WHAT CAN SERGEN DO SOMETIMES?

Ünlü Türk büyüğü Imperatore’nin doyumsuz İngilizcesinden feyz alarak mevzuya girersek bu akşam Beşiktaş sanırım futbolun gerektirdiği her şeyi yaptı ama maalesef sonunda yine Beşiktaşlığını yaptı ve farklı kazanabileceği maçı berabere bitirdi. Şaşırdım mı? Tabii ki hayır çünkü Beşiktaşlı olmak zaten bu tür şokları beraberinde getirir, yani ortada şaşıracak bir durum yoktur. Her maçta istatistiklerde ayrı rekorlar kırarak yenilmek veya berabere kalmak bu takımın DNA’sında mevcuttur, yeni bir şey değildir.

Maçtan önce Beşiktaş çarşıdaki coşku ve stadın dolu olması beni galibiyet konusunda epey umutlandırmıştı doğrusu. Sergen hocanın getirdiği hava her yerde hissediliyordu çünkü taraftar uzun süredir güneşli günlere hasret kalmıştı. Nitekim maçın başlangıcı da bu beklentileri karşılar gibiydi. Ancak sonrasında Atiba’ya yapılan faulün arkasından erken gelen Trabzon golü rakibin kapanmasına ve Beşiktaş’ın amansızca baskı kurmasına zemin hazırladı. Ne var ki Başakşehir maçına benzer bir baskıydı bu da. Yani bol pozisyon, az heyecan ve mükemmel bir kaleci performansı ile sonuç getirmeyen bir abluka. En büyük fark ise zaten Sergen Yalçın geldiğinden beri üst düzeyde seyreden istek ve coşkunun her geçen dakika taraftarın da itici gücüyle tavan yapmasıydı. Nitekim, yenik durumda olmamıza ve bu kadar beceriksizliğe rağmen golün er veya geç geleceği konusunda içimde herhangi bir şüphe yoktu. Bu arada attığı golden sonra yaklaşık 70 dakika boyunca rakip kaleye hiç gelmeyen veya gelemeyen ligin flaş takımı Trabzonspor’u bu halde görmek beni daha çok şaşırttı.

Ikinci yarıyla birlikte Beşiktaş rakibi o kadar sürklase etmeye devam etti ki artık gol atamamak neredeyse imkansız hale gelmişti. Zaten akabinde Boateng ve Vida Uğurcan’a rağmen iki gol atınca tribünler de kendinden geçti. Sonrasında 3. veya 4. golü bulabileceği pozisyonlar da yakaladı Beşiktaş ama N’Koudou, Boyd ve özellikle de Diaby bunları cömertçe harcadılar. Diaby için artık hiçbir söz sarf etmek istemiyorum. Sanırım Sergen hoca maçtan sonra Karius’un gelecek sezon Beşiktaş’ta olmayacağının müjdesini vermiş, aynı müjdeyi tez zamanda Diaby için de diliyorum. Maçın bitmesine 2 dakika kala yenilen gol ise tam bir Beşiktaş klasiğiydi, onunla ilgili de herhangi bir söz sarf etmek istemiyorum. Sonuçta alınan 1 puanın Beşiktaş’a hiçbir faydası yok ama oynanan futbol gelecek sezon Sergen Yalçın’ın elinde biraz daha düzgün bir kadroyla neler yapabileceğini göstermesi açısından çok önemli. Eğer bu 1 puanın muhtelif sarı renkliler yerine Trabzon’un şampiyonluğuna faydası olacaksa ona da bir itirazım yok ayrıca.

Ancak daha önceki yıllarda Quaresma’ya yapılan itme, çekme, vurma ve bilumum faulden sonra bunlar cezasız kalınca ve kendisi çıldırıp da rakibe ayarsız tepkilerde bulununca nasıl ki acımasızca cezalandırılıyordu, aynı standardı Sörloth’a karşı da görmek isterdik. Eğer Quaresma standartları uygulansaydı Sörloth en az beş hafta oynamayacaktı. Trabzon’un ilk golünde de yaptığı faulü tabii ki VAR’da oturan Kadıköy kasabı Ali Palabıyık’tan beklemek büyük saflık olurdu, o da beklentileri boşa çıkarmadı ve Fırat Aydınus’u uyarmadı.

Muhtemelen eksik maçını kazanarak ligin lideri olacak Trabzonspor’a karşı bu akşam çok üstün oynayan takıma, hocaya ve yönetime destek vermek bu sezonun kalanı için yapılabilecek en olumlu iş olacaktır bence. Ahlar vahlarla, keşkelerle kayıplar geri gelmeyeceği için hiç olmazsa gelecek sezonun temellerini şimdiden atmamız lazım. Kalan maçlarda ise şampiyonluğu belirleyecek kilit takım olarak bu akşamki gibi oynarsak ben şahsen hakkımı helal ederim.

mail: gorkem.isik@abcspor.com

twitter: @gorkem7305

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz