https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

BEYAZ ŞAMAN-BÜYÜCÜ (LE SORCIER BLANC): CLAUDE LE ROY

Okunması Gerekenler

Muhsin Ertuğral, özellikle Güney Afrika futbolunda (Kaizer Chiefs, Ajax Cape Town, Orlando Pirates gibi kulüplerde) bıraktığı taktiksel miras, disiplin ve genç oyuncu yetiştirme vizyonuyla tanınan, ancak Türkiye’de ve küresel ana akımda değeri yeterince bilinmeyen çok özel bir teknik adamdır.

Zaten onun hakkında yazdığımız bir yazıda detaylıca bahsetmiştik.

Onun gibi bir daha var ki bugünkü yazı konumuz da o: Claude Le Roy! (Fransız Futbolunun Afrika Gezgini)

“Futbol endüstrisinin milyar dolarlık ışıkları genellikle Madrid, Londra veya Münih’in üzerinde parlar. Oysa futbolun kalbi, sometimes tozlarda, krizin eşiğindeki ülkelerde, coup d’état (darbe) haberlerinin gölgesindeki sahnelerde atar.

Claude Le Roy, adını milyonlarca Euro’luk transferlerin arasına yazdırmadı; o, Kamerun’dan Kongo’ya uzanan coğrafyada futbolu bir sömürü aracı değil, bir toplumsal kurtuluş ve kültür projesi olarak gördü. Muhsin Ertuğral’ın Afrika’daki izleri neyse, Claude Le Roy da o kıtanın modern futbol hafızasıdır!.

Hikayesi: Kamerun, Senegal, Gana, Kongo Cumhuriyeti ve Togo gibi birçok Afrika milli takımını çalıştırmış, Afrika Uluslar Kupası’nda efsanevi başarılar elde etmiştir.

Futbolu sadece Avrupa’dan ibaret görmeyen, gelişmekte olan ülkelere modern antrenman metotlarını ve profesyonelliği aşılayan bir “futbol misyoneri”dir.

Buna rağmen Avrupa’daki büyük kulüplerin radarından hep uzak kalmıştır.

Claude Le Roy’un hayatı, adeta 20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başındaki modern Afrika futbolunun gizli tarihi gibidir. “Yatırım, transfer spekülasyonu ve menajeraj” üçgenine sıkışmış modern futbol endüstrisinde bir beyin…

“Beyin Cerrahı” Sanılan Bir Futbol Adamı: Akademik ve Entelektüel Kökeni

Avrupa’da futbolcular genellikle erken yaşta okulu bırakıp tamamen sahaya odaklanırken, Le Roy işin pedagojik ve entelektüel tarafından gelmiştir.

Kariyerinin ilk dönemlerinde edebiyat ve beden eğitimi üzerine yoğunlaşan Le Roy, futbolu sadece fiziksel bir mücadele değil, sosyolojik bir laboratuvar olarak görmüştür.

Afrika’ya ilk gittiğinde yanına aldığı devasa kütüphanesi, taktik tahtasından önce çantalarca kitap taşıması yerel medyada efsane olmuştur.

Onu diğer Avrupalı “turist” teknik direktörlerden ayıran şey, sömürgeci bir üstten bakışla değil, antropolog titizliğiyle o ülkelerin kültürünü incelemesiydi.

Bir Kıtanın Taktiksel ve Zihinsel Kurtuluşu

Le Roy, Afrika futbolunu yöneten zihniyeti kökten değiştirdi. Avrupalıların “fiziksel ama disiplinsiz” olarak etiketlediği Afrika oyuncusuna profesyonelliği, alan parselasyonunu ve taktiksel sadakati aşıladı.

Kamerun Çağı (1985-1988): “Yenilmez Aslanlar” ile 1986’da Afrika Uluslar Kupası (AFCON) finali oynadı, 1988’de ise şampiyonluğa ulaştı. Dünyaya Roger Milla gibi bir efsaneyi ve Kamerun’un 1990 Dünya Kupası’ndaki tarihi yürüyüşünün temelini armağan etti.

Kıta Rekorları: Kariyeri boyunca Kamerun, Senegal, Gana, Kongo DC, Kongo Cumhuriyeti ve Togo dahil olmak üzere tam 9 kez AFCON turnuvasında boy göstererek bu alanda kırılması güç bir rekorun sahibi oldu.

“Beyaz Şaman” (Le Sorcier Blanc): Lakabının Arkasındaki Gerçek Anlam

Afrika futbolunda Fransız teknik direktörlere sıklıkla “Le Sorcier Blanc” (Beyaz Büyücü / Şaman) denir ama bu lakabın en çok yakıştığı ve bu kültürü en derinden sahiplenen isim Claude Le Roy’dur.

Le Roy, sadece antrenman sahasında kalmamış; Kamerun’da, Senegal’de veya Kongo’da halkın arasına karışmış, yerel büyü/batıl inanç ritüellerine bile futbolcularının psikolojisini anlamak için saygı duymuştur.  Kimi zaman yerel kabile liderleriyle diplomatik ilişkiler kurmuş, futbolun o ülkelerdeki toplumsal gerilimleri dindiren tek barışçıl araç olduğunu savunmuştur.

Afrika’da devlet başkanlarıyla doğrudan görüşebilen, coup d’état (darbe) dönemlerinde bile halk tarafından korunan nadir yabancılardandır.

Jenerasyonları Değiştiren Adam: Onun Elinden Çıkan Yıldızlar
Le Roy, dünyanın en pahalı oyuncularını çalıştırmadı ama geleceğin efsanelerini henüz keşfedilmemiş birer ham elmas halindeyken parlattı.

1980’lerde Kamerun’un başında olduğu dönemde ülkenin futbol altyapısını tamamen yeniden inşa etti.

Bugün dünya futbol tarihinin en büyük efsanelerinden biri olan Rigobert Song’u milli takıma kazandırdığında Song henüz çok genç ve bilinmeyen bir oyuncuydu.

Aynı şekilde George Weah’ın Afrika futbolundaki gelişiminde ve uluslararası arenada ses getirmesinde onun vizyonunun büyük payı vardır. O, yıldız transfer eden değil, yıldız imal eden bir fabrikaydı.

“Konforu Reddeden” Bir Seyyah: Kariyerinin Kırılma Noktaları

Birçok teknik direktör Avrupa’da orta sınıf bir kulüpte 2-3 yıl çalışıp güvenli limanlarda ömür tüketirken, Le Roy hep patlamaya hazır, krizin merkezindeki ülkeleri seçti.

Togo’yu çalıştırırken 2010 yılında Angola’daki Afrika Uluslar Kupası yolunda takım otobüsünün silahlı saldırıya uğraması (Togo milli takımı otobüsüne saldırı) onun hayatındaki en travmatik olaylardan biridir.

O olayda yardımcılarını ve masörünü kaybetti. Normal bir insanın futbol dünyasından tamamen kaçması beklenen bu olaydan sonra bile Afrika’yı terk etmemiş, “Bu insanlara borcum var” diyerek Kongo ve Togo ile çalışmaya devam etmiştir.

Bu aidiyet duygusu, modern futbolun kurumsal soğukluğuna tamamen zıttır!.

FIFA ve Taktiksel Devrimdeki Gizli Eli

Le Roy, sadece sahada maç kazanan biri değil, aynı zamanda FIFA’nın teknik komitelerinde ve gelişim programlarında aktif rol almış bir futbol entelektüelidir.

Afrika futbolunun bugün FIFA’da daha fazla kontenjana ve ağırlığa sahip olmasının arkasındaki lobicilik faaliyetlerinin muteber isimlerindendir.

Afrika ülkelerinin turnuva formatlarına uyum sağlaması, altyapı projelerinin fonlanması ve Avrupalı kulüplerin “sömürge” düzenine karşı yerel federasyonların haklarını savunan hukuki/idari raporların altında hep onun parmağı vardır.

Ortak Kaderleri Nedir?
Bu tarz teknik adamların değeri az bilinir çünkü:

** Konfor alanını reddederler: Popüler liglerde kalmak yerine futbolun kalkınmaya ihtiyacı olan zorlu coğrafyalarını tercih ederler.

** Taktikçi ve eğitmendirler: Sadece maç kazanmaya değil, kulüplerin tesisleşmesine, altyapılarına ve zihniyetine odaklanırlar; bu da kısa vadeli magazin basını ve taraftarlar tarafından çabuk unutturulur.

Fazla uzatmadan… Futbol dünyası parlak kupaları, milyar dolarlık stadyumları ve devasa bütçeleri coşkuyla alkışlaya dursun; Claude Le Roy, tozlu sahnelerde kurduğu hayallerle ve kazandığı kalplerle yazdı hikayesini.

Claude Le Roy, milyar dolarlık transfer spekülasyonlarının ve menajerlik oyunlarının uzağında, futbolun en saf ve toplumsal halini inşa etti. Endüstriyel futbol onu Londra veya Madrid sahnesine çıkarmamış olabilir; ancak o, Afrika’nın tozlu sahalarında milyonlarca çocuğa futbol aracılığıyla bir gelecek ve özgürlük vadetti.

Çünkü bazı adamlar tabelayı değiştirmek için değil, dokundukları coğrafyanın kaderini değiştirmek için sahaya çıkarlar!.

Son Haberler

BİR ZAMANLAR KÜBA BOKSU: ÜLKEDEN BİR BİR KAYBOLAN ALTIN ELDİVENLER

Küba boks ekolünün zirveden sarsıntıya giden bu büyüleyici hikayesi, tıpkı İsveç tenisi örneğinde olduğu gibi bir spor ekolünün nasıl...

Benzer Konular