Bugün maalesef bir futbol efsanesini daha kaybettik!.
Aylardır kanser tedavisi gören Kevin Keegan 75 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Yeni nesil hatırlamaz ama 50-60 yaş üstü sporseverler için ikonik bir figürdü İngiliz yıldız. Liverpool, 1970’lerde İngiliz futbolunun yüzü olmuş, kıtanın hatta dünyanın en büyükleri arasına girdiyse, bu başarıdaki en büyük paya sahip 2-3 isimden biriydi Keegan (Ray Clemence, Kenny Dalglish ile birlikte).
İki kez üst üste Ballon d’Or sahibi yıldız bir futbolcu, şarkıcı, sanatçı, antrenör… Ve tabii ki o Doncaster’li futbol dehasının kendiyle özdeşleşmiş o meşhur perukumsu saçları!’
14 Şubat 1951’de İngiltere’nin Armthorpe kasabasında doğdu ve mütevazi bir madenci ailesinde büyüdü. Profesyonel kariyerine 1968 yılında Scunthorpe United’da başladı, ama 1971 yılında formasını giymeye başladığı Liverpool’da, efsane antrenör hatta birçoklarında deha Bill Shankly’nin hamlesiyle orta sahadan forvete evrildi.
Daha sonra kazanabileceği bütün kupalara imza atan o efsane takımın ana parçası oldu (3 lig şampiyonluğu, iki UEFA Kupası, bir FA Cup ve bir Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası).
Borussia Monchengladbach’ı yenerek kulüp tarihinin ilk Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanan Liverpool’dan, 500 bin sterlinlik rekor transfer ücreti kazandırarak Hamburg’a transfer olduğunda herkes şok içindeydi!.
Bill Shankly tarafından sadece 33.000 Sterline Liverpool’a transfer edilen dünya yıldızı, İngiltere’deki yüksek vergi oranlarından kaçmak için Hamburg’a gidip, hem Almanya’ya rockstar edasıyla bir giriş yapmış, hem de bir anda dünyanın en çok kazanan oyuncularından biri olmuştu.
İlk başlarda tam bir hava değişimi yaşamış. ilk zamanları oldukça zorlu geçmişti. Önce malum dil bariyerine çarpmış, sonrasında ülke hasreti derken, bir de Lübeck ile oynanan karşılaşmada rakibini yumruklayarak aldığı sekiz maçlık ceza, çok kötü bir giriş yapmasına neden olmuştu meşhur liman kentine…
Sezonun ilk yarısı alışma sancıları ile çöpe gitse de, geri dönüşünde 12 gol atıp, Almanya macerasında Bundesliga şampiyonluğu yaşadı. 1978 ile 1979 yıllarında üst üste iki kez Ballon d’Or kazanarak Hamburg kulübünün de en büyük efsanelerinden biri oldu. Aslında birçoklarına göre 1977 de onun hakkıydı ama burun farkıyla (74’e 71) Danimarkalı Allan Simonsen’e gitmişti ödül (Monchengladbach).
Hele de 1979 performansı ona 118 puanla ikinci Ballon D’Or’unu getirirken, iki ve üçüncülerin toplam puanına bile 25 fark atmıştı diye belirtelim.
Sonrasında Southampton ve Newcastle (1980-1984): İngiltere’ye dönerek başarılı bir dönem geçirdi ve Newcastle United’da oynarken aktif futbolculuk kariyerine veda etti.
** Kariyerini google”layacak olanlar 1985’de Blacktown City de yazıyor diye merak edecektir. 1985 yılında, tıpkı Bobby Charlton gibi, Avustralya’nın Blacktown City kulübünden gelen özel bir teklifi kabul etti. Reklam ve tanıtım amacıyla bu takımda 2 maçlık özel bir konuk oyuncu (guest appearance) sözleşmesiyle sahaya çıktı ve 1 gol attı. Yani tekrar edelim; profesyonel kariyeri Newcastle ile son buldu!.
İngiltere Milli Takımı formasıyla da 63 maça çıktı ve 21 gol kaydetti King Kev (Newcastle topraklarında ona takılan lakap).
Eklemezsek olmaz; Kevin Keegan’ın futbol kariyeri kadar hafızalara kazınan bir başka anı da Newcastle United dönemindeki o meşhur basın toplantısıydı. Bir başka efsane Alex Ferguson ile yaşadığı gerilim sırasında kameraların karşısına geçen Keegan’ın, büyük bir tutkuyla söylediği “I would love it” (Çok isterdim) sözleri, yıllar boyunca futbol tarihinin en ikonik anlarından biri olarak kaldı.
Bilmeyenler icin daha da acarsak; Ferguson; rakip takımların Newcastle United ile oynadıklarında tam kapasite oynamadıklarını ve yeterince mücadele etmediklerini, hatta Leeds United’ın Newcastle’a karşı çok yumuşak davrandığını iddia etmişti.
Bu sözleri kendi takımlarına atılmış bir iftira, taktiksel bir oyun ve ahlaksızca bir yaklaşım olarak değerlendiren Kevin Keegan, Leeds United maçından (1-0 galibiyet) hemen sonra Sky Sports mikrofonlarına oldukça sinirli ve duygusal bir röportaj verdi.
Keegan, Ferguson’a şu tarihi cevabı yapıştırdı:”Onlara şimdi söyleyebilirsiniz, hala bu şampiyonluk için savaşıyoruz… Ve onun (Ferguson’ın) gidip Middlesbrough’dan bir şeyler (puan) alması gerekiyor. Ve size dürüstçe söyleyebilirim ki, onları yenersek buna bayılırım. Gerçekten bayılırım (I will love it. Love it!).”
Sonrasında teknik direktörlük ve başlı başına bir yazı konusu olması gereken “neden yıldız futbolcuların çoğu iyi antrenör olamıyor” başlığındaki tez konusu.. Aslında menajerlik kariyerinde de 1990’larda Newcastle United’i İkinci Lig’den alıp Premier Lig’de şampiyonluk yarışına soktu. Takımı öylesine hücum futboluna odaklı ve heyecan vericiydi ki “The Entertainers” (Eğlendirenler) olarak anıldılar (o meşhur Alan Shearer, Les Ferdinand ve David Ginola’lı kadro).
Newcastle United ile Premier Lig’de iki sezon üst üste şampiyonluk yarışına girmiş ama kendi zamanının tartışmasız en başarılı menajeri olan Ferguson eşiğini geçememiş, 1996 ve 97 sezonlarını, 2. sırada bitirmişlerdi..
Aslında başarısız oldu denemez ama futbolculuk zamanı olan çıtası o kadar yüksekteydi ki, saha kenarındaki performansının, saha içinin yanında esamesi bile okunamadı demek dağa doğru sanki…
Saha kenarından dışına da geçelim; 1979 yılında çıkardığı “Head Over Heels in Love” adlı şarkı İngiltere müzik listelerine girmeyi başardı. Bir futbolcunun pop müzik listelerinde yer alması o dönem oldukça sıra dışıydı. Bu şarkı inanılmaz ilgi çekmiş, hemen her yerde söylenir-ezberlenir hale gelmişti.
Fazla uzatmadan; Kevin Keegan… Futbol tarihine sadece kazandığı kupalarla ya da attığı gollerle kazınmadı. Çünkü bazı futbolcular sahadan ayrılır, bazıları ise bir dönemin ruhuna dönüşür… Aynen King Kev’de olduğu gibi!.
Yazarın diğer yazıları için tıklayın
mail: burak.belgen@abcspor.com
twitter: @BurakBelgen
