NE YAPSAN OLMUYOR..!

20/03/2019          

Ne yaparsan yap olmaz bazen. Ama o kadar güzel olmaz ki, “Ancak bu kadar güzel olmayabilirdi” dersin.

 

Güzel bir teselli. Güzel bir laf. Güzel oynayarak, yapılması gereken ne varsa yaparak kaybetmek de önemli, Fenerbahçe’nin bu şekilde kaybedișlerine çok tanık olduk..

 

Çok şey yaptılar, 3 hoca geldi, iki farklı dönemde tam 16 tane yeni oyuncu transfer ettiler, olmuyor, olmuyor, olmuyor!. Sivasspor maçında gördük ki, olmayacak da.. Hem de kötü bir şekilde olmayacak, bir ara seyirci bile yeter ulan dedi, o derece yani. Düşeceksek de düşelim-kurtulalım diyen Fenerliler çoğaldı etrafta..

 

Neden olmuyor, valla tam olarak sebebini ben de bilmiyorum ama bazı gözlemlerim var. Volkan-Slimani ikilisi bu sorunun tam cevabı değil,, olsalar-olsalar bu sorunun büyük parçalarından biri olabilirler ve zaten de öyleler.

 

Bazı sivri zekalılar Fenerbahçe ile Rizespor’u aynı kefeye koyup, Ersun Yanal’a sallamanın peşindeler, hemen söyleyim sorun o da değil.

 

Ersun Yanal daha ilk maçında Fenerbahçe takımına bir sinerji getirdi ama iki çöpün yapmış olduğu bireysel iki hatadan dolayı o maç berabere bitti, șu ana kadar da elinden geleni yapıyor adam..

 

Haa Ersun Yanal Hoca’ya fazla anlam yükleyip, abartan sivri zekalılar da vardı, onlar da anladı ki; Ersun Yanal ülkenin kalbur üstü hocalarından biridir, diğerlerinden ne bir eksiktir, ne de bir fazladır ve kendisi de eski formunda değildir. Üstelik bulunduğu camia da Rizespor camiası değil, iki okuyup üflemeyle uçuramazsın ya da șıppadanak seri yaptıramazsın. Büyük dağın karı da büyük oluyor maalesef,. Öyle ya, bunun federasyonu var, hakemi var, medyası var, camia baskısı var. Egosu yüksek oyuncuları yönetmek zaten başlı başına bir iş, bu oyuncuları küçük hedeflere motive edeceksin, camia zaten bölünmüş durumda, başarısızlığını bekleyen İrlandalıları duymazdan geleceksin, sırat köprüsünde çift kale maç oynayacaksın falan falan. Bu sürecin sonunda da 112 yıllık camiayı küme düşüren hoca olarak tarihe geçme ihtimali de var, kolay işler değil yani.

 

Öte yandan Ersun Yanal öyle bir takım devraldı ki, özgüveni sıfır.. O özgüveni de bir türlü sağlayamıyor, 3 maç üst üste kazanılamıyor çünkü. Çok gıcık bir fikstür var zaten, iki 3 haftada bir zor bir deplasman denk geliyor veya derbi,  bu sefer olacak galiba diyorsun, şak hakem tuhaf bir karar veriyor, ya da kalecin yumurtluyor son anda. Yahut da defans göbeğinden biri bir hata yapıyor, bir şekilde olmuyor ve olmayacak da..

Hocanın elindeki kadro zaten yetersizdi, atanı yoktu, tutanı da yoktu, stoperi de yoktu, top dağıtıcısı da yoktu, transfer dönemi geldi, transferler yapıldı, bahsettiğim eksikler halen daha giderilmiș değil.

Ancak Ersun Yanal için şu eleştiriyi yapmak mümkün, hangi takıma karşı ne oynatması gerektiği konusunu bir türlü çözemediği gibi, Fenerbahçe genel anlamda ne oynamalı, onu da tam olarak belirleyemedi.

Hücum futbolu oynatmak istediğinde orta sahası çok yumuşak kalıyor, topa sahip olalım diyor bazen, skoru koruyalım diyor misal ama felaketle sonuçlanıyor çünkü bu takımın topa sahip olmaması sahip olmasından çok daha hayırlı, gözünden kaçırıyor bu gerçeği. Dirar varken biraz dengeli bir takım olmuştu Fenerbahçe, o da sakatlanınca orta saha dengesi bozuldu.. Topal-Tolgay-Zajc üçlüsü ile olmuyor, ne defansif anlamda sağlam bir görüntü veriyorsun ne de ofsnsta etkili olabiliyorsun. Ersun Yanal gibi bir hocanın bu sorunu çözmesi lazımdı . Deplasmanlarda bu üçlüyle oynamak çok zor.. Moses defansif anlamda çok katkı vermiyor, Zajc da öyle. Geriden top dağıtma konusunda Tolgay fena oyuncu değil, kötü de koşmuyor, mücadele de ediyor ama defansif anlamda bir Josef değil, önünde Zajc, bir yanında Moses, öte yanda da Valbuena oynadı mı bu orta saha elek oluyor. En azından defansif anlamda daha dengeli bir 11 çıkarabilecek malzeme var elinde diye düşünüyorum. Aynı şeyleri defans göbeği için de söylemek mümkün ama 4 oyuncusu var elinde, ikisi sahada, diğer kisi saha kenarında olacak, al birini vur ötekine cinsinden 4 ayrı oyuncu, Ersun Yanal’ın neyini eleştireceksin?

 

Skretel-Neustadter ikilisi çok eleştiri aldı, haklı eleştirilerdi.. Peki ne oldu?

Malatya’da oynarken beğendiğimi bir kaç yazımda dile getirdiğim Sadık geldi. Ceza sahasından kafayla top uzaklaştırırken gördük biz onu, çok beğendik eski takımında ama çok fazla eksiği varmıș.. Hem fundamental anlamda hem de yetenek anlamında. Fenerbahçe futbolcusudur diyenlere yuh diyorum.. Puyol diyenlere zaten gülüyorum. Neustadter’den daha kötü bir stoper. Yüreğiyle oynuyor evet ama, tek hamleli.. Top ayağındayken hele? Berbat bir stoper, presi yediği anda cayır cayır yakar takımı.. Çalımı da çok güzel yiyor zaten. Öyle çalım yiyen oyuncunun bu ligde işi yok.

Serdar Aziz.. Sakatlık ve konsantrasyon sorunu olduğu için șu an bizimle ama Serdar Sadık gibi değil, Serdar bu ligin oyuncusu.. Yedek olur en azından..

Şimdi şu transferleri yapan adamı ne yaparsın? Sabaha mı bırakırsın?

Transfer demişken.. Ya Zajc? Tam bir komedi.. Komedi dememin sebebi şu, yaptığın ilk hata bir trajedidir, oturup ağla, aynı hatanın tekrarı ise komedi oluyor artık.. Benzia trajediydi, gittiler bir baltaya sap olamamış başka bir 10 numara daha aldılar, Benzianin laciverti, üstelik de bonservisyle. Bu nasıl bir transfer politikası arkadaş? Adamın kariyeri belli zaten.. Attığı 3 pasın ikisi rakibe.. Fizik zayıf. El zaten belde.. 10 numara için tekniği vasatın da altı. Oyun zekası ve şutları fena değil ama düşündüklerini yapabilecek özelliklere sahip değil..

 

Alooo..? Küme düşme hattındaki Fenerbahçe’ye 10 numara transfer ediyorsun..? Takımı toparlasin diye transfer ettiğin oyuncuya bak?

 

35 yaşındaki eski yıldızı al getir, derim ki para yok ne yapsın başkan? Bu ne ya hu? Bu nasıl bir vizyon? Nasıl bir futbol aklı? Nasıl bir hayal?

Atanın yok, o bölgeye de transfer yapmıyorsun falan..

 

Yani iş geldi yine yönetimde kitlendi.. Bu kadar aciz, beceriksiz, vizyonsuz ve futbol cahili başka bir yönetim en azından bizim ligimizde yok…

 

Fenerbahçe’de hakikaten tuhaf bir yönetim var, belki yönetim falan yok da, öylesine bir kurul var işte. Hoş, eskiden de yönetim yoktu, Aziz Yıldırım vardı, piyasanın tecrübeli isimlerinden biriydi, bir şekilde götürüyordu ve tam zamanında da seçimi kaybetti.. Ama Onun döneminde Fenerbahçe futbol takımı da bu hallere düşmemişti. Şimdi Ali Koç var, kendini paralıyor ama kendisine yardımcı olabilecek tecrübeli isimler yok etrafında, sır gibi sakladığı yönetim listesinde de o tarz isimler taa en başından beri yoktu, Ali Koç’un da tecrübesi yok, anlık reflekslerle sorun çözmeye çalışıyor, çok da hata yapıyor, kontrolü yitirmiş durumda.. Fenerbahçe vites boşta gidiyor. Ali Koç direksiyondayım zannediyor kendini.. Ali Koç ve Ersun Yanal hariç içinde bulunulan durumdan endişe duyan birileri var mı o kulüpte merak ediyorum.. Olsa, camiada başka bir hava hakim olurdu. Nasıl olsa küme düşmeyiz gibi bir hava var hala camiada, sahaya da yansıyor.. Çok yanıltıcı bir hava.. Sivas maçında şans Fenerbahçenin yanındaydı..3 puan alınamamış olsaydı bugün medya ne konuşuyordu siz onu düşünün.. Zor maçlar bekliyor Fenerbahçe’yi,  Soldado’nun yenilen golden bir dakika sonra attığı gol Fenerbahçe’yi kümede tutan gol oldu büyük ihtimal..

 

Neyse biz önümüze bakalım.. Vizyoner başkanın son numarası da bağış kampanyası oldu.. Slimani için mi, Ayew için mi, güzel Müslüman kardeşimiz Benzia için mi para verecek bu taraftar pek anlamadım işin o kısmını. Takımın hali ortada da, memleketin de hali ortada. Toplanan paralar ne Serdar Aziz’in Maldivler tatiline yeter ne de Tolga Ciğerci’nin hastane masraflarına!.

 

Caminin imamı genel giderlerin çokluğundan, bağışların yetersizliğinden fazlasıyla hayıflanınca, Temel de demiş ya, zarar ediyorsak kapatalım o. zaman. İşte öyle abuk bir durum var, kumbaradaki paralara geldi sıra, süper bir fikir de, vizyon bunun neresinde?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: bruno.monte@abcspor.com

twitter: @BrunoMonte1907

YORUMLAR