Geçen ay hayata veda eden James Caan’ın başrolünde oynadığı bu kült film, spor konulu bilimkurgu filmleri içinde belki de bir numaradır. Amerikan futbolunun top yerine gülleyle oynandığını, oyuncuların çember şeklinde bir sahada patenle kayarak, motosikletlilerden kaçarak ve elbette rakiplerine tekme tokat girişerek gol atmaya çalıştıklarını hayal edin…
Konu: Film, gelecekte şirketlerin yönettiği bir toplumda geçen, tekerlekli patenler üzerinde oynanan aşırı şiddetli bir takım sporu olan Rollerball etrafında gelişir. Oyuncular yüksek hızda paten kayarken rakiplerini engeller, fiziksel mücadeleye girer ve maçlar zaman zaman ölümcül hale gelir. Başarılı oyuncu Jonathan E. ise sistemin kontrolünden çıkmaya başlayınca yöneticiler tarafından emekli olmaya zorlanır.
Spor ile bağlantısı
Film, sporu yalnızca eğlence olarak değil, toplumu kontrol etme ve kitleleri yönlendirme aracı olarak ele alır.
Spor ve şiddet: Rollerball, seyirciyi eğlendirmek için şiddeti ve tehlikeyi kullanır. Bu yönüyle günümüzdeki bazı sporların aşırı rekabetçi ve ticarileşmiş yapısına eleştiri getirir.
Spor ve güç: Oyunun kuralları ve oyuncuların kariyerleri büyük şirketlerin kontrolündedir. Böylece sporun ekonomik ve politik güçle ilişkisi gösterilir.
Sporcu özgürlüğü: Jonathan’ın emekli olmak istememesi, sporcunun kendi kariyeri üzerindeki özgürlüğünü sorgular.
Seyirci kültürü: İnsanlar şiddetli maçları izleyerek eğlenir. Film, toplumun şiddet içeren sporları neden tükettiğini de sorgular.
Ticarileşme: Spor, bireysel başarıdan çok şirketlerin ve sistemin çıkarlarına hizmet eden bir gösteriye dönüşmüştür.
Kısaca: Rollerball, kurgusal bir spor üzerinden spor, şiddet, kapitalizm, güç, özgürlük ve seyirci kültürü arasındaki ilişkiyi eleştiren bir bilimkurgu filmi!
