Birçok sporda farklı bir ülkede doğup başka bir ülkeyi temsil eden yüzlerce sporcu bulunuyor; ancak bugünkü odak noktamız Rusya-Kazakistan hattı.
Köken olarak ikisi de zamanında Sovyetler Birliği’nin bir parçası olsa da, bugün aralarında yaklaşık 2.300 kilometre mesafe bulunan ve 1991’deki dağılmadan bu yana tamamen ayrı iki bağımsız devlet olan bu coğrafyaların ilişkisi, spor dünyasında ilginç bir hareketlilik yaratıyor!.
Tenis dünyasında Rusya’dan çıkıp Kazakistan adına yarışan en bilinen örnekler Alexander Bublik, Yulia Putintseva, Mikhail Kukushkin, Yaroslava Shvedova ve tabii ki Grand Slam şampiyonlukları bulunan Elena Rybakina.
İşin “tersi” yani tam aksettirdiğiniz gibi Kazakistan’da doğup kariyeri için Rusya’yı veya başka bir ülkeyi seçen örnekler de var mıdır sorusuna gelince: Spor coğrafyasında bu trafik genelde tek yönlü işler!.
Bunun temel sebebi ekonomik: Kazakistan Tenis Federasyonu, milyarder iş insanı Bulat Utemuratov liderliğinde dışarıdan (özellikle Rusya’dan) potansiyelli gençleri ülkeye çekmek için ciddi bir fon ve altyapı bütçesi ayırır.
Utemuratov, federasyonu adeta bir kurumsal yatırım fonu gibi yönetiyor. Potansiyel vadettiği keşfedilen genç sporculara (Rybakina gibi) sadece pasaport verilmiyor; koç, masör, seyahat bütçesi ve antrenman tesisi masraflarının tamamı federasyon bütçesinden karşılanıyor.
Karşılığında ise sporcu kazandığı ödül ellerinin belirli bir yüzdesini ileride federasyona geri ödüyor veya ülkenin milli takımlarında (Davis Cup / Billie Jean King Cup) oynamayı taahhüt ediyor.
Peki ya tersi diye soracak olanlara; Kazakistan topraklarında doğup yetişen bir sporcunun daha iyi imkanlar bulmak için Rusya pasaportuna geçmesi mantıksal olarak pek beklenmez; çünkü Rusya’nın kendi içindeki altyapı ve sporcu havuzu zaten çok büyüktür.
Ekonomik dedik, ama Rusya’dan Kazakistan’a uzanan bu tenis göçünün arkasında sadece “para” kelimesiyle açıklanamayacak kadar yapısal, kültürel ve sistemsel derin nedenler de var.
Rusya’da “Sermaye ve Kort” Krizi: Rusya tenisçi havuzu bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, federasyon düzeyinde bireysel sporculara erken yaşlarda yapılan devlet desteği oldukça sınırlıdır.
Özellikle Moskova gibi megalopollerde kapalı kort kiralama, antrenör tutma, seyahat ve turnuva masrafları (bir tenisçinin yıllık 18-20 yaş altı masrafı yüz binlerce dolardır) tamamen ailelerin sırtındadır.
Aileler iflas eşiğine geldiğinde Rusya Tenis Federasyonu genellikle “başarıyı kanıtla, sonra destek olalım” yaklaşımını benimser!.
Rusya’daki Sıkı Bürokrasi ve Kulüp Baskısı: Rusya Tenis Federasyonu (RTF) çatısı altındaki sporcular, federasyonun kendi iç politikalarına, antrenör dayatmalarına ve sponsorluk kısıtlamalarına uymak zorundadır.
Rus sporcular kendi seçtikleri ekiple özgürce çalışmakta ve uluslararası seyahat vizesi/bütçesi ayarlamakta Moskova’da çok büyük bürokratik engellerle karşılaşır.
Kazakistan ise sporcuya neredeyse tamamen bağımsız bir profesyonel şirket gibi hareket etme özgürlüğü tanır.
“B Planı” Arayışı ve Jeopolitik Gerçekler: Özellikle son yıllarda artan uluslararası yaptırımlar, Rus sporcuların vize almasını, yurt dışındaki turnuvalara seyahat etmesini ve ödül paralarını ülkeye transfer etmesini neredeyse imkansız hale getirdi.
Kazakistan pasaportu, bu noktada Rus tenisçiler için küresel turda “engelsiz seyahat ve finansal özgürlük” sağlayan hayati bir can simidi işlevi görüyor da eklenebilir!.
Sonuç olarak
Pasaportun üzerindeki renklerin veya soy ağacındaki coğrafyanın değil, kortta akıtılan terin ve verilen mücadelenin sporu tanımladığı bir çağdayız; Rybakina ve beraberindekilerin hikayesi de bayrakların değil, fırsatların yazgı değiştirdiği modern spor endüstrisinin en net özeti…
