Motor sporlarını yakından takip edenlerin mutlaka kulağına çalınmıştır: “Andretti laneti.” Peki gerçekten bir lanetten mi bahsediyoruz, yoksa üst üste gelen talihsiz tesadüflerden mi?
Hikayemiz, efsanevi pilot Mario Andretti ile başlıyor. 1969’da Indianapolis 500’ü kazanarak kariyerinin zirvesine çıkan Andretti için aslında her şey tam da burada tersine dönüyor. Bu büyük zaferden sonra işler ne onun ne de ailesi için bir daha eskisi gibi gitmiyor.
Hatta öyle ki, bu galibiyetin ardından yarıştığı 24 yarışta bırakın kazanmayı, yalnızca 5’ini tamamlayabiliyor. Bu kadar büyük bir şampiyon için oldukça sıra dışı bir düşüş!
“Lanetin” çıkış noktasıyla ilgili anlatılan hikaye ise epey ilginç. Rivayete göre, 1969’daki zaferin ardından Andretti’nin takımı satılıyor. Takımın ortakları Clint Brawner ve Andy Granatelli arasında ciddi anlaşmazlıklar yaşanırken, Andretti tercihini Granatelli’den yana kullanıyor.
Söylentiye göre bu durum, Brawner cephesinde büyük bir kırgınlık yaratıyor. Hatta iş öyle bir noktaya geliyor ki, Clint Brawner’ın eşinin bir falcıya gidip Andretti’nin bir daha Indianapolis 500 kazanamaması için büyü yaptırdığı iddia ediliyor.
Tabii işin efsane kısmı bir yana, Andretti’nin kariyerinin ilerleyen dönemlerinde yaşadığı mekanik arızalar, kazalar ve son anda kaçan zaferler bu “lanet” söylemini giderek besliyor. Ama asıl çarpıcı olan; bu şanssızlığın sadece Mario ile sınırlı kalmaması!
Ailenin diğer üyeleri de benzer bir kaderi paylaşıyor. Oğulları Michael ve Jeff, yeğeni John ve torunu Marco… Hepsi Indianapolis 500’de yarışıyor ama hiçbiri birinciliğe ulaşamıyor. Bu kadar büyük bir soyadının aynı yarışta sürekli hayal kırıklığı yaşaması, ister istemez insanın aklına soru işaretleri getiriyor.
Yıllar içinde bu hikaye basının da köpürtmesi ile büyüyor ve “Andretti laneti” artık motor sporlarının en bilinen efsanelerinden biri haline geliyor. Özellikle Indianapolis 500’de defalarca zafere çok yaklaşmalarına rağmen son anda kaybetmeleri, bu anlatıyı daha da güçlendiriyor.
Kısaca Andretti 1994’teki emekliliğinden önce bir daha asla kazanamazken, istatiksel olarak da oğulları Michael ve Jeff, yeğeni John ve torunu Marco da, start aldıkları toplam 80 yarışta finişi ilk gören olamıyorlar!.
Elbette ortada doğaüstü bir durum olduğuna dair somut bir kanıt yok. Çoğu kişi bunu motor sporlarının doğasına, yüksek rekabete ve teknik aksaklıklara bağlıyor.
Ama yine de kabul etmek lazım… Bu kadar çok talihsizlik üst üste gelince, Andretti soyadı motor sporlarında biraz “uğursuzlukla” anılır hale gelmiş durumda.
Kısacası “Andretti laneti”, belki gerçek bir lanet değil ama büyük beklentiler, kaçan fırsatlar ve sporun acımasız yüzünün birleşimiyle ortaya çıkan güçlü bir efsane. Ve bu hikaye, spor dünyasının en ilginç anlatılarından biri olmaya devam ediyor!.
