Futbolun evrensel bir oyun olduğu söylenir. Sahada milliyetlerin, renklerin ve siyasi hesapların değil; yeteneğin, emeğin ve adaletin konuştuğu iddia edilir. Ancak Somali hakeminin Dünya Kupası’ndan men edilmesi kararı, bu güzel söylemlerin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi!.
Bu karar sadece bir hakeme verilmiş bir ceza değil, bu karar aynı zamanda yıllarca emek veren bir profesyonelin kariyerine vurulmuş ağır bir darbe…
Daha da önemlisi, dünyanın dört bir yanındaki gelişmekte olan ülkelerden gelen spor insanlarına verilen son derece olumsuz bir mesajdır: “Kurallar herkes için aynı olmayabilir.”
Spor otoriteleri şeffaflıktan söz ediyor. O halde sorulması gereken basit sorular var: Bu cezanın gerekçesi nedir? Aynı durum başka ülkelerden gelen hakemler için yaşandığında aynı sertlikte kararlar alınmış mıdır? Kamuoyuna açık ve ikna edici cevaplar verilmediği sürece bu kararın tarafsızlığı sorgulanmaya devam edecektir.
Dünya Kupası, yalnızca güçlü ülkelerin temsil edildiği bir vitrin değildir. Bu organizasyon, futbolun küresel karakterini yansıtmak zorundadır. Bir hakemin böylesine büyük bir platformdan dışlanması, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, aynı zamanda temsil ve fırsat eşitliği açısından da ciddi bir gerilemedir.
Sporun en büyük düşmanı hata değil; çifte standarttır. İnsanlar hataları affedebilir, ancak adaletsizliği asla unutmaz!!.
Hadi diyelim ki Afrika’nın en iyi hakemlerinden birini Amerika Birleşik Devletleri’ne almak istemediniz. Bu bile başlı başına tartışmalı bir karar olurdu. Ama madem öyle, neden Kanada’da veya Meksika’da görev yapmasına da izin verilmiyor?
İşte burada işler mantık sınırlarını zorluyor.
Eğer sorun yalnızca bir ülkenin giriş prosedürleriyle ilgiliyse, diğer iki ev sahibi ülkede görev yapmasının önünde ne engel var? Eğer ortada sportif veya disiplinle ilgili bir gerekçe varsa, bunun açık ve şeffaf biçimde kamuoyuna anlatılması gerekmez mi? Futbol dünyası bugün tam da bu soruların cevabını bekliyor.
FIFA yıllardır futbolun evrenselliğinden, eşitlikten ve ayrımcılıkla mücadeleden söz ediyor. Ancak böylesine büyük bir organizasyonda yaşanan bu olay karşısında ortaya çıkan sessizlik, verilen mesajlarla uygulamalar arasındaki uçurumu daha görünür hale getiriyor.
Dahası, son yıllarda uluslararası sporun siyasi krizlere verdiği tepkiler arasındaki tutarsızlıklar zaten ciddi tartışmalara neden olmuştu. Bazı ülkelere ve aktörlere karşı son derece sert yaptırımlar uygulanırken, bazı durumlarda aynı kararlılığın gösterilmediği yönündeki eleştiriler giderek daha fazla dile getiriliyor. Mesela Rusya ve İsrail örneklerinden olduğu gibi!.
Futbolun en büyük kurumu olan FIFA’nın görevi yalnızca turnuva düzenlemek değildir. Aynı zamanda aldığı kararların adil, tutarlı ve şeffaf olduğuna insanları ikna etmektir. Bugün yapılması gereken şey sessizlik değil, herkesi aydınlatacak bir mantıklı açıklamadır.
Ama söz konusu ABD olduğunda, amiyane tabirle yemiyor tabi… Bundan önce de yememişti ve bu kirli dünya düzeni devam ettikçe, bunda sonra da yemeyeceği gibi!.
