BÜYÜKLÜK REFLEKSİ

Beşiktaş için Galatasaray derbisi öyle bir zamana denk geldi ki, çok kötü başlanan bir sezonda daha 9.haftada “ya tamam ya devam” noktasına gelinmişti. Bu noktada iç sahada son iki sezonun şampiyonluk yarışındaki rakibi ile oynamak motivasyon açısından belki de en iyisiydi Beşiktaş takımı ve tribünleri için. Son iki sene haksızlıklarla dolu iki şampiyonluğu rakibine hediye edilen bir takım için bu maçtan daha çok canını dişine takıp oynayabileceği bir maç olabilir miydi? Yeni yönetimin pozitif etkisiyle uzun zaman sonra futbolcu, teknik heyet, yönetim ve taraftar dörtlüsünün bütünleşip tek yürek olması sonuç verdi ve Beşiktaş adeta can veren bir zafer kazandı.

Aslında Beşiktaş’ın sahaya çıkan 11’i hiç de umut veren bir kadro değildi, özellikle hücum bölgesinde oynayan oyuncuların yetenek eksikleri bariz şekilde göze çarpıyordu. Savunmada zaman zaman Roco’nun sakarlıkları tehlikeler yaratsa da Gökhan Gönül’ün tecrübesiyle müthiş katkısı, Rebocho’nun son derece dinamik ve çalışkan oyunu ve Vida’nın liderliği ile rakibe 80 dakika isabetli şut imkanı dahi tanınmadı. Orta sahada da Atiba alan savunması bilgisiyle maksimum katkı vermeye devam etti, Elneny geldiğinden beri en faydalı oyununu oynadı, panikten uzak şekilde büyük ölçüde iyi top dağıttı.

Buraya kadar iyi idare ediyordu Beşiktaş, ama bu noktadan sonra dediğimiz gibi 3. bölgede yetersizdi. Lens bal yapmayan arı modunda devam etti, Diaby çabalayan bir görüntü verse de forvet arkasının oyuncusu olmadığı yine belli etti. Zaten forvet veya kanat oynuyor denilerek getirilen bir oyuncu neden 10 numarada kullanılıyor anlayamadım doğrusu. Adem Ljajic ne kadar formsuz da olsa bu takımın en yetenekli ve yaratıcı oyuncusu, onun yokluğunda Beşiktaş üretkenlikte zorlandı. İlk 20 dakikada hızlı bir başlangıç yapıldı, Caner’in doğru yerde oynamasının etkisiyle hırslı ve gayretli oyunu sayesinde birkaç pozisyon da yakalandı. Ama son pas ve vuruşlarda beceri eksikliği kendini gösterdi.

20. dakikadan sonra orta sahanın üstünlüğü tamamen Galatasaray’ın eline geçti. Sarı-Kırmızılı ekip yetenekli oyuncu fazlalığının etkisiyle topa genel olarak hükmeden taraftı, ama onlarda da eksik olan taraf dinamizmdi. Andone haricinde tamamen statik oynayan, yaş ortalaması yüksek bir takım olmanın dezavantajlarını yaşadılar. Genel olarak Babel’in ayağına baktılar, o da Gökhan Gönül’ün karşısında etkili olamadı.

Gökhan için ayrı bir parantez açmak lazım gerçekten, iyi ki bu maça yetişebilmiş. 35 yaşında halen varlığı ile bu kadar fark yaratabilen bir oyuncu olması gerçekten ayakta alkışlanacak bir şey. Aynı şey 36 yaşındaki Atiba için de geçerli tabii. Böyle müthiş profesyoneller her takıma lazım.

İkinci yarıya kaybedeceği pek de bir şey olmamasının verdiği motivasyonla daha istekli çıktı Beşiktaş. 60’tan sonra Ljajic’in girmesiyle pres ile kapılan toplarda daha etkili kontraataklar geliştirilmeye başlandı. Bunlardan birinde Ljajic’in solda demarke kalan Caner’e aktardığı topta Caner her zamanki öldürücü ortalarından birini yaptı. Yine de hızlı gelişen bir atakta ön direkte o kafa vuruşunu bu kadar düzgün yapmak büyük beceri ister. İşte Umut Nayir bu beceriyi en gerekli olduğu anda göstererek Beşiktaş’a can veren isim oldu.

Dürüst olmak gerekirse maç öncesi forvette Diaby’nın oynaması daha iyi olmaz mı diye düşünüyordum, zira Umut’un son maçlarda bitiricilikteki eksikliği bana bu düşünceyi vermişti. Ama iyi ki Umut Nayir’i tercih etmiş Abdullah Avcı, çünkü sadece fiziğiyle bile rakip savunmayı devamlı zorladı Umut. İleri uçta uzun boylu ve kafa toplarında etkili bir oyuncunun şart olduğu gerçeğini de hatırlatmış oldu.

Eldeki diğer hücumcular Güven ve Diaby kanat forvet tarzı oyuncular, o nedenle Burak’ın bir numaralı alternatifinin Umut olduğu kanıtlandı.
Beşiktaş için bu galibiyet bu yetersiz kadroya rağmen alındıysa bunun baş sebebi büyük takım refleksini gösterebilmesidir. Bugün bu kadro başka bir takımın formasıyla asla galibiyete ulaşamazdı, ama futbolcular Beşiktaş formasının büyüklüğünün biraz bilincine varınca üzerlerine düşen mücadeleyi verdiler ve ezeli rakiplerini devirdiler.

İki takım teknik direktörleri açısından gelecek pek parlak değil. Avcı bu maçla sadece nefes aldı, halen bir çıkış geleceği umudunu verebilmiş değil doğrusu. Terim ise elinde her türlü imkanı olduğu halde önceki iki sezon kazandığı başarılarda bir çok dış etkenin de olduğunu adeta ispatlamaya devam ediyor. Önceleri bu durum sadece Avrupa arenasında anlaşılıyordu, artık ligde de belli oluyor. Bugün kalite anlamında çok daha üstün olan taraf kendi takımıydı, ama kendisinin taktik özürlülüğü bu avantajı kullanmasına engel oldu.

Şimdiden camiayı bütünleştiren yaklaşımlarıyla Beşiktaş’ın yeni yönetiminin de bu zaferde payı var, şahsım adına teşekkür ediyorum. Bugün tribünlerde maç öncesi gereksiz şekilde kendisini yormadığını ve ilk dakikadan itibaren yılmadan destek verdiğini net şekilde gözlemlediğim Beşiktaş taraftarını da tebrik ediyorum. Futbolculardan başta Gökhan Gönül olmak üzere; Rebocho, Vida, Atiba, Elneny, Caner ve Umut’u da özverilerinden dolayı alkışlıyorum.
Beşiktaş umuttur, umut dimdik ayakta!..

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: olcay.nurlu@abcspor.com

twitter: @olcynrlu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz