1980 Lake Placid Kış Olimpiyatları dendiğinde, insanların aklına gelen ilk iki şey; ABD vs. Sovyetler Buz Hokeyi maçı ile Eric Heiden’in sürat pateninde (tarihte ilk ve tek) 5 mesafeyi de süpürüp 5 altın kazanması olur.
Ama bir de sessiz sedasız duble yapan, yanına da bir gümüş ekleyip tarih geçen kayakçı vardı ki; işte onun ismini spor guruları hariç çoğu kişi hatırlamaz bile!
Hanni Wenzel bugünkü odak noktamız yapan şey; sadece 25 bin nüfuslu bir ülkeden çıkmış olması.. Bugün bile nüfusu 40 binleri zor bulan Lihtenstayn tarihindeki en büyük spor yıldızı olur kendisi..
Dünya nüfusları sıralamadında ilk 200’e bile giremeyen (zaten toplamda kaç ülke var ki), sadece 150-160 kilometrekarelik küçük bir İstanbul semtine tekabül eden ülkeden bahsediyoruz.
1980 Lake Placid başarısı onun için ilk değildi. Daha 20 yaşında ne kadar yetenekli bir kayakçı olduğunu 1976 Innsbruck Olimpiyat Oyunları’nda bronz madalya alarak göstermişti zaten herkese… 1978 yılındaki Dünya Kupasının da sahibi oldu ve 1980 olimpiyat dublesi de pastanın çileği…
Ülkesinin yerini dahi bilmeyen milyonlar varken, bayrağının renginden, hangi dilin konuşulduğundan bihaber insanlara Lihtenştayn marşını dinletti Amerika’da, hem de 1 değil 2 kez! Hem slalom hem de büyük slalomda altın madalyaya uzandı. İnişte de (downhill) gümüş madalyanın sahibiydi.
1956 senesinde Batı Almanya’nın Güney Baviyera’daki küçük şehri Strubing’de başlayıp Lihtenştayn’a uzanan Wenzel’in hikayesi, Olimpiyat serüveniyle de zirveye ulaşmıştı. Bu ara bu küçücük şehrin bile nüfusu, Lihtenştay’nın 2 katıydı diye belirtelim.
1984 Sarajevo Olimpiyatları’nda ise yarı profesyonelliğe geçişiyle birlikte Uluslarası Kayak Federasyonu ile yaşadığı anlaşmazlık onun oyunlardan men edilmesiyle sonuçlandı.
O kadar çok insana rol model oldu, kişiliği-sevimliliği ile gönüllerde taht kurdu ama belki hepsinden de en önemlisi; Hanni Wenzel bize şunu gösterdi: bazen dünyayı değiştirmek için büyük bir ülkeden değil, büyük bir yürekten gelmek gerekir!.
