BİR İNANÇLAR MÜSABAKASI: SPORDA TOTEMİN YERİ

13/10/2018          

Bir İnançlar Müsabakası : Sporda Totemin Yeri

‘Bir milli maç akşamıydı. Ordan oraya koşturuyor, atkısını arıyordu evin her köşesinde karış karış Veli; arkadaşlarıyla mahalleye geri dönerken asla skor yorumu yapmıyordu Ali… Evlerin anneleri de televizyon önünden geçmesin diye kapıları tutmuştu babalar…’

Herkese ne kadar da tanıdık ve sıcak gelen anılar, belki de sürekli gerçekleşen sahneler hayatımızdan. Kimisine göre bir ritüel kimisine göre bir heyecan ve bazısı için tüm maçın sonucunu etkileyecek bir enerji akımı.

‘Totem ya totem… Direkt kendisinden bahsediyorum. Hani vardır ya bazı inançlarımız, bir adımını yanlış atarsak ters gider o arzularımız… Bazen evden belli bir adımla çıkmaktır, bazen bir sınava uğurlu bilekliğinizi takmak, bazen varacağınız yere giderken kulaklığınızdaki ritmin tam vardığınız an sona ermesidir. O bilekliği yanlış kolunuza taktıysanız sınav güzel geçmez, müzik bitmeden varacağınız yere varmak günü güzel geçirtmez.

Sporda da öyle bir his işte. Kimimiz için takımın uğurlu atkısını boynuna dolamadan çıkmamaktır sahaya, geçmemektir televizyon karşısına. Tüm ev ahali bir olur, çaylar termosa alınır. Ekran başından kalkıp da bir çay almaya gitmek her defasında atılan golü kaçırmanıza sebep olur. Sahada tezahürat hep bir ağızdan olmaz, ritmi sağlayamazsanız takımın performansı yetersiz kalır, sırf o yüzden mağlubiyet gelmiştir. Tek yürek olmak, tek enerji olmak bakidir böyle zamanlarda.

En çok da sporda görülür bu tuhaf ama can yakmayan, heyecan da veren ama işe yarıyor mu cidden bilinmeyen inanç. Aslında ‘totem’ diye adlandırdığımız bu batıl inanç ya da uğur dizileri kızılderili kabile kültüründen gelen manevi öneme sahip olduğuna inanılan ve onun bir amblem olarak benimsendiği doğal bir nesne inancına dayanır. Herhangi bir objeye yüklediğimiz spiritüel anlamlardır. Spor pek çok kesim ve ideolojik anlayıştan insanları tek bir çatıda birleştiren bir varlık olarak yerini bulurken, bu ‘totem’ler de her türlü sporun taraftarı olan bu farklı kesimleri birleştirmenin en güzel araçlarından biridir.

Kimliğiniz ve yaşantınız üzerinden yanınızda oturan arkadaşınızla ne tartışırsanız tartışın, bir futbol maçında forvet oyuncusu topu almış önüne, ceza sahasına koşuyorsa, gol geliyor diye elleri ve ayakları kilitler, birlikte gözleri kapatır, tüm enerjinizi o topa verirsiniz. Totemdir işte, o an sizi birbirinize bağlayan ve hatta o an o müsabakayı nereden olursa olsun izleyen binleri bağlayan enerjidir işte. Gerçekten bu enerji var mıdır, aktarılır mı ve etkiler mi ne olacağını bilinmez ama bu enerjinin en büyük gerçekliği ve en önemli başarısı o anlığına da olsa birleştirici bir yaklaşıma fırsat sağlamasıdır.

Fal gibidir totem, inanmayız ama içten içe de ümit ederiz belki çıkar diye. İnanmasak da uygulamaktan geri kalamayız. Çünkü ya tutarsa?

Şans oyunu oynamak gibidir belki de totem, milyonda bir ihtimaldir bilirsiniz, yıllarınızı verirsiniz aynı sayılara ama size çıkmaz. Peki tam da vazgeçtiğiniz gün… Ya çıkarsa? Öyledir işte…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: berna.armagan@abcspor.com

twitter: @bernarmagan

YORUMLAR