https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

ŞOK TERAPİSİ VS ANALİTİK ÇÖZÜM: KARPOL MU VELASCO MU?

Okunması Gerekenler

Voleybolun İki Zıt İkonu: Nikolay Karpol ve Julio Velasco

Voleybol tarihi dendiğinde herkesin kendi efsaneleri vardır; ancak benim için bu sporu dönüştüren ve birbirinden tamamen ayrışan iki başantrenör her zaman öne çıkar: Nikolay Karpol ve Julio Velasco

Takıma yaklaşım yöntemleri ve liderlik felsefeleri açısından iki zıt kutbu temsil eden bu taktiksel dehalardan biri Sovyet disiplininin ve sert otoritenin simgesi, diğeri ise iletişim, adaptasyon ve felsefi dönüşümün mimarıdır.

Molalardaki Tezatlık: Şok Terapisi mi, Analitik Çözüm mü?

Canlı yayınlarda defalarca şahit olduğumuz o meşhur sahneleri hatırlayın: Nikolay Karpol (“Kükreyen Ayı”), mola aldığında oyuncularının gözlerinin içine bakarak yüksek sesle bağırır, yüzleri kızarana kadar onları adeta sarsardı.

Ancak bu yaklaşımın amacı oyuncuyu aşağılamak değildi. Karpol, üzerdeki o ağır baskıyı ve stresi kendi üzerine çekerek oyuncuyu adeta bir “şok tedavisi” ile maça geri döndürürdü. Nitekim öğrencileri ona her zaman inanılmaz bir saygı duydu ve bu bağırışların arkasında derin bir sevgi ile koruma içgüdüsü olduğunu sık sık dile getirdi.

Julio Velasco (Il Maestro) ise tam tersi bir kulvarda durur. Molalarda bağırmak yerine doğrudan çözüme odaklanır. Sakin bir ses tonuyla “Işık gözünü alıyorsa ağlamayacaksın, vuruş açını değiştireceksin” diyerek oyuncunun odağını dış etkenlerden alıp kendi adaptasyon yeteneğine çevirir.

Sistem Mimarisi: Mükemmel Makine mi, Kişiselleştirilmiş Esneklik mi?

Karpol: Uralochka Yekaterinburg ve Rusya Milli Takımı’nda “mükemmel makine” gibi işleyen, rol dağılımı net ve tavizsiz bir sistem kurdu. Karpol’un dünyasında sistem oyuncudan üstündü.

Velasco: Sistemi oyuncuya göre esnetti. İletişimi tamamen kişiselleştirdi; Paola Egonu’ya Binbir Gece Masalları’nı, Alessia Orro’ya Sándor Márai okutacak kadar oyuncularının zihnini birer birey olarak besledi!.

Müze ve Miras

İki devin elde ettiği başarılar zaten spor tarihinin altın sayfalarında yer alıyor:

Nikolay Karpol: 2 Olimpiyat Altını (1980, 1988), 2 Dünya Şampiyonluğu (1990, 2002) ve Uralochka ile 20’den fazla Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu… Kadın voleybolunun gelmiş geçmiş en çok kazanan teknik adamı.

Julio Velasco: İtalya Erkek Takımı ile 2 Dünya Şampiyonluğu (1990, 1994), 72 yaşında İtalya Kadın Takımı ile ulaşılan tarihi 2024 Paris Olimpiyat Altını… Üstelik arkasında Massimo Barbolini ve Giovanni Guidetti gibi dünya voleybolunu yöneten onlarca başantrenör bırakan dev bir okul.

Son Söz

Biri korku ve disiplini şok edici bir motivasyonu tek bir sistem üzerinde mükemmelleşmiş kadın voleybolu imparatoru; diğeri ise dokunduğu her takımı (erkek veya kadın fark etmeksizin) dünya devine dönüştüren, oyuncunun zihnini yöneten küresel bir voleybol filozofu…

Liderlik ve takım yönetimi anlayışınızda Karpol’un sarsıcı disiplini mi yoksa Velasco’nun felsefi adaptasyonu mu size daha yakın bilemiyorum (ikisi de Hall of Fame). Ancak kendi adıma ben, voleybol tarihinin zirvesinde bu ikisinin arasına üçüncü bir ismi —Amerikalı efsane Karch Kiraly dahi olsa— koyamıyorum!.

** Yine de politik bir cevap vermek doğru olmaz. Ben tercihimi burun farkıyla da olsa, ana resimde seçtiğim dehaya kullanıyorum.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

Son Haberler

HOLLYWOOD’DAN FLUSHING MEADOWS’A: THEA FRODIN

Film Setinden Amerika Açık Kortuna: Thea Frodin'in İnanılmaz Hikayesi Bazen tenis, kendi hikayesini yazıyor, hatta Hollywood'un bile yazamayacağı hikayeler çıkarıyor!. 2021...

Benzer Konular