SULTANLAR SAHNE ALINCA

24/04/2018          

SULTANLAR SAHNE ALINCA

NBA bekleyebilir, son çeyreklere göz atıp ilk turlar için genel fikir ediniyorum.

İtalya Voleybol Playoff maçlarında ise topu ağır çekimlerde bile takip etmekten yoruldum. Biraz soluklanayım.

Euroleague’de Fener Baskonia’yı süpüremese de geçecek gibi duruyor. Final4’a kadar o da bekleyebilir.

 

Bu aralar, Baskebol gibi Avrupa’nın en iyi ligleri arasında yer alan Kadınlar voleybol ligi Final serisi başladı.

Banko ilk tercih!

 

Ligi de ilk iki sırada bitiren Eczacıbaşı ve Vakıfbank 3 maç alanın şampiyon olacağı seride ilk dört oyun tamamlandı.

Durum 2-2 ve bir sonraki yani son maç 26.Nisan’da oynanacak.

İlk oyunda Vakıfbank duş dahil 1 saatte rakibini 3-0 ile paketlemişti. Zaten tüm sezon boyunca bu iki takımın oynadığı hiçbir maç beklentilerimizin yarısını bile karşılamayan hayal kırıklığı şeklinde geçmişti. Yine mi keçiboynuzu kemireceğiz? derken ikinci maçta kalite birazcık arttı. Ancak bu sefer de ilk seti kaptıran Eczacı ardından üçlü çekip söke sazlı seriyi eşitleyiverdi. yapıverdi. Allah’ın hakkı misali üçüncü maçı da izleyeyim dedim.

 

İyi ki de sabretmişim…Muhteşem bir karşılaşma oldu.

Eczacı aynı şehirdeki rakip sahada aldığı galibiyetin bir anlam ifade etmediğini biliyordu.

Tribünlerde kalabalık görünsünler diye portakal rengi giydirilmiş taraftarları Tigger tamamlıyordu. Keşke nar rengine bürünselermiş…

 

Bende artık spor seyri başka bir boyuta geçiş yaptı. Maçın sonucunu bilsem de yine çok keyif alabiliyorum. Oynayan takımlarla tuttuğum arasında alaka olmasa da bilakis daha çok zevk alıyorum. Böyle olunca sanki taraftarlık ve sonucu merak etme klişelerinden sıyrılmış ve tüm samimiyetimle maçın kendisine odaklanıyor gibi hissediyorum. Zaman baskısı her zaman var elbette. Genelde voleybolde 16. sayı sonrası, baskette de son perioda atlıyorum. Ama bunu da oyunu baştan sona ama günlere bölerek izlemekle aşmaya çalışıyorum. Evin salonunu zaptetmek pek hoş değil. Keza tüm günün kısır döngüsü üzerine sofayı kurmuş sevgili eşimin masayı toplayıp, bulaşıkları halletmesine kadarki sürede vicdan yapmadan seyretmek mümkün oluyor. Daha sonra o da voleybolü sevdiğinden (voleybolcudan dolayı) birlikte seyredebiliyoruz.

 

Üçüncü maçın ilk seti dengeli başladı. Sahadaki pasörler bile 1.80 üzerinde olunca iki metre sınırında dolaşan Büşra ya da Zhu o kadar göze batmıyor elbet. Bu arada, Büşra dövmenin üzerine biraz kol yapmış. Boyun ve sağ bilektekiler sol tarafın yanında eskiz kağıdı gibi kalıyor. Küpeler, topuz saç filan…doğrudan Black Sabbath diyorum:)

Eczacı koçu Video check (tekli VC) istedi; hakem valla taze bitti gelecek sefere inşallah dedi?! Neyse ki her iki koç da bu ülkede nice koçların kurban edildiği Bayramlar yaşadılar da böyle şeylere trafoya kedi netametinde yaklaşıyorlar. Ama Motta’nın ceket altına giydiği Stan Smith gözlerden kaçmadı. Giudetti yelek altı sıvanmış kollarıyla beyaz gömleğiyle çok sıradandı. Hazır detaylara dalmışken, şu benim forma takıntım yine nüksetti. Bu kadar güzel varlıklara yok mu Allah için albenili formalar tasarlayacak birileri yahu? En kötüsünden italya Ligi gibi boydan boya möhtelif reklam ve logolarla donatın, renk gelsin…Vakıfbank’ın civciv sarısı eşofmanları oyundan çıkan sporcuların sırtına koyan adam tutması da oha dedirtti. İlk setin 16. sayısı sonrası Ezcacı pasörünün mayası fazla kaçmış olsa gerek ki paslarda felaket bir durum yaşandı. Zavallı smaçörler topu kullanmaya çalışırken dağlar gibi rakip blok içinde eriyip gittiler. Bunun üzerine Motta 20. sayı sonrası Ezgi’yi oyuna sokup tekrar dengeyi sağladı. Peşinden 24-24 ile sürek avı başladı. İki kez set sayısı avatajı hücüm eden takımdayken muhteşem bloklarla yeniden eşitlik oldu. Eczacı aynı hücuma peşpeşe üç kez Zhu’yu durdurup son topu da auta vuran Vakıfbank’ın ikramını sevinçle kabul etti. Vakıfbank koçu takımının topu auta vurduğunu bile bile VC istedi. Hem dibinde kalmış, yazıktır sıyırayım diye düşünmüştür hem de sözkonusu inceleme 3-4 dk sürerken muazzam bir set kazanan rakibinin adrenalin miktarının biraz insani boyutlara geri gelmesini ummuş olabilir.

 

İkinci sete de Boşkoviç çıkartmış olduğu baltasını kullanmaya devam ederek başladı. Beyza-Büşra ve Boşkovic 3Boyutlu  bir seyir zevki sunuyorlar. Masa ve sandalye altlarından çıkan toplar dahil nefis rallilerle dolu bir set daha oynandı. Resmen elim ileri sarma tuşuna basamadan 16. sayıya ulaşmıştık bile. Gözde de 37 yaşına geldi; ama maaşallah hala köşeden yatık topa kapanabiliyor. Eczacının son düzlükte Ezgi’yi servise Adams’ı bloğa sürme taktiği bu sette tutmadı. Hatta Ezgi arka oyuncuyken rakip sahaya kaçan manşete ellerini kaldırıp yaptığı bloğu hakem file üzerinde diye cezalandırarak bu sevimli hobbiti onurlandırdı. Ancak 18-17 öndeyken Eczacının kimyasal reaksiyonu duruverdi. Bu arada Vakıfbank’ın hollandalı pasör çaprazı Lonneke de muazzam smaçlar vurup ilk setin acısını çıkarttı. Naz’ın servis ritüeli olarak topu spiral gibi iki tırnağı arasında çevirmesi de zihinlerimize kazındı artık. Neyse, bu arada gardı düşen Eczacı da seti 25-19 verdi zaten. Demek ki Guidetti’nin ilk set sonu beyhude VC isteği o kadar da beyhude değilmiş…

 

Üçüncü sette Eczacı pasörünün pas kalitesi düzelse de kör değneğini bellermiş misali dört numaraya top göndererek baş smaçörleri boş bakan haline çevirdi. Neyse ki bu sefer de Larson sazı eline aldı ve pasörünün düz oynunu makyajladı. Bu sette Zhu da paralelde maden işletme imtiyazını eline geçirdi. Özellikle set sonunda bile bile lades durumları hasıl oldu. Vakıfbank koçu 26-25 öndeyken mola alıp ikinci vidoyu çekti. Peşinden 27-26 da sayıyı ve seti Vakıfbank’a verdi; ama VC sonrası topun elden gittiği anlaşılınca Eczacı tavşan kaç tazı tut oyununa biraz daha tutunabildi. Heyhat önce kısa pas ardından da Boskoviç’e blok ile Vakıf seti 29-27 aldı. biz de acaba otuzları görür müyüz diye umutlanırken bir bira doldurmaya vakit bulduk.

 

Dördüncü set Açık ara Eczacı üstünlüğünde (önce 7-2 ardından 19-14) gitti gidiyor.com derken bir anda 22-22 ye geliverdi. Hande’nin sürpriz katkılarıyla Eczacı bu seti de 26-24 kazandı.

 

Off, yoruldum vallahi…Son seti de Eczacı 15-10 aldı işte:)

 

Dördüncü maçı seyretmedim; ama gördüğüm kadarıyla ilkinin benzeri olup Vakıfbank sorunsuz 3-0 alıp gitmiş.

 

Şimdi 26.Nisan günü şampiyonluk maçı var.

Kim kazanırsa kazansın her iki takıma da helal olsun. Bu kadar üst düzeyde voleybolün ülkemde oynanması müthiş gurur veriyor. Üstelik baskete inat bunu çok daha az sayıda yabancı oyuncuyla hallediyor bizim kadınlar.

 

Şişe mi? Şenol hoca mı?

Tabii, isteyen keçiboynuzu çiğnemede serbesttir.

n+1. kez hangi üç büyük şampiyon olacak?

E bebeğime ee ee…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: attila.saylan@abcspor.com

 

YORUMLAR