Liverpool ve Everton, WSL’de Neden Başarılı Olamıyor?
WSL, yani İngiltere Kadınlar Süper Ligi, bugün Avrupa kadın futbolunun zirvesi konumunda. Hatta birçok futbolsevere göre dünyanın en rekabetçi kadın futbol ligi.
Ligin tepesinde ise adeta “mahşerin dört atlısı” var: Chelsea, Arsenal, Manchester City ve Manchester United. Sanki bunlar yetmezmiş gibi, son dönemin en iddialı projelerinden biri olan London City Lionesses de hızla yükseliyor. Böyle bir ortamda bu beşli arasına girip şampiyonluk mücadelesi vermek gerçekten kolay değil.
Bugünkü yazımızın konusu ise Merseyside’ın ezeli rakipleri Liverpool ve Everton. Erkek futbolunda sayısız başarıya sahip bu iki köklü kulüp, neden WSL’de benzer bir etki yaratamıyor?
** Bunun birkaç temel nedeni var. Gelin en önemlilerine birlikte bakalım.
1. Yatırım ve bütçe farkı
Kadın futbolunda başarı artık yalnızca iyi bir teknik direktör veya güçlü bir kadroyla gelmiyor. Finansal güç de en az bunlar kadar belirleyici.
Chelsea, Arsenal ve Manchester City gibi kulüpler yıllardır kadın futboluna ciddi yatırımlar yapıyor. Transfer bütçeleri, tesisleri, sağlık ekipleri ve oyuncu gelişim programlarıyla rakiplerinin önüne geçmiş durumdalar.
Bugün 25-30 milyon euro seviyesindeki bütçeler kadın futbolu için gerçekten devasa rakamlar. Böyle olunca da en kaliteli oyuncuları transfer etmek ve elde tutmak çok daha kolay hâle geliyor.
2. Oyuncu kayıpları
Everton’ın son yıllardaki en büyük sorunlarından biri, yetiştirdiği veya parlatmayı başardığı oyuncuları daha güçlü kulüplere kaptırması oldu.
Geçtiğimiz sezon takımın etkili kanat beklerinden Sara Holmgaard’ın Real Madrid’e transfer olması bunun en güncel örneklerinden biri. Orta sahanın liderlerinden Justine Vanhaevermaet’in ayrılığı da Everton’ın oyun kalitesini olumsuz etkiledi.
Ligi şampiyonun tam 32 puan gerisinde 8. sırada tamamlayabildiler.
Liverpool cephesinde ise farklı bir tablo vardı. Kulüp 2020-21 sezonunda küme düştü, ancak bir sezon sonra yeniden WSL’ye yükselmeyi başardı. Buna rağmen kadroyu istikrarlı şekilde güçlendirmek kolay olmadı.
Özellikle üst düzey oyuncuların Avrupa kupalarında mücadele eden kulüpleri tercih etmesi, Liverpool’un transferlerde elini zayıflattı.
12 takımlı ligde sezonu 11.sırada bitirdiler ve bu sezona özel 14 takıma çıkartma projesi olmasa, (sadece son sıradaki takım, alt lig 3’ncüsü ile play-out oynadı) soluğu tekrardan alt ligde alacaklardı!.
3. Kadın futboluna geç yatırım
Aslında iki kulübün de ortak problemi burada başlıyor.
Chelsea ve Arsenal gibi rakipler kadın futboluna yıllar önce yatırım yaparken, Liverpool ve Everton bu sürece daha geç dahil oldu.
Bu da rakiplerin altyapı, tesisleşme, scout ağı ve oyuncu gelişimi konusunda önemli avantajlar elde etmesine yol açtı. Bir başka ifadeyle, zirvedeki kulüpler oyunun kurallarını çoktan belirlemişti.
4. İstikrarsız teknik yapılanma
Teknik direktör değişiklikleri ve sürekli yenilenen kadrolar da uzun vadeli başarıyı zorlaştırdı.
Kadın futbolunda sürdürülebilir başarı için istikrarlı bir proje gerekiyor. Ancak her sezon farklı bir planla yola çıkmak, takımın gelişimini doğal olarak yavaşlatıyor.
5. Rekabet hiç olmadığı kadar güçlü
WSL artık yalnızca İngiltere’nin değil, Avrupa’nın hatta birçok kişiye göre dünyanın en güçlü kadın futbol ligi.
İlk dört-beş kulübün bütçesi ve kadro kalitesi, ligin geri kalanından belirgin şekilde ayrılıyor. Böyle bir rekabet ortamında Liverpool ve Everton’ın orta sıralarda kalması aslında şaşırtıcı değil.
Sorun yalnızca onların eksikleri değil; rakiplerinin de olağanüstü güçlü olması.
Bunu biraz tenis dünyasına benzetebiliriz; ne kadar iyi bir oyuncu olursanız olun, aynı dönemde Nadal, Djokovic ve Federer gibi efsanelerle mücadele etmek zorundaysanız zirveye çıkmanız çok daha zor olur.
Sonuç olarak;
Liverpool ve Everton’ın WSL’deki mevcut konumu, kadın futbolunda başarının artık yalnızca kulüp markasıyla veya köklü geçmişle gelmediğini gösteriyor.
Erken yatırım yapan, güçlü bütçeler oluşturan, altyapısını geliştiren ve uzun vadeli planlamaya önem veren kulüpler bugün ligin zirvesinde yer alıyor. Merseyside ekipleri ise bu dönüşüme rakiplerinden daha geç adapte oldu ve bunun bedelini rekabet gücü açısından ödedi.
Ancak bu durumun sonsuza kadar böyle süreceğini söylemek de doğru olmaz. Kadın futbolu her geçen yıl büyüyor, WSL ise gelişimini hız kesmeden sürdürüyor. Doğru yatırımlar ve istikrarlı bir yapılanmayla Liverpool ile Everton’ın yeniden zirve yarışına ortak olması hiç de imkansız değil.
Belki de önümüzdeki yıllarda Merseyside derbisi yalnızca erkek futbolunda değil, WSL’nin zirvesinde de şampiyonluk yarışını belirleyen karşılaşmalardan biri haline gelecek.
Bizler de merakla bekliyoruz!.
