https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

BİR ZAMANLAR SETTE SORELLE: YEDİ KIZ KARDEŞ VE GEZEGENİN EN BÜYÜĞÜ SERIE A

Okunması Gerekenler

Bugün Premier League’in görkemine, La Liga’nın pırıltısına hayranlıkla bakıyoruz; fakat 90’ların sonunda futbol evreninin kalbi, her hafta bir Şampiyonlar Ligi finalinin yaşandığı İtalya’da atıyordu.

Yayın ihalelerinden taşan astronomik paralar, Serie A’yı bir futbol cennetine dönüştürürken kimse bu tatlı rüyanın ne zaman kâbusa dönüşeceğini sormuyordu.

İtalyan futbolunun mutlak ‘Alfa’ olduğu, yıldızların sadece şampiyonluk için değil hayatta kalmak için çarpıştığı o altın çağda, rekabetin adı tek bir kavramla anılıyordu: Sette Sorelle

 “Sette Sorelle” (Yedi Kız Kardeş) terimi

Aslında futbol dünyasından önce küresel petrol endüstrisinden ödünç alınmıştı. İtalyan devlet petrol şirketi ENI’nin efsanevi başkanı Enrico Mattei, 1950’lerde dünya petrol piyasasını ve fiyatlarını tekellerinde tutan yedi devi (Standard Oil of New Jersey, Royal Dutch Shell, Gulf Oil vb.) tanımlamak için bu ifadeyi kullanmıştı.

Futbola Girişi ve Çıkaran Kişi

1990’ların sonuna gelindiğinde, İtalyan spor basını (özellikle La Gazzetta dello Sport ve Corriere dello Sport yazarları) bu jeopolitik terimi Serie A’ya uyarladı. 1990-2002 yılları arasında lig şampiyonluğu, kupa ve Avrupa kupaları için kıyasıya rekabet eden, muazzam bütçelere sahip 7 kulübü tanımlamak için “Sette Sorelle” ifadesi ortaya atıldı.

Yedi Kız Kardeş Kimlerdi?

Juventus (Agnelli Ailesi – FIAT)

AC Milan (Silvio Berlusconi – Mediaset)

Inter Milan (Massimo Moratti – Saras Petrol)

AS Roma (Franco Sensi – Italpetroli)

SS Lazio (Sergio Cragnotti – Cirio)

Parma (Calisto Tanzi – Parmalat)

Fiorentina (Vittorio Cecchi Gori – Sinema/Medya)

1990’larda İtalya Serie A, dünya futbolunun tartışmasız finansal ve taktiksel merkeziydi.

Ronaldo Nazario, Zinedine Zidane, Gabriel Batistuta, Hernan Crespo, Gianluigi Buffon ve Pavel Nedved gibi dönemin en büyük süper starları bu 7 takım arasında paylaştırılmıştı.

Her hafta bu 7 kulübün kendi arasındaki maçlar adeta birer Şampiyonlar Ligi finali havasında geçiyordu.

Bugün Halen Var Mı?

Kısa cevap: Hayır, klasik anlamdaki “Yedi Kız Kardeş” dönemi 2000’lerin başında sona erdi.

Bugün küresel futbolun zirvesinde Premier League, hemen ardında ise La Liga oturuyor; fakat o dönemde sahnenin mutlak alfası İtalyan futboluydu.

Serie A, gezegenin en büyük, en görkemli ve en ihtişamlı ligi konumundaydı. Yedi Kız Kardeş’in kulakları çınlatan rekabetini kanatlandıran en büyük itici güç ise ülkedeki yeni yayın ihalesi olmuştu.

İki dijital yayın platformunun girdiği akılalmaz rekabet sayesinde kulüplerin kasasına akan paralar, o devir için tam anlamıyla astronomik seviyelerdeydi. Muazzam bir gelir düzeni kurulmuştu ancak kimse yarını düşünmeden yaşadı!.

Ve ilk “Batıyoruz!” çığlığı Floransa’dan, yani Fiorentina’dan yükseldi. Vittorio Cecchi Gori iflasın eşiğine gelmişti; Fiorentina elinde ne var ne yoksa satarak ayakta kalmaya çalıştı.

Ardından yıkım dalga dalga yayıldı. Lazio Başkanı Sergio Cragnotti’nin borsa yolsuzluğu, Roma’da Sensi ailesinin eriyen serveti ve aile reisinin ağır hastalığı, Parma’yı bir gecede yerle bir eden devasa Parmalat skandalı…

Kağıt üzerindeki o yedi dev bir anda üçe kadar geriledi. Inter ise birbiri ardına yaptığı teknik direktör ve transfer hatalarıyla yarıştan kopunca, yeşil sahalar tamamen Juventus ile Milan’ın, yani Agnelli ile Berlusconi’nin ikili krallığına terk edildi.

Yedi Kız Kardeş yıllar sonra Serie A sahnesinde yeniden bir araya geldi belki; fakat artık hikaye çok farklıydı. Sahneye Napoli ve Atalanta gibi yeni aktörler dahil olmuş, Milan, Inter, Parma, Roma ve Fiorentina ise yabancı sermayenin eline geçmişti.

Bugün futbol endüstrisi, petro-dolarlar ve Premier League’in ekonomik üstünlüğüyle kabuk değiştirdi. Parma’nın küme düşüp uzun süre alt liglerde kalması, Fiorentina’nın ekonomik ve sportif dalgalanmaları “Sette Sorelle” kavramını nostaljik bir kapsule hapsetti diyebiliriz.

Yani kulüpler artık oligarkların ya da aile şirketlerinin değil; Amerikan yatırım fonlarının veya modern finansal konsorsiyumların elinde.

İngiltere Premier Ligi’nin “Big Six” modeli küresel yayın gelirleriyle sermayeyi toplarken, Serie A’daki bu 7’li yapı yerini finansal olarak daha temkinli ve fon merkezli bir ekosisteme bıraktı!.

Son Haberler

PUCK’IN NABZI OKYANUSUN ÖTESİNDE: NHL’İN GÖLGESİNDE KALAN AVRUPA HOKEYİ

Buz hokeyi denildiğinde elbette bu sporun anavatanı Kanada ve ardından ABD akla geliyor; dünyanın en büyük ligi olan NHL...

Benzer Konular