik aldı, yani şampiyonluğun anahtarı kendi evindeki maçlarda sahayı ”çıkılması zor” bir hale getirmek. Bizler Kadiköy’ü tekrar cehenneme çevireceğiz. Yönetimimiz bu geceki skora aldanıp transferleri boşlamayacak. Takım ve hoca da aynı coşkuyla mücadeleye devam edecekler. Yolun sonu da inşallah ”deli gibi özlediğimiz” 29. şampiyonluk olacak.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: alp.eralp@abcspor.com

twitter: @alperalp72

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz