https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

AMERİKAN FUTBOLU VE CTE KABUSU, BEYNİN İÇİNDEKİ YIKIM

Okunması Gerekenler

Amerikan Futbolunun Görünmeyen Rakibi: CTE ve Beyinde Açılan Savaş

Amerikan futbolu, boks başta olmak üzere birçok dövüş sporu bir yana bırakıldığında, sporcu sağlığı açısından en yüksek risk taşıyan branşlardan biri hatta ilki…

Yıllar içinde oyuncu güvenliğini artırmak için sayısız kural değişikliği, yeni ekipmanlar ve koruyucu protokoller geliştirildi. Ancak gerçek değişmedi: tam hızla koşan, 150 kiloya yaklaşan iki sporcunun çarpışmasının insan beyni üzerinde yaratacağı travmayı tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil!

İşte bugün spor dünyasının en büyük sağlık tartışmalarından birinin merkezinde de bu gerçek yatıyor: CTE (Chronic Traumatic Encephalopathy) yani Kronik Travmatik Ensefalopati.

Peki, sahadaki o sert darbeler yıllar sonra bir sporcunun hayatını nasıl etkileyebilir? Beyinde başlayan görünmez hasarlar, saha dışında trajik sonuçlara nasıl zemin hazırlayabilir?

Bu soruların cevabı bizi 1 Aralık 2012 sabahına götürüyor.

Jovan Belcher Vakası: Bir Trajedinin Ardındaki Soru İşaretleri

Kansas City Chiefs’in 25 yaşındaki savunma oyuncusu Jovan Belcher, o sabah Amerika’yı sarsan korkunç bir olayın baş aktörü oldu. Belcher, kız arkadaşı Kasandra Perkins’i evlerinde öldürdükten sonra takımın antrenman tesislerine gitti. Burada kulüp yöneticileri ve teknik ekip ile görüştükten kısa süre sonra herkesin içinde kendi hayatına son verdi.

Amerika günlerce aynı sorunun cevabını aradı: Başarılı, genç ve profesyonel bir sporcu nasıl böyle bir noktaya geldi?

Yaklaşık bir yıl sonra, ailesinin talebi üzerine yapılan beyin incelemesi, tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı. Belcher’ın beyninde Kronik Travmatik Ensefalopati (CTE) bulguları tespit edildi.

Ancak bilim insanlarının özellikle vurguladığı nokta şuydu: CTE tek başına bir insanı şiddete yönlendiren veya belirli davranışlara zorlayan bir hastalık olarak görülmez. Fakat tekrarlayan kafa travmalarının, bazı kişilerde duygu kontrolü, karar verme ve davranış düzenleme mekanizmalarını etkileyebileceğine dair güçlü araştırmalar bulunmaktadır!.

Peki CTE Nedir?

CTE, beynin yıllar boyunca maruz kaldığı tekrarlayıcı darbeler sonucunda gelişebilen ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır. Özellikle Amerikan futbolu, boks, buz hokeyi ve benzeri yüksek temaslı sporlarda sporcuların aldığı tekrar eden kafa darbeleri, zaman içerisinde beyinde anormal değişikliklere yol açabilir.

Bu süreçte en önemli unsur Tau proteini olarak bilinen bir proteindir. Normal şartlarda sinir hücrelerinin yapısını destekleyen Tau proteini, travmalar sonrası anormal şekilde birikerek beyin dokusunda hasara neden olabilir.

Zamanla bu birikimler:

Hafıza sorunları,
Duygu durum değişiklikleri,
Depresyon,
Dürtü kontrolünde zorluk,
Karar verme mekanizmasında bozulma gibi belirtilerle ilişkilendirilmektedir.

Şiddet, Beyin ve Çok Daha Karmaşık Bir Denklem
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Bir sporcunun şiddet içeren bir eyleme yönelmesini yalnızca CTE ile açıklamak bilimsel açıdan doğru olmaz. Kişisel geçmiş, psikolojik durum, aile ilişkileri, madde kullanımı, çevresel faktörler ve birçok başka unsur bu tür trajedilerde rol oynayabilir.

Ancak bilim dünyasının üzerinde durduğu nokta şudur: beyinde meydana gelen fiziksel hasarlar, bazı kişilerde zaten var olan risk faktörleriyle birleştiğinde davranış kontrolünü daha da zorlaştırabilir.

Özellikle frontal lob bölgesindeki hasarlar; planlama, muhakeme ve dürtü kontrolü gibi kritik işlevleri etkileyebilir.

Beyin ve Çarpıcı Sonuçlar

CTE tartışmasını spor dünyasının gündemine taşıyan en önemli çalışmalardan biri 2017 yılında JAMA (Journal of the American Medical Association) dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar, lise, kolej ve profesyonel seviyede Amerikan futbolu oynamış ve hayatını kaybetmiş 202 sporcunun beynini inceledi.

Sonuçlar son derece dikkat çekici hatta vahimdi;

İncelenen 202 beynin 177’sinde CTE bulguları tespit edildi.
NFL seviyesinde oynamış 111 eski oyuncunun 110’unda CTE bulundu. Yani Belcher münferit bir vaka değil, o yalnızca buzdağının ilk görünen kısmıydı.

Ancak bu sonuçları doğru yorumlamak gerekiyor. Bu kişiler, beyinlerini bilimsel araştırmalara bağışlayan eski oyunculardı. Yani çalışma, tüm Amerikan futbolcularını temsil eden rastgele seçilmiş bir grup değildi.

Buna rağmen ortaya çıkan tablo, spor dünyasında büyük bir alarm yarattı.

Çünkü mesele artık yalnızca birkaç sporcunun yaşadığı bireysel trajediler değil; temas sporlarının uzun vadeli sağlık sonuçlarıydı.

Amerikan Futbolun En Büyük Rakibi: Görünmeyen Hasar

Bugün Amerikan futbolu, oyuncularını korumak için geçmişe göre çok daha fazla önlem alıyor. Kask teknolojileri gelişiyor, kurallar değişiyor, tehlikeli darbeler daha ağır cezalandırılıyor.

Bugün CTE hakkında hala öğrenilecek çok şey var. Ancak kesin olan bir gerçek var: Sporcuların bedenlerini korumak kadar, beyinlerini korumak da modern sporun en büyük sorumluluklarından biri haline geldi ama nasıl ?

Belki de Amerikan futbolunun en büyük rakibi karşı takım değil; yıllarca sessizce biriken ve ancak hayatın en zor anlarında kendini gösteren görünmez hasarlardır.

Çünkü bazı darbeler oyunu durdurmaz, sadece başka bir sahada devam eden daha büyük bir mücadeleyi başlatır!.

Son Haberler

40 YILLIK LANET KIRILACAK MI? FRANSA’NIN ALTIN JENERASYONU

Fransız Bisikleti Yeniden Doğuyor: Tour de France'ın 40 Yıllık Hasreti Bitebilir mi? Tour de France denildiğinde akla ilk gelen ülkelerden...

Benzer Konular